Konya
27 Şubat, 2024, Salı
logo altı
  • DOLAR
    31.13
  • EURO
    33.83
  • ALTIN
    2035.3
  • BIST
    9334.13
  • BTC
    56206.13$

KONTROLLÜ NORMALLEŞME BU MU?

20 Mayıs 2021, Perşembe 09:44

17 Mayıs günü, uzun bir kapanmanın ardından, kontrollü normalleşmeye geçtik.

29 Nisan günü başlayıp, 17 Mayıs günü sona eren kapanmaya da TAM kapanma demiştik.

Uygulamalar isimleriyle bağdaşmıyor. Neyse uzatmayalım, 17 Mayıstan itibaren uygulanacak “Kontrollü Normalleşme” ile ilgili yoğun bir İç İşleri Bakanlığı açıklaması oldu. Unutulanlar ilave edildi.

Anladığım kadarıyla yavaş yavaş sektör bazında açılacaktık.

17 Mayıs günü, çift aşısını olmuş birinin taşıdığı mutlulukla, bahçeme yöneldim. Kasaptan kedi ve köpek maması aldım, tam yola koyulacağım arabadan keskin bir benzin kokusu gelmeye başladı.

Aracım tüple çalışıyor ama benzin kokuyor. Daha önce benzinli bir aracımı yakmış birinin tecrübesiyle, tamircinin yolunu tuttuk. Hortum gevremiş kaçırıyor. Hallettik.

Yolumuza devam ettik. Bu 18 günlük sürecimde, kediler için komşuma ve özellikle oğluna yeteri kadar mama bırakmıştım.

Kediler beni unutmamış. Aracımın sesini duyup kapı önüne koştular.

Birde bir arazide yaşayan başıboş köpekler var. Onların bölgesine gittim. Orada hiç köpek yok. Payları alıp belirli bölgeye bırakmak için aracımdan inince, çalılar arasından çıktılar, onlar beni ben onları unutmadım.

Köpeklerde son zamanlar da inanılmaz bir ürkeklik var. Halk rahatsız olduğu için belediyeye şikayet ediyorlar, onlarda yakalayabildiklerini barınağa götürüyorlar. Ürkeklik bundan olsa gerek.

Kontrollü normalleşmeden nerelere geldik. 17 Mayıs günü araç ve insan trafiği çok yoğun. Gözlüklerim kırılmıştı. Araçla çarşıya gidemeyeceğimi anlayınca, Nalçacı’dan yürüyerek çarşıya gitmeye karar verdim.

Karatay medresesi arkasında insanlar yeşil alanı park yapmışlar, adeta piknik yapıyorlar.

Sonra eski yıkılan Teksas Pavyon’un oradan Kız Öğretmen okulu (eski) sokağına doğru baktım. Çay ocakları açık. Dışarıda masalara oturulmuş, ileride bir çay ocağı kılıklı yer var. İçeriye oturmuşlar, sigara tüttürüyorlar.

Kabak çiçeği gibi açılmışız. Ne arayan ne soran var. Bu gözlemlerime yol boyunca devam ettim. Ha bu arada unuttum, aracımın tamiri için sanayiye gittim demiştim. Sanayiye maske uğramamış. Aracını tamir ettiren kişiler maskeli, tamirciler maske ve mesafeden bir haberler.

Şimdi gelelim şu “kontrol” kelimesine. Konya olarak pek kontrol ve denetim görmedik desem yalan olmaz. Hani bir şeyin iyi mi kötü mü olduğunu numune alarak, tadarak bakar ve karar veririz ya. Bizim kontrol ve denetimler numune usulü. Ya da Ankara’dan yayınlanan yarın bütün yurtta şu kadar kişilerle denetim yapılacak, açıklamasıyla yaparız bu denetimleri.

