Konya
19 Nisan, 2024, Cuma
  • DOLAR
    32.64
  • EURO
    34.87
  • ALTIN
    2495.3
  • BIST
    9524.59
  • BTC
    63685.04$

İNSAN OLMAK YETMİYOR MU?

26 Şubat 2024, Pazartesi 00:01
İNSAN OLMAK NE GÜZEL!..
       İnsan, nasıl bir varlık olduğunu, nereden gelip nereye gittiğini ve bu dünyaya niçin geldiğini bilecek ve kâinatın sırlarını keşfedecek bir istidat ve kabiliyette yaratılmış eşsiz, mümtaz, mükerrem ve muhteşem bir varlıktır.
       İnsanın asıl şeref ve haysiyeti, onun beden güzelliğinde veya dünyevi zenginliğinde aramak büyük bir hatadır. Onun asıl kıymet ve değeri, maneviyatı ruhunda aramak daha doğru arayış olacağı muhakkaktır.  
       Vücut ve onu meydana getiren azaların değeri ve güzelliği, hiç şüphesiz insanın ruhuna fayda verdikleri ve hizmet ettikleri nispette ortaya çıkar. İnsani meziyetlerden mahrum olan bir kişinin böyle bir şerefe nail olmasından söz edilemez.
       Nitekim, bütün insanlığın rehberi olan ve yaşantısıyla bütün insani değerleri fevkalade bir şekilde hayatında yaşayan ve yaşatan Peygamber Efendimiz (a.s.m) “Allah sizin suretlerinize değil, kalplerinize ve amellerinize bakar.” buyurarak bu gerçeği bize ifade etmektedirler.
       İnsanın akıl sahibi bir varlık olması her ne kadar diğer bütün varlıklardan ayıran en önemli bir üstünlük ve meziyet olsa da, aslında kendini ilim ve irfandan, insani değerlerden uzak tuttuğunda hayvanlıktan çok düşük bir mertebeye girme tehlikesi vardır.
      
       İNSAN OLMAK NE GÜZEL!..
        İnsan sadece yeme, içme ve zevk etmek, keyif sürmek için yaratılmadığı bütün istidat ve kabiliyetleri adeta bağırıyorlar. Çünkü insan, adeta kendisine verilen kabiliyetlerle bu dünyaya sığmıyor. Adeta daha ulvî maksatlar ve gayelere ayarlı bir yaratılış özelliği kendisini bütün haşmetiyle arz-ı endam ediyor…
       İnsan en başta, akıl ve idrak sahibi bir mahluktur. En başta düşündüğünü ifade eden ve bu konuda yeri geldiğinde o işin gerçekleşmesi için gayret sarf eden, sonuçlarından dolayı sevinen ve üzülen bir varlıktır.
       İnsanlık tarihi, insanı değişik zamanlarda farklı kriterlerle tarif etmiştir. Eflatun ilk defa insanı, “iki ayak üstünde yürüyen tüysüz bir canlı” şeklinde tarif eder. Daha sonraları Aristo ise, “hayvan- natık” (konuşan canlı) olarak tarif eder.
       İslam alimleri ise “İnsan, şu kâinat ağacının en son ve en kapsamlı meyvesi, çekirdeği ve kâinat sarayının en mükemmel misafiri, diğer bütün varlıklar üzerinde tasarrufa sahip en istidatlı ve güzel bir varlığıdır.” şeklinde tarif etmişler.
      Hatta insanı, Allah’ın en şerefli mahluku, en sevgili muhatabı, Cenabı Hakkın isimlerinin en kapsamlı aynası, kâinatın ve bütün mahlukatın yaratılış sebebi ve arzın halifesi olarak görmüşlerdir.
 
        İNSAN OLMAK NE GÜZEL!..
        İnsan ve kâinat ayrı birer âlem olarak ele alınmaktadır. Kâinat büyük âlem olarak değerlendirilirken, küçük âlem olarak da yani, kâinatın özeti ve küçültülmüş hali olarak insan nazara verilmektedir.
        Kâinat ve insanda aynı kanunlar cereyan etmektedir. Her iki âlemde Allah’ın varlık ve birliğini, azamet ve kudretini gösteren nihayetsiz delillerle ispat etmekte; adeta Allah’ın birliğine şahit olmaktadırlar.
        Kâinatın yaratılmasından asıl maksat insan olduğundan, Rabbimiz, kâinatta olan her şeyi, insanın istifadesine sunmuştur. Mesela, güneşi insanın gözüne, havayı insanın ciğerlerine, bütün gıdaları midesine, tatlıları diline, bütün kokuları ise, burnuna göre terbiye etmiştir.
        Böylece insan, bütün bu nimetlerden istifade edebilsin ve kendisine verilen bu duygu, his ve kabiliyetler ile Cenabı Hakkın varlığını ve birliğini, kudret ve azametini hakkıyla tefekkür etsin ve buna göre hareket edebilsin.
        İNSAN OLMAK NE GÜZEL!..
        İnsan, kâinatın yaratılış sebebi, en son ve en mükemmel meyvesidir. Evet, ağaca yapılan bütün hizmet, meyvesi içindir. Kâinatın en mükemmel meyvesi ve özeti olan insanda bütün âlemlerin numuneleri vardır.
        Kâinat büyük bir kitaptır, insan ise onu okuyacak bir istidat ve kabiliyette yaratılmıştır. Böylece insan her hadiseyi ve olayı yorumlayacak, değerlendirecek bir durumdadır. Adeta her olayda söz hakkı kendisine verilmiş gibidir.
        Kâinatta ne kadar güzellik ve nakış varsa hepsinin sebebi insandır. İnsan nazik ve nazenin bir varlık olarak yaratılmıştır. Sevdiklerinin güzel hallerinden zevk ve lezzet aldığı gibi, onların üzüntülü ve kederli durumlarından da elem ve üzüntü duyar.
        Her şey ile alakadar ve ihtiyaçları nihayetsiz olan insan, evini nasıl seviyorsa koca dünyayı da öyle sever. Hem nasıl ki küçük bahçesini sever, öyle de hadsiz ebedî cenneti dahi bütün arzularıyla sever…
         İNSAN ANCAK EBEDİLEŞEREK MUTLU OLABİLİR…
         EBEDİ HAYATTAN BAŞKA HİÇBİR DEĞER İNSANI GÜLDÜRMEZ…
         “İNSAN ANCAK ALLAH’I ZİKREDEREK TATMİN OLABİLİR”
          HEP BERABER İNSANÎ YOLCULUĞA ÇIKMAK ŞART!..

Yorumlar

  • yorum avatar
    Ali ihsan
    27-02-2024 13:52

    Ellerinize düşüncelerinize sağlık.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.