Konya
28 Şubat, 2024, Çarşamba
logo altı
  • DOLAR
    31.18
  • EURO
    33.74
  • ALTIN
    2031.6
  • BIST
    9192.52
  • BTC
    59326.5$

HOŞGELDİN MÜBAREK AY RAMAZAN!

13 Nisan 2021, Salı 10:24

Bir ramazan ayına daha eriştiren Rabbimize şükürler olsun.

Nice ramazanlar gördük. Eski ramazanlar diyeceğim, tadı damağımızda kalan ramazanlar.

Konya Televizyonunda, üç yıl önce eski ramazanlarla ilgili program yapmıştık. Hatıralarımı anlatırken, büyük mutluluk yaşamıştım. Mahallemizde komşu kadınların imece usulü kestiği erişte ve döktüğü şehriye… Evet erişte kesilir, şehriye dökülür, kadınların marifetli ellerinden.

1960’lı yıllar Nalçacı’da eski Bağkur’un olduğu yerde bahçeli evimiz. Maden kömürünü kırarak yaktığımız sıcacık sobalı kerpiç evimiz. İki katlı.

Sahurda rahmetli annem, tereyağlı şehriye pilavı yapardı, kokusu burnumda tüter. Yanında hep limonata…

Babam bu menüyü çok severdi rahmetli bizde öyle… Kahvaltılı sahur henüz bizim mahalleye ulaşmamıştı.

Mahallede saati olmayan evler vardı. Davulcu imdada yetişirdi. Ve hatta elektriği olmayan evler. Gaz lambası imdadımızdı aydınlık için…

Kışa gelen ramazanlarda, kar yoğun yağardı o yıllarda.

Yemek pişirme aracımız “Gaz Ocağı” idi. Gaz yağı bakkallarda satılır, ispirto da yanında. Gaz ocağının pompası vasıtasıyla gaz buharlaştırılır, ispirto ilk yanma esnasında yemleme olarak kullanılırdı.

En büyük sıkıntı gaz ocağının gaz püskürten memesinin sık sık tıkanmasıydı. Bunun için özel gaz ocağı iğneleri vardı. O iğne vasıtasıyla tıkanıklık giderilirdi.

Sadece gaz ocağını saymayalım. Evin dışında çalı çırpı odunla yaktığımız ocaklar ve ayrıca tandırlar vardı.

Bahçeli evin vazgeçilmezleriydi. Rahmetli annemin ocakta saatlerce uğraşıp, ters düz ettiği “Su Böreği” ni burada anlatmam mümkün değil…

Şanslıydık evimizde çeşme vardı. Çeşmesi olmayanlar, kadınların bir araya gelip haberleşme yaptığı, fikir alışverişinde bulunduğu (Dedikodu demiyorum) sokak çeşmesini kullanırlardı. Eskinin bakır güğümleriyle evlerine su stoklarlardı. Plastik yoktu ki bidon olsun, pet şişe olsun.

Bizim evde çeşme vardı, var olmasına da dışarıdaydı, bahçedeydi yani.

Eski evlerin, tuvaletleri de çeşmeleri de dışarıdaydı.

Rahmetli annem biz sahuru yapıp, yatınca o dışarıda buz gibi havada, gaz ocağında ısıttığı sıcak suyla, bulaşıkları yıkardı.

Unutmadan ailemden yıllar önce ebediyete intikal eden, Annem, Babam ve iki ablamı rahmetle yad ediyorum. Mekanları cennettir inşallah. Fatihamı hiç eksik etmem. Kabirlerini elimden geldiğince ziyaret ederim.

Eski ramazanları, eskiyi anlatan yazılarımı da, yazarken bir hüzün çöker içime. Evet yazıyorum ama film şeridi gibi bir sürü yaşadığım şeyler gözümün önüne gelir, gözlerim yaşarır.

Ben size bir hususu anlatırken, yüzlercesini de gözümün önüne getiririm.