Mesleğim olan askerlikte bir düstur vardır. “Kontrol güvene mani değildir”. İşin içinde can meselesi olunca, yoğun bir kontrol gerekir. Bu kontrol, kişilere güvenmenize mani değildir. Sizin göremediğinizi başka biri görebilir, düzeltir can ve canlar kurtulur.

İşte bu yüzden diyorum denetim ve kontrol şart diye. Toplu ulaşımla ilgili açıklama yapıyorsunuz, yok yüzde elli kapasite olacak, ayakta yolcu olmayacak  v.s v.s. Denetim olmayınca işler lafta kalıyor. Virüsün en yoğun bulaştığı toplu ulaşım kanayan bir yara olmaya, sonunda can almaya devam ediyor. Hayırlısı diyeceğim, pek hayır gözükmüyor.

EĞİTİM BAKANI ÖĞRETMENLERİ HATIRLADI…

Okullar açılsın da açılsın, yüz yüze eğitim başlasın da başlasın, köy okulları tamamen açılsın da açılsın. Eyvallah. Defalarca yazdık. Sen öğretmenini virüsten koruyabilecek misin? Koskoca “Hayır” dedik. Öğretmenlerini aşılatmayan bir bakan. Öğretmenlerden can kayıpları oldu. Miktarı Bakan açıklamalıdır.

18 Mayıs itibariyle, 40 yaş üzeri öğretmenlerin aşılanacağı bilgisi ulaştı. Bu bir müjde olamaz. Gecikmiş bir uygulama olsa gerek.

Bağışıklık kazanılmadan, daha ilk doz aşıyla öğretmenleri sahaya sürerler. Eğitimi yapacak ilave zamanı buluruz ama giden “Canı” geri getiremeyiz dedik. Siz tercihinizi eğitimden yana koydunuz.

KONU YİNE AŞI!

Her gün aşı ithali sözleşmesi yapıyoruz. Efendim nüfusumuzun üç katı aşı sözleşmesi yaptık. İyi de kardeşim ne zaman? Haziran sonu şu kadar aşı gelecek, asıl yüklü aşı Ağustos, Eylül, Ekim de gelecek.

Şöyle konuşmaları hatırlıyorum. Biz şimdiye kadar aşı işini halletmiştik hatta yerli aşıyı üretmiştik, vatandaşın hizmetine sunmuştuk.

Şu kesin. Aşı teminin de yaya kaldık. Daha yeni tüm ağırlığımızı yeni yeni aşıya verir olduk. Kendimizi bu konuda kesinlikle başarısız kabul etmiyoruz.

Aşı en önemli konuydu. Büyük düşünen devletler aşı işini halledip açılmaya başladılar.

Aşının gecikmesiyle her gün iki yüzün üzerinde canlar kaybediyoruz.

Vefat eden vatandaşımın geciken, Eylül de falan gelecek aşısını, mezarının üzerine gömün. Hemide iki doz.

YENİ ANAYASA MESELESİ…

Efendim mevcut anayasayı beğenmiyoruz. Neresini beğenmiyoruz? Efendim bu anayasa darbecilerin anayasası.

Bu anayasa darbe döneminde yapılmış olabilir ama yapanlar başta Anayasacı Prof. Orhan ALDIKAÇTI (rahmetli) olmak üzere bir anayasa hukukçuları tarafından yapılmıştır.

Önce MHP, Sonra AKP, son olarak CHP anayasa taslağı hazırladıklarını beyan ettiler. Yani anlayacağınız “Parti” anayasası ürettiler.

Biz halk olarak, anayasanın nasıl yapılacağını bilenlerdeniz. Ortak mutabakat olmadan anayasa yapılmaz.

Bu konuya ilerde ki yazılarımda değineceğim.

Ancak hemen belirteyim, biz virüsle, canımızla uğraşırken nasıl geçineceğiz, yarınımız ne olacak derken siz bizi “Cambaza Bakın” diye oyalamayın.

Güzel günler uzakta olsa, bir gün gelecek. Esen kalın.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.