• 04 Ağustos 2015, Salı 0:00
MuharremBalatekin

Muharrem Balatekin

SAYIN VALİM. KERMES REZALETİNE KİM DUR DİYECEK!!!

Kaç kere yazdık. Ama kimse dinlemedi. Artık kalemin ucunu biraz daha sivriltmek gerekiyor diye düşünüyorum.

Bizim bildiğimiz masum KERMES olayı, özellikle teknik okullarda el emeği, göz nuru eserleri belirli bir yerde birkaç gün sergilenmesi eserlerin satılması, eserlerden elde edilen gelirleri, okul giderlerine fakir öğrencilere ve eser sahibine katkı temini için kullanılması.

Ya da bir yerleşim biriminin ileri gelenlerinin, eşlerinin yine belirli bir amaca, en önemlisi de okumakta olan öğrencilere yardım amacıyla düzenledikleri bir veya birkaç günlük KERMES lerdir.

Şimdi gelelim Konya’daki kermeslere… Dini bir dernek, örgüt, vakıf adına ne derseniz deyin. Bunlar çarşının en işlek yerinde gelecekte yıkılacak, yada ruhsatsız olan yerleri kaçak olarak yüksek meblağlara kiralıyorlar. Örnek Kayalıpark civarında eski Telekom’un kullandığı bina, yine çarşıda eski Sümer Bank karşısındaki bina… Bunlar bir haftalık falan KERMES değil aylar süren kermesler. Bu ruhsata haiz olmayan yerleri, yine bu ruhsata haiz olmayan derneklere kiralayanlar bu işi merdiven altında yapıyorlar. Alanda verende memnun. Bu tür aylarca süren kermesleri düzenleyenler hep DİNİ kullanıyorlar.

Şimdi gelelim olayın HAKSIZ REKABET boyutuna. Bu, kermesler tavuk dönerden tutun, ev yemekleri, karpuz, kavun, iğne iplik, takım elbise, don fanila, gelinlik, ayakkabı aklınıza ne gelirse satıyorlar. Satılan yiyecekleri hiçbir hijyen kontrolü yok. Kimin pişirdiği, kimin yaptığı belli değil. Bu işler Belediye Zabıtalarının gözü önünde yapılıyor.

Bu kermeslerin hemen yanında lokanta, çay ocağı v.s. dükkânlar var. Zavallıların bu kermesler karşısında uğradıkları maddi kayıp ufak cinsten değil. Dedik ya haksız rekabet diye. Kermese 10 metre mesafede, tavuk döner satan bir esnaf, devlete vergisini veriyor Belediye’ce hijyen kontrolü yapılıyor ruhsat levhası asılı yanında eleman çalıştırıp istihdama katkı sağlıyor. Gelir vergisi stopaj v.s. vergisini ödüyor.                Devletine katkı sağlayıp, devletinin hizmetlerine, yatırımlarına büyük destek veriyor bu küçük esnaf. Bu esnafta Müslüman çok kazanırsa, o da bir insan olarak etrafına yardım ediyor.

Peki bu dini kipse içinde korumalı ve kayırmalı bir şekilde açılan KERMES ler ne yapıyor? Bir kere devletine vergi vermiyor. Fiş yok fatura yok… Vergi giderleri v.s. olmayınca haksız rekabetli daha ucuza satıp. 10 metre ilerideki bütün vatandaşlık görevlerini yapan esnafın EKMEĞİYLE OYNUYOR.

Beyler bu işler Konya’nın göbeğinde herkesin gözü önünde oluyor.

