Konya
27 Şubat, 2024, Salı
logo altı
  • DOLAR
    31.13
  • EURO
    33.83
  • ALTIN
    2035.3
  • BIST