Konya
28 Şubat, 2024, Çarşamba
logo altı
  • DOLAR
    31.18
  • EURO
    33.74
  • ALTIN
    2031.6
  • BIST
    9192.52
  • BTC
    59326.5$

İSTİFA ETME HAKKI…

14 Ocak 2021, Perşembe 09:29

Bu yazıyı çok önce yazacaktım. Ancak sayın Bakan Berat ALBAYRAK’ın istifa etmesiyle rafa kaldırmıştım. Bugün yeniden başlığıma aldım.

Nedir istifa? Bir mevki, makam ve kurumda görevdesiniz. Bir hata yaptınız, dile düştünüz elinizde istifa gibi bir hak var.

Bir haksızlığa uğradınız, hakarete uğradınız, yine istifa gibi hak var. Başarılısınız, çekemeyenlerin iftirasına uğradınız, mücadele edeceksiniz. Pes etmeyeceksiniz.

Bir haksızlığa uğradınız dedim, ülkemde o kadar çok haksızlık var ki. Eskiden sürgün dediğimiz ülkemin mahrumiyet yerine tayin edilirsiniz, istifa edersiniz.

Bazen de kendi inisiyatifiniz dışında istifaya zorlanırsınız.

İstifa etmek genellikle sizin elinizde olmasına rağmen dedik ya bazen zorlanırsınız.

İstifa tek taraflıdır. Kabul edilmemesi diye bir şey yoktur. Ama sizde sözde istifa edip, göreve devam etmeyi isterseniz kabul edilmemesi canınıza minnettir.

İstifa bazen onur, şeref ve haysiyetinizi kurtarmak için bir fırsattır. Tutunacağınız bir daldır.

Bazen de onur, şeref ve haysiyet yoksunluğunun göstergesidir.

Batı ve Uzakdoğu’da sık görülen bir uygulamadır. İstifa…

Başarısız olanlar, yüz kızartıcı suç işleyenler hemen istifa yolunu seçerler. Bizde istifa müessesesi pek yoğun kullanılmaz.

Bakınız bazılarınızın istifa hakkı varken bazılarınız bu haktan yoksundur.

Pandemi döneminde ağır çalışma şartlarını ve riski bahane ederek istifa etmek isteyen sağlık çalışanlarının önüne, istifa yasaklanarak geçilmeye çalışılmıştır, doğrudur.

Bazı mesleklerde istifa hakkı ancak mecburi hizmetten sonra gerçekleşebilir.

Silahlı Kuvvetleri örnek verelim. 15 yıl zorunlu çalışmadan istifa edemezsiniz. Zira sizin yerinizi dolduracak yedeğiniz hemen yoktur. Bundan dolayı istifa hakkınızı ancak mecburi hizmetten sonra kullanabilirsiniz. Buda bildiğim kadarıyla 15 yıldır. Sözleşmeli personel bu uygulamanın dışındadır. Sözleşmesi bitince ayrılabilirler veya sözleşmesi uzatılmazsa istekleri dışında ayrılırlar.

SİLAHLI KUVVETLERDE BİR ANIM…

İnsan onuruyla, şerefiyle, haysiyetiyle, edebiyle yaşamalıdır. Bu şartlar ortadan kalkarsa insanlığınızın anlamı kalmaz. Silahlı Kuvvetlerde mecburi hizmetiniz dolmadan ayrılırsanız hapis dahil maddi olarak da birtakım müeyyidelerle karşılaşırsınız, haklı olarak.

Askerlik anılarımdan bahsetmeyi, anlatmayı pek sevmem. Ama bazen örnek için hayatınızdan bir kesit anlatmanız gerekebilir. İnsan olmak, onuruyla, gururuyla yaşamak o kadar kolay olmasa gerek. Bazen bedel ödersiniz.

Yıl 1989 ve 90… Çorlu’da 61. Topçu Alayı 2. Topçu Tb. Kh ve Sıv Bl. K’lığı yapan bir yüzbaşıyım.

Çorlu’ya Güneydoğu’dan geldim. Askerlerimi muharebeye hazırlamak için ne varsa yaparım. Cumartesi Pazar demem gönüllü çalışırım. Birliğimde askerlik yapan erler için, benim eğitimim zordur.

Ama görevimi “Allah aşkı” için yaparım. Askerlerime güzel yemek çıkması için rahat uyumaları için elimden geleni yaparım. Askerlerimin dertleri de benim dertlerim olur. Onların sivil hayattaki dertlerini maddiyatsızlıklarını çözmeye çalışırım.

Hediye kabul etmem, adaletli olmaya çok özen gösteririm. Haksızlığa tahammülüm yoktur. Bu konuda üst ve amirlerimle gerekirse mücadele ederim.

Gelelim anıma… Yıl 1989 veya 1990… Çorlu’dayım. Bahsettiğim gibi Kh ve Srv. Bl. Komutanı bir yüzbaşıyım.