Geldik bir mübarek Ramazan ayına daha.

Geçen yılı da Kovid virüslü geçirmiştik bu yılı da Kovid virüsüyle geçireceğiz. Mücadele ederek demiyorum. Pek mücadele etmiyoruz.

BİZ BU KOVİDİ YENEMEYİZ

8 Nisan Perşembe günü alışveriş için çarşıdayım. Malum ramazan önü.

Aziziye camii’nin kıblesinde yeni bir dükkân açılış yapıyor. Benim tabirimle “cıncık, boncuk”. Herhalde adına Züccaciye diyorlar.

Dükkanın önü, içi anormal kalabalık. Maske, mesafe hak getire. Manzarayı görünce şaşırdım. Bir dostum yanıma yaklaştı. Biraz evvel polis geldi, gitti dedi.

Polis gelmiş, gitmiş ve bunlar hala böyle satış, alışveriş yapıyorlarsa yandık dedim.

Polis gelecek, orayı kapatmadan gidecek.

Bunları görünce ümidim kalmadı. Bir dostum anlattı, geçen yağmur yağdı, Cuma namazı kıldık içeride dedi. Normal saftaydık, mesafe filan yok eskisinden beter dedi.

Dün bir dostum aradı, oğlunun kovidden yattığını söyledi. Muhtemelem camiden, Cuma namazı esnasında kapabileceğini söyledi dedi babası.

Hafta içinde eski sanayiye gittim. Aracın elektrik arızası için.

İki kardeş oto elektrikçiler, yıllardır tanırım. Bir kardeş var öteki yok. Nerede dedim. Evde dedi. Virüsten karantinadalar dedi. Hayırdır dedim. Çocuk okuldan getirmiş dedi.

Bahçeli, iki katlı şehre biraz uzak sapa yerde evleri var. İki kardeş Konya tabiriyle altlı üstlü otururlar. Eşim dostumdan virüse bulaşmayan yok…

EĞİTİM NE ALEMDE?

Dikkat ederseniz milli eğitim demiyorum. Eğitimin süratle özelleşmesi sonucu bana göre, eğitimin milliliği kalmadı.

Sayın Bakan eğitimin kapılarını ardına kadar açık tutmaya çabalıyor. Eğitimin açık tutulmasının bana göre gayesi “PARA”.

Efendim çocuklarımız eğitimsiz kalmasın. Eyvallah. Eyvallah da, virüs ne olacak?

Çocuklara virüs pek etki etmiyor. Ama onlar iyi bir “taşıyıcı ve bulaştırıcı”.

Öğretmenler ne olacak? Bakanımız köy öğretmenlerini aşıladık diyor. Sadece gülüyorum. Sayın Bakanım siz bu bilgiyi nereden aldınız? Bu bilgi kesinlikle gerçeği yansıtmıyor.

Planlı eğitim daha okullar açılmadan, öğretmenlerini aşılar, antikor oluşturacak süre geçer ve okullar öyle açılır.

Öğretmenlerimiz değerlidir, onların canları, herkesinki gibi çok değerlidir. Bir öğretmenin canını kaybetmesinin vebalini kim taşıyacak?

1 milyon, yüz elli bin öğretmenimiz sadece 85 bini aşılanmış. Yazık çok yazık.

Ha ilave edeyim, özellikle özel okullarımız, öğrencilere yüz yüze ders vermenin dışında, veli toplantıları yapıyorlar. Sebebini bilirsiniz.

Öğretmenleri aşılamadan bir yere varamazsınız. Kapatın okulları. Can kayıpları olmasın. Bakalım toplantılardan ne çıkacak.

Dün yaşadığım bir olayı da aktarmadan geçemeyeceğim. Şehir Merkezinde Ramazan arifesinde bisiklet yarışları için yolları kapatanlara ne sözümüz olabilir ki?

Allah'ın günümü bitti? Şehir içinde hiç yakışık almadı.

Esen kalın. Hayırlı ramazanlar.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.