Gelelim işin Dinin boyutuna. Bir esnaf düşünün, dişini tırnağına takıyor, evinin rızkı için dükkân açıyor. Vergisini ödüyor. Zekatıydı, fitresiydi dini vazifelerini de yerine getiriyor. Ha bunu niye söylüyorum, kermes düzenleyenlerin hepsi dini yaklaşımla faaliyet gösteriyor. Yani yasal dükkân açıp vatandaşlık görevlerini yerine getirenlerde müslüman, kermesi düzenleyenlerde müslüman. Ancak bunlar devlete karşı sorumluluklarını yerine getirmedikleri gibi kazandıklarının nereye harcandığı konusu da denetim yok, kontrol yok…

İstanbul Kadıköy de vapurdan inince karşınıza vergi dairesi yani maliye binası gelir. 1970 li yıllarda bu binanın duvarında VERGİLENDİRİLMİŞ KAZANÇ, kutsaldır diye yazardı. 2004 yılında en son İstanbul a gittiğimde aynı yazı duruyordu. Eski müftümüz Şükrü BUĞDAYCI nın yeni müftümüze görevi devrettiğim gün müftülüğe gidip Kermes gelirlerini Helal mi yoksa Haram mı olduğunu sordum. Zira FETVA hattını aradığımda erkek fetvacılar dolu olduğundan beni bayan fetvacılara yönlendirdiler. Kermes olayını anlattığım bayan fetvacı benim anlatımlarından kermes gelirlerini helal olmadığını söylüyordu, bende bunu gazete yazacağımı söyleyince hanım efendi biraz tutuştu beni müftü yardımcılarından birine bağladı. Oda konunun önemli olduğunu telefonda değil bizzat görüşmemiz gerektiğini söyleyince müftülerimizin devir teslim yaptığı güne denk gelen günde gittim. Müftü yardımcımıza da aynı şeyleri söyledi. Hatta olayın şahidi Kulu dan bu devir teslim için gelen bir din görevlisi idi. Soru ona yöneltilince oda ilginç bir cevap verdi. Ben “MİSAFİRİM” dedi.

Aslında herkes biliyordu. Başkalarının ekmeğiyle oynayan, vergisiz, kontrolsüz kazançlar HELAL olamazdı. Benim kitabım KUR’AN ın özüme de aykırıydı. Buradan şu soru çıkıyor. Helalden yana gözükenler, Haramı karşılarına almak istemiyorlar. Haramla mücadele etmek istemiyorlar. Efendim bu dini kurumlarda Kermes düzenleyip elde ettikleri kazancı hayra harcayacaklarını söyleyip kendilerini haklı çıkarmaya çalışabilirler. Bizde onlara deriz ki bırakın bu Kermes işlerini. Yasal yollardan Dükkân açın vergilerinizi verin parayı kazanın nereye harcarsanız harcayın. Başkalarının kazancıyla oynamayın…

Eğer yardım yapılacaksa yine kermes yoluyla değil insanlar hibe yoluyla bu işi yapabilirler.

Bu iş için çalışan dünya kadar dernek var.  Bunlar yardım için dükkanlara bırakılan kumbaralar dahil her şeyi deniyorlar. Bu arada KERMESLERİN açılmasına müsaade edenlere de bir çift sözümüz var. Tavrınızı vergilendirilmiş kazançtan helal kazançtan, yani helal kazançtan yani DEVLETTEN yana koyun. Zira KERMESLERİN kazandığı paranın nereye gittiğini bilmiyorsunuz. Türkiye bir PARALEL yapı skandalı yaşadı.  Onlarda DİNİ ön plana çıkarmışlardı. Kendini İslam zanneden IŞİD. El-Kaide gibi örgütler var. Ey Konya’lı yetkililer gelin bu KERMESLERE müsaade etmeyin.

Kermes konusunda SİVRİSİNEKLİK yaptık olmadı. Davul – Zurna çaldık olmadı. Tabi bunları Konya’yı idare edenler için söylüyorum. Bundan sonra hedef konuyu Başbakan’a Cumhurbaşkanımıza iletmek olacaktır. Allah bizi yolundan şaşırtmasın. Doğrunun yanında yer aldırsın inşallah. Esen kalın.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık