Konya
27 Şubat, 2024, Salı
logo altı
  • DOLAR
    31.14
  • EURO
    33.79
  • ALTIN
    2037.2
  • BIST
    9190.41
  • BTC
    57022.5$

OKUMAK CEHALET ALIR…

16 Haziran 2020, Salı 08:55

Eşşeklik baki kalır. Gerçekten hayran olduğum bir deyiş.

Virüslü günlerde, artık virüs yazılarını bırakıp, başka konulara değineyim istiyorum. Yazacak o kadar çok şey var ki. Memleketimde aksayan o kadar çok husus var ki.

Mesela GSM şirketlerinin vatandaşa verdiği sıkıntıyı kendimden örnek vererek anlatayım istiyorum. Olmuyor. Konyalı hemşehrilerim fırsat vermiyor.

İlle de bizi yaz korona virüsü yaz diyorlar. Üç aylık gündemden sıyrılamıyoruz.

Tarih 4 Haziran. Konya’da bir hastane, pandemi hastanesi olarak görevlendiriliyor. Oda Eğitim Araştırma Hastanesinin yazır bölgesinde ki ek tesisleri.

Memnun oluyorum. 1 Hazirandan itibaren normalleşmenin başlamasıyla virüs inşallah şehrimizi, ülkemizi terk edecek diyorum.

Tarih 13 Haziran akşam saatlerinde sosyal medyaya bir haber düşüyor. Konya’da ki bütün hastaneler pandemi hastanesi oldu diyor.

Olay vahim. Konya’da vaka sayısında beklenmeyen artış var.

Bir gazete, Konya’da 3-5 olarak seyreden korona virüs vakaları, bir anda günde 100 vaka sayılarına ulaşıyor diyor. Dolayısı ile bütün hastanelerin pandemi hastanesi olduğu belirtiliyor.

Beklenmeyen bir artış olarak görülmesine rağmen ben bekliyorum. Bu kadar vurdumduymaz, gamsız, kural tanımaz insanların toplandığı şehrimizde vaka artışları veya vaka patlaması yaşanıyor.

Sosyal medyada Konya’da ki artışı paylaşıyorum. Herkes şikâyetçi. Kurallara uyulmadığını özellikle maske takılmadığını, sosyal mesafenin korunmadığından bahisle şikâyet var.

Katılmamak mümkün değil. Bir yorumda da konunun cahillikten kaynaklandığından bahsedilip, virüsten önce cehaletle savaşılmalı diyor. Eyvallah. Ancak itirazımız var. Okumuş, yüksekokul, üniversite bitirmiş. Akademik kariyer yapmış insanlar kurallara uymuyor. Maske takmıyorlar. Konuyu tam olarak cahilliğe bağlamamak gerekir diyorum.

Yazımın başlığı ortaya çıkıyor. “Okumak cehaleti alır, eşşeklik baki kalır” deyişi aklıma geliyor.

Bu şehrin okumuşu da okumamışı da kurallara uymuyor.

NORMALLEŞİRKEN ANORMALLEŞTİK…

Bana göre, ülkeyi idare edenler, erken normalleşme kararı aldılar. Tedbire ve kurallara uyma konusunda tam denetim sağlayamadan, normalleşmeye başladılar.

Bakınız valiliğin aldığı kararla, Konya’da maske takmak zorunlu hale getirildi. Doğru bir karardı. Ama kuralları hiçe sayan, maske takmayan bu kadar insanı nasıl kontrol edeceksiniz? Edemediler de zaten.

Cumartesi Pazar sokağa çıkma kısıtlaması olduğu günlerde, market, bakkal, tatlıcı, fırınlar 10:00-17:00 arası açık denildi. Adamlar bu saatler arası sokaktalar. Sorunca, bakkala gidiyoruz diyorlar.

Denetim elemanı olarak polis ve zabıtanın dışında kamu kurul ve kuruluşlarından bu iş için ek eleman talebi olabilirdi. Onlara da ceza yazma yetkisi verilebilirdi. Özel bir geçici kıyafet giyebilirdi bu denetçiler.

Zira gözlemlediğim, uç mahallelerde herkes hem aracıyla, hem yaya dolaşıp durdular. Kimse kontrol etmedi, edemedi, yetişemedi.

En çok üzüldüğüm 65 yaş üstünün yaşadığı sıkıntılardı. Evden çıkmayan bu insanlara haksızlık yapıldığını düşünüyorum. Sağlık Bakanlığı açıklamasında son bir ayda ölenlerin yüzde 93’ü, 65 yaş üstü. İyi be kardeşim de bu adamlar evdeler, dışarı çıkmıyorlar, nasıl oluyor bu iş? Gençler hiç dikkat etmeyip, kurallara uymadığı için, evde kapalı olan bu yaşlılara virüsü bulaştırdılar.

Virüs taşıyıcılarını kontrol altına alamadık, vesselam.

SÜRÜ BAĞIŞIKLIĞINA DOĞRU…

Virüs İngiltere’de ilk görüldüğünde, tedbir alınmayıp, sürü bağışıklığını sağlamaya çalıştılar. Ancak ölü sayısı hızla artınca, tedbirler almaya başladılar. Yani sürü bağışıklığının bu virüse karşı başarılı olmadığını geçte olsa anladılar.

Türkiye’de de ne oldu da 1 Haziran itibariyle, normalleşme adı altında birden bazı tedbirleri kaldırdılar.

Dolmuşlarda yarı yolcuyla, yan koltuk boş giderken, her koltuğun dolmasını bırakın, ayakta bile yolcu alınabileceği neyin nesi?

Aynı şey şehir içi ulaşımda otobüs, tramvay, Metro’da da geçerli oldu. Bir anda her şeyi değiştirdik.

Şehirlerarası otobüste yan yana maske takılarak seyahat edilebilecek.

Kuaförler, pastaneler, kahvehaneler, kafeler, AVM’ler anlayacağınız her iş yeri fabrikalar açıldı. Servis araçlarında yoğunluk oluştu.

Netice vaka sayıları arttı. İkinci dalga gelir mi diyoruz? İyide birinci dalga bitmedi ki.

Bana göre, normalleşme adı altında kaldırılan yasaklar, çok ani oldu. Virüsün sonu görülmeden normalleştik. Bizi SÜRÜ bağışıklığına doğru sürdüler diyorum. Önümüzde ki bir iki hafta da her şey belli olacak.

Belki katı kurallara ve yasaklara geri döneceğiz.

Sonuç dönüp dolanıp, insana ve onun kurallara uymasına bağlanıyor.

Maske, sosyal mesafe ve özellikle el hijyeni… Kalabalık yerlere uğramamak yerine, kalabalığın oluşmamasını sağlamak devletin görevi olmalı.

Okumuşu, cahili, zır cahili herkes ama herkes kurallara uymalıdır. Orta da bir can var. Sözlerimi ağır bir ithamla bitireceğim. Kim oluşanız olun almadığınız tedbir, uymadığınız kural yüzünden, bir başkasına virüs bulaştırır, oda canını kaybederse siz KATİL siniz. Lamı cimi yok. Başkasını öldürüyorsunuz. İlla silahla değil, virüsle öldürmek cinayetle yargılanma ve ceza alma sebebi olmalıdır.

İnsanlıktan nasibini almayanlara para cezası vermek falan uygun değildir. Zira virüs geçince ilk işiniz bu para cezalarını affetmek olacaktır. Bu ülkenin mağduru, her zaman kurallara uyan, duyarlı vatandaşlar olmuştur. Galiba kaçınılmaz kaderdir.

Güzel günlere erişmek dileğiyle sağlıcakla kalın.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.