Konya
27 Şubat, 2024, Salı
logo altı
  • DOLAR
    31.14
  • EURO
    33.85
  • ALTIN
    2035.7
  • BIST
    9349.61
  • BTC
    56218.56$

Virüsle Mücadelede HEYECANIMIZI KAYBETTİK!

10 Aralık 2020, Perşembe 09:12

Yazımın başlığı bu! Ama hemen gündeme düşen haberle ilgili birkaç kelam söylemek isterim.

Başakşehir Kulübümüz Paris’te PSG ile şampiyonlar ligi maçı oynayacak. Maç başlıyor, devre oluyor. maçın 4 üncü hakemi Romen Başakşehir yardımcı antrenörü Webo ya ırkçı söylemde bulunuyor. Ortam geriliyor.

PSG ve Başakşehir bu hakemlerle maça çıkmama kararı alıyorlar. Bakınız biz sadece Başakşehir maçına çıkamıyor zannediyorduk, zira televizyon kanallarından bu şekilde haberdar edildik. Ama PSG kulübü de maça çıkmama kararı almış. Irkçılığa karşı ortak tavır alan iki kulübü de kutluyorum.

Siz siz olun, insanların diline, dinine, rengine, ırkına, ibadetine karışmayın. Haddinize değil.

Unutmayın ırkınızı, soyunuzu, renginizi belirleyen yaradan var. Hatta dininizi bile belirleyen yaradandır.

Her dinin ibadet yeri kutsaldır. Bunları değiştirmeyin, yıkmayın, kapatmayın.

Şimdi geliyorum yazımın başlığına. Mart 2020 de virüsün ülkemize ilk ulaştığı günleri ve ilk hasta kaybımızı Sağlık Bakanımızın ağlamaklı olarak ifade edişine.

Henüz ne yapacağımızı bilmiyoruz. Her ağızdan bir ses.

Mücadeleye sıkı sıkı sarıldık. Pazar yerleri girişleri Belediye Zabıta ekiplerince kontrol altında. Emniyet güçlerimiz de var gücüyle çalışıyor. Kontroller yapılıyor.

Lalebahçe Çalıklı Camii yanında küçük bir pazar var. Pazar girişinde polis ve zabıta tarafından karşılanıyorum. Kendimi genç zannetmeme rağmen, fiziki görüntü yaşımı daha fazla gösteriyor olmalı ki, 64 yaşında olduğumu kimliğimi göstererek ispat ediyorum. Maske var pazara böyle giriyorum. Kontroller beni memnun ediyor.

Çarşıda arabamla giderken ki yanım da oğlum var, polis durduruyor yanımda ki oğlumun arka koltuğa geçmesini söylüyor. Eyvallah diyorum. İçimden böyle kontrol olursa biz bu virüsü yeneriz diyorum.

Bir ara maske bekliyoruz, satışı yasak el altından fahiş fiyata maske alıyoruz.

Ardından günlük yaşamda yasaklar geliyor. Gece 22:00 da, 24:00 da yasakların başlayacağı haberi televizyonlarda yayınlanıyor. 2 saatte 2 günlük ihtiyacını giderecek olanların arabalarıyla, yaya olarak dükkanlar önünde uzun kuyruklar, kavgalar… O iki saati yaşayan biriyim. Kaş yapalım derken göz çıkıyor, virüs bayram ediyor.

Sonra açıklamalar geliyor, ekmek satışı sokağına gelecek v.b. rahatlıyoruz.

Sonra ceza uygulamaları geliyor, tabii kurallara uymayanlara. Cahil kesim ki, içinde aydın görünen karanlıklarda var kurallara uymama konusunda ayak diretiyorlar.

Maske, Mesafe, Temizlik sloganı virüse karşı en büyük zaferi sağladığı anlaşılıyor.

Gel gör ki bunu yoza, yobaza nasıl anlatacaksın?

Cezai işlem herhalde birilerinin hoşuna gitmiyor ve iş sonlandırılıyor.

Gittikçe açılıyoruz. Dünya ülkelerine uçaklarla yardım falan yapıyoruz. Eyvallah. Onların virüs karşısında ki acizliğini televizyonlarda gösterip, biz iyiyiz havasına bürünüyoruz.

Sağlık Bakanlığının açıkladığı virüs tablosunu her akşam merakla takip ediyoruz.

Sonra yavaş yavaş rakamlar inandırıcılığını kaybetmeye başlıyor. Etrafımızda ki, ilimizde ki olaylara mı bakalım, yoksa bu rakamlara mı inanalım?

Sonra bir vaka sayısını söylemeyeceğiz, sadece hasta sayısını söyleyeceğiz diyorlar küçültülmüş hasta sayıları, halkı vurdum duymaz yapıyor. Kurallara uymuyorlar, maske takmıyorlar, devleti hiç takmıyorlar.

Virüsle devletin mücadelesi LÜTFEN e takılıyor.

Vakalar arttıkça artıyor. Bazı illerde önüne geçilmiyor. Ancak ısrarla il bazında rakamları açıklamayıp gizliyorlar.

Sonra bir gün vakaları sayı olarak açıklayacağız diyorlar. Zira Dünya Sağlık Örgütü aşı transferini ve yardımlarını vaka sayısına göre yapıyor.

Vaka sayısı açıklanınca o gün, Avrupa’da birinci, Dünya’da dördüncü olduğumuz ortaya çıkıyor. Hani gülme komşuna derler ya! Aynen o duruma gelmişiz.

İl bazında rakamları açıklamayıp, bizi bu hale getirenleri vicdanlarıyla baş başa getiriyoruz.

Sağlık Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı genelge üzerine genelge yayınlıyor.

Toplu ulaşımla ilgili, Pazar yerleri ile ilgili. Heyhaat! Kim duyar artık sizi.

Şehrimizde üç pazara süreli uğrarım. Selçuklu’da ki Hocacihan pazarı, Pazartesi günü kurulur. Meram’da ki Yaka Pazarı, Çarşamba günü kurulur. Yine Meram’da küçük Perşembe günü kurulan Lalebahçe pazarı.

Ne bir zabıta ne bir polis görmedim.

Eğer mazeret, arkadaşlar kontrol etmişler ayrılmışlar ise. Bu pazarlarda, Silahlı Kuvvetlerde ki gibi NÖBET ve DEVRİYE sistemi tahsis edilmelidir. Kurallara uymayanlara, maskesini bir yer hariç her yerine takanlara devlet gücünü, kurallara uyanların hakkını gözetip göstermelidir.

Kısıtlamalar geri geldi, tabii buna kısıtlama derseniz. Bakkal açık, manav açık, AVM açık, yürüyüş mesafesinde olanlar, yasaklı günlerde oralara gidip alışveriş yapacak. Nüfusun yoğun olduğu, apartmanların yoğun olduğu yerde herkes dışarda. Sorarsan bakkala, kasaba gidiyorum diyecekler.

Velhasıl bizde, devlette virüsle mücadelede, heyecanımızı kaybettik. Biz neyse de devlet mücadelede heyecanını kaybetmişse, gidişat çok kötü demektir.

AŞI tek umudumuz, özellikle yaşlıların. İnşallah kısa sürede erişiriz. Esenkalın.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.