Bir pazartesi sabahı, yaşadığım olaydır.

1. Ordu Komutanımız Orgeneral Muhittin FİSÜNOĞLU’dur. Daha önce Çorlu’da 5. Kolordu Komutanlığı da yapan Muhittin FİSÜNOĞLU komutanımız Çorlu’da ki birlikleri çok iyi bilir. Eğitime çok önem verir sık sık eğitim doktrinleri yayınlar. Yeni eğitim yılına hazırlık yaptığımız bir gün birliğimize arka kapıdan girer ve doğrudan benim Bölüğümün önünde aracıyla durur.

Hemen koşup onun istediği gibi bir tekmil veririm. Birliğin bu saatte ne eğitimi yapıyor der. Bende yanılmıyorsam on bir kısım var ve yedi saat eğitimden toplam 77 saat eğitim saati vardır. Topçu bataryalarından üç dört kısım olduğu için onlar kısımların ne eğitim yapacağını akılda tutabilirler ama ben 77 saati her gün aklımda tutamam.

Müsaade ederseniz defterime bir bakayım derim. Sen defterine bakacaksan bu iş bitti der. Yerde kar vardır. Sulusepen gibi yağmıştı. Sen birliğinle spor bile yapmamışsın der. Bunun üzerine bu yağışta spor yapan tek birlik benim, pentatlon sahasında ayak izlerimiz görebilirsiniz derim.

Komutanım bu spor yapma işini reddederek, beni yalancılıkla suçlar. Bir Fisünoğlu paşam, emir subayı ve bir ben varım.

Komutanım! Ben TÜRK Subayıyım, yalan söylemem, o sözünüzü geri alın derim. Eliyle git, uzaklaş der gibi bir işaret yapar. Peşine takılırım Komutanım o sözünüzü geri alın derim.

Bu sırada Tümen Komutanımı ve Kur. Alb. Topçu Alay Komutanımız olay yerine gelirler, isimlerini zikretmek istemiyorum. Fisünoğlu paşam, bir yüzbaşı karşıma çıkardınız bir dövmediği kaldı der, arabasına biner ve gider.

Tümen Komutanıma ve Alay Komutanıma olayı anlatırım. Sinirlerim gerilmiştir onlara da ben Türk subayıyım yalan söylemem derim.

Onurumun ve gururumun kırıldığını hissederim.  İstifa hakkım henüz dolmamıştır. Dolsa aç kalacağımı bile bilsem istifa edeceğim.

Yaptığım davranış, 1. Ordu Birliklerine yayınlanan emirle, ismimin de açıklanmasıyla bildirildi.

Üzülürüm. Alay Komutanımız beni iyi tanır. Nasıl çalışkan bir subay olduğumu bilir. Ordu komutanımıza içinde sivillerinde olduğu bir heyet ziyarette bulunup, benimle ilgili güzel şeyler söylerler bu benim gıyabımdadır haberim yoktur. Ordu Komutanımız da madem bu yüzbaşıyı bu kadar methediyorsunuz, üç ay sonra gelip sadece onun bölüğünü denetleyeceğim der.

Başarısızlık benim dünyamda yoktur, tabii benim ellerime bağlı olan konularda.

O üç ay Ordu komutanlığımızın geçmişte yayınladığı bütün emirleri uygulayabilecek konuma gelmek için yoğun çalışmayla son bulur.

Ve üç ay sonra Komutanımız benim birliğimi muharebe şartlarında görmek ister. Daha önce yayınladığı emirlerin hepsini görür. Birliği topla der bana toplarım. Birliğime arkamı döndürüp sorular sorar. Askerleri tanıyıp tanımadığımı anlamak ister. Hepsine cevap veririm. Bir erimin en son ne zaman revire çıktığını sorar. Gülümserim. Tabur Komutanım benim ne yapabileceğimi bildiği için yüzüyle yapma diye işaret eder. Hatırlayamadım derim. Hatırlasan iyi olur der.

Sonra benzin pompasında ki askerime bir durum verir. Onun davranışlarını ve mükemmeliyetini görür ve sadece beni yanına çağırır.

Sen bahsettikleri kadar delikanlı bir subaymışsın, bir önceki geldiğimi ve söyledikleri mi itibara alma der ve arabasına binip gider.

Hemen Tümen Komutanımız ve alay Komutanlarımız beni çağırıp, Ordu Komutanımızın bana ne dediğini sorarlar. Pek bir şey söylemek istemem, denetleme iyi geçmiş derim.

Ben birliğime teşekkür ederim. Allah’ıma da şükrederim. Onurum, gururun, itibarım bana göre zirvededir. Onlara dokundurtmadım, dokundurtmam.

Hani konu istifadan açıldı ya. Yıllar sonra çoğu askerlerimle sosyal medyadan, telefonla görüşürüz. Tekrar Allah’ıma şükrediyorum.

Hepinize sağlıklı günler diliyorum.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.