Reklamı Geç
BÜYÜKŞEHİR
Konya
04 Mart, 2024, Pazartesi
logo altı
  • DOLAR
    31.49
  • EURO
    34.21
  • ALTIN
    2110.8
  • BIST
    9058.89
  • BTC
    65091.68$

Kültürler Arası Savaşlar, Mutfağa Mı Taşındı?

01 Şubat 2024, Perşembe 00:01
Ateşin bulunmasıyla birlikte insanlar yemeklerini pişirmeye ve lezzetini artırmak amacıyla çeşitli yöntemler geliştirmeye başladılar. Zamanla gelişmeye devam eden yemek kültürü ilk olarak hayvanların kemiklerinden üretilen sonralarında ise metal kaplara dönüşen mutfak gereçlerinin ortaya çıkmasıyla gelişmeye devam etti.
Gerçek anlamda yemek pişirme sanatının temellerinin Mezopotamya’da atıldığı, zaman içinde ise Anadolu ve Çin mutfağı olarak ayrılarak gelişimine devam ettiği ifade edilebilir
Gastronomi, yiyecek ve içeceklerin hijyen ve sanitasyon kuralları çerçevesinde belirli bir sistematik düzen içinde hazırlanarak göz ve damak tadına hitap edecek şekilde sunulduğu yemek kültürü veya yemek sanatı olarak ifade ediliyor.
Yöresel lezzetler, gelenek ve görenekler, beslenme kültürü, pişirme ve hazırlamada kullanılan araç gereçlerin hepsi gastronomi kimlik mirasının oluşumunda çeşitlilik sağlıyor.
Gastronomi turizmi günümüzde gittikçe yaygınlaşan kültür turizmi kapsamında pazara önemli girdiler sağlayıp, ekonomik kalkınmaya katkısı gün geçtikçe artıyor.
Gastronomi trendlerinin yoğunlaştığı, ülkelerin coğrafi işaretli ürünler ile gündeme geldiği, ünlü lezzetlerin ait olduğu coğrafyalar ile ön plana çıkması gastro milliyetçilik kavramını günümüzde daha çok popüler hale getirdi.
Gastromilliyetçilik, her ülkenin kendine ait yemek kültürünü korumaya ve milletlerin kendi yemek kültür ve miraslarını benimsemelerine yönelik bir olgu olarak bir ülkenin kendine özgü ürünleriyle ayrışması için, o ürünlerin milli damga ya da göstergelere sahip olması gerekliliğini özellikle işaret eder.
Bunun oluşabilmesi için ise en temelde ‘‘coğrafi işaretleme’’ yapılmalıdır. Çünkü coğrafi işaret, gastromilliyetçi kimliği ön plana çıkaran uygulamalardan biridir
Coğrafyaların yemek ve mutfak kültürü ulus ülke mutfakları ismi ile uluslararası arenada aranılan lezzetler olarak “gastrodiplomasi” alanında da büyük tanıtımlara vesile olmakta, bazen bir lezzet çeşidinin ismi, ait olduğu ülkenin isminden daha fazla insanların zihninde yer ederek daha fazla dikkat çekebiliyor.
Gastrodiplomasi strateji ve projelerinin bilinen en iyi örneği olarak Tayland kabul ediliyor. Tayland’ın Tai mutfağını dünyaya tanıtmak için1998’de yürütmeye başladığı ‘‘Dünya Mutfağı’’ projesi (Kitchen of the World),gastrodiplomasinin erken dönem uygulamalarının başında geliyor.
Bu proje yemek, sağlık, moda gibi alanlardan hareketle geliştirilmeye çalışılan daha kapsamlı bir projenin, Branding Thailand (‘‘Tayland’ı Markalaştırma’’)’ın önemli bir kolu olarak devam etti.
Tayland, sistematik olarak aşçılık eğitimi vererek ve bilgilendirmelerde bulunarak dünyanın çok farklı yerlerinde Tai‘‘milli’’ mutfağı menüleri sunan restoranların kurulmasına yatırım yaparak‘‘otantik’’ Tai yemeği olarak kabul ettikleri kültür öğelerini tüm dünyaya ihraç etti.
 
Sürecin sonunda, iki binli yılların başında tüm dünyada 3500 Tai restoranından bahsedilirken, 2010’lara gelindiğinde dünya genelinde 8500 Tai restoranına ulaşmışlar. Aynı zamanda bu restoranlar, birer kültür elçisi olarak da çalışıyorlar.
Gastrodiplomasi tüm dünyada, ülkelerin yemek kültürünü uluslararası küresel düzlemde toplumların o ülkeye olan algısını değiştirmek ve ülkenin tanıtımı için önemli bir enstrüman olarak kullanılıyor.
Gastrodiplomasi ile ülkelerin, geleneksel yiyeceklerini dünyaya ulusal mutfak kültürü formunda ihraç ederek ekonomik katma değer elde ettiklerini de göz ardı etmemek gerekir.
Gastrodiplomasi artık kültürel diplomaside bir tür strateji geliştirici olarak yerini almıştır. Kavram yeni olsa da uygulamada insanlık tarihi kadar eskidir. Ticaret, coğrafi keşifler, teknolojik gelişmelerle uluslararası insan hareketliliği, hele de internetin hayatın bir parçası haline gelmesiyle kültürel transferler hızlanmıştır.
Dünyanın dört bir tarafında Çin mahallelerinin ya da “Küçük İtalya”ların kurulduğunu ve sahip oldukları etki potansiyelinin büyüklüğünü düşünelim. Bahsi geçen tüm örneklerin toplum içinde diğer kültürlere gösterilen olumsuz tavrın ortadan kalkmasına katkı sağlayıp yemek üzerinden geliştirilen kimlik yaklaşımını mümkün kılabileceği söylenebilir.
Uluslararası arenada kamuoyu algısını pozitif yönde değiştirmek, ülke imajını ve markasını geliştirmek amacıyla bu ülkelerde yürütülen gastrodiplomasi kampanyaları; siyasi ve ekonomik olarak yeterli güce sahip olmayan bu orta güç ülkelerinin küresel anlamda kendilerini gösterebilmeleri için ciddi bir fırsat yaratmıştır.
Bu başarılı girişimlerin kamuoyunu etkilediğini, ülke imajını ve ülke ile ilgili algıların olumlu yönde değişmesinde rol oynadığını söylemek mümkündür
Dolayısıyla lezzet dünyasında kendini ön sıralara yerleştirenlerin, tüm dünyanın kalplerini kazandıkları aşikardır
Sonuç olarak gastrocoğrafya olarak başlayan akım, gastromilliyetçilikle birlikte toplumları etkileme, kültürün transfer edilmesi gibi konulara dönüşmüş  vaziyette.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.