Konya
19 Nisan, 2024, Cuma
  • DOLAR
    32.64
  • EURO
    34.87
  • ALTIN
    2495.3
  • BIST
    9524.59
  • BTC
    63685.04$

COĞRAFYAMIZ YARALI

14 Şubat 2024, Çarşamba 00:01
Kardeşlerimiz eli kolu bağlı mahkûm bir vaziyette. Sıkışmış dar bir alanda ve Dünya sadece seyrediyor bu zalimane vahşeti. Kan kusan Müslümanlar, kan kusan Gazze. Sessiz kalan hatta bunca gücüne rağmen batının kuklasına ram olmuş yöneticilerin baskısı altında gözyaşlarını içine akıtan Müslüman dünyası halkı.
1948 yılı Yahudi Siyonizm’inin kurulduğu ve İngiltere’nin önünü açtığı İsrail Devletinin kuruluş yılı. Ne acıdır ki bu Siyonist katilleri ilk tanıyan ülkelerin içerisinde bizde varız. İslam zihniyet dünyasına ve kendi öz asli değerlerine düşman olan bir zihniyetten başka bir hareket beklemek elbet imkânsızdı. Herkes tıynetinde olanı yapmak ve yerine getirmekle mükellef addediliyor. Bizimkilerde rollerine en uygun böyle yapmışlar.
Kurulduğu yıldan beri batının sanki borcunu ödercesine ve onlara suçluymuş gibi hissettirmesine neden olan gelişmelerin seyrinde maalesef batı dünyası hep Yahudi zihniyetinden yana tavır koydu bugün Almanya’nın açıktan desteğini ilan etmesi gibi. Sanırım Almanlar ırkçılık fantezilerinin kendilerine yüklediği vebal borçlarını vicdanlarında ödeme kararı aldılar.
İslam Dünyasında da Filistinliler toprak sattı gibi iddialar dolaşsa da evet baskı altına alınan ve ağır vergi ödeme yükü getirilen Arap aileler İngiliz ve Yahudi baskısı karşısında ellerindeki topraklarını bırakmak zorunda kalmışlar yani türlü oyun ve hileler ve vergi yüksek rakamları karşısında zayıf ve güçsüz bırakılıp zorla o topraklarından ayrılmaları sağlanmıştır Siyonist Yahudilerce.
Batı Filistinliyi bilerek iki kampa ayırdı. Gazze ve Batı Şeria. Batılı evangelist Hristiyanlarında bu cetvelle çizimlerinde büyük payları vardır. Onlar asla uygar bağımsız bir Müslüman devletinin olmasını istemiyorlar. Bugün kü coğrafya ya baktığımızda da aynı uygulamaları görebiliriz. Tüm Orta Doğu coğrafyası liderleri ya İngiltere ya ABD gözetim ve denetimi altında. Eğer onlara petrol gelirlerinden büyük paylar vermeseler hiç biri ayakta ve hayatta kalamaz. Mesela Türkiye’de gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetinde batının suçlu olarak düşündüğü Suudilerin Veliahdına karşı batı niye olayın üzerine gitmek istemedi? Çünkü babasının oğlu prens efendi, ABD’ye yüklü miktarda ödeme yaptı ve konuyu fazla eşelemeden şimdilik üzerini kapattırdı. Yalnız ABD bu menfaat ve göz yumma kartını, her zaman Suudiler üzerinde kullanacaktır.
Şimdi tekrar Gazze’ye dönecek olursak, Hamas ve El Fetih iki grubun etkin olduğu bir saha var burada. Hükümet Hamas’ta. Devlet Başkanı Mahmut Abbas El Fetih üyesi. Lakin etkin ve faal bir kişiliği yok. Hatta El Fetih bir zamanlar Rusçu ve Sosyalist bir örgüttü.1970’li yıllarda Türk ve Kürt Marksistlere eğitim vermiş, Abdullah Öcalan bir müddet El Bekaa vadisinde batılılardan destek ve yardım görmüş.
Bunlar bizim tarihi geçmişimizde lakin hafızamızda kayıtlı elbet. Lakin biz Türkiye olarak daima ve her zaman Gazze ve Filistin halkının yanındayız ve olmaya da devam edeceğimiz. Bu bizim için tarihin yüklediği en önemli bir misyon hatta görevdir.
Filistin halkı biliyor ki Orta Doğu’da barışın, istikrarın ve güvenin yolu, yol haritası Türkiye’dir. Evet, Türkiye yardım yapıyor fakat Türkiye’nin de bu kayan zeminde dengeleri sağlam kurması ve çok hassas davranması gerekir. Bu coğrafya gerçekten çok farklı. Ne Kafkasya, Ne Balkanlar nede başka bir coğrafya mesela Keşmir, Orta Doğu coğrafyası gibi değildir. Şimdi bu coğrafyamız aylardır saldırı ve katliama tabi tutuluyor. BM kararlarına uymayan bir Siyonizm ve dünyaya felaket saçan bir İsrail Zulmü ve sözde demokrat insan haklarını savunan ahlaksız batı dünyası var karşımızda. Güney Afrika Cumhuriyetinin cesaretle açtığı davaya, katliama dair belgeleri sunan Türkiye olunca, Siyonist Yahudi iyice kudurmaya başladı. Türkiye’nin peş peşe operasyonları ile yakalanan MOSSAD ajanları, İsrail’in bakış açısının ne olduğunu yansıtan en büyük delildir.
Şimdi zorla sürgüne gönderilmeye çalışılan ve zulme tabi tutulan, tehcire zorlanan bu kardeşlerimize kol kanat olmak boynumuzun borcudur. Gazze düşerse İslam Dünyası düşer. Irak ve Suriye’de el birliği ile her şeyi yıkan batı Yahudi’nin önünü açarken, bizim geçmişte aramıza sokulan ayrılık ekilen ve gerilimlere yol açan bu senaryolara uymayarak Mısır ile ilişkilerimizi Sisi döneminde de yeniden düzeltmek zorundayız. Sisi her ne kadar batı kuklası olsa da onu tamamen batının kucağına atmamamız gerekir. Tıpkı Azerbaycan’da olduğu gibi. Eğer Türkiye Azerbaycan halkına ve İlham Aliyev’e sahip çıkıp onu belli bir hizaya ve kardeşlik eksenine yöneltmeseydi, şimdi Azerbaycan tamamen Rusya’nın kucağında olurdu.
Filistin’de halkı bir arada tutacak olan cefakâr ve fedakâr Gazzeli Batı Şeria’lı analar bacılar olacaktır. Bunca zorluğa, darlığa, hastalığa, yoksulluğa, zulme, savaş felaketini yaşamasına rağmen, oğlunu evladını eşini kızını en yakınını kocasını anasını atasını babasını şehit vermesine rağmen o kutsal topraklarda en zorluklar altında duruluyorsa bu annelerin basiret ve fedakârlığında yatmaktadır.
Allah’ım Gazze’de İslam ruhu ve güneşini söndürme. Sen Yücesin, Kudret sahibisin. Bizlere yardım eyle. Âmin.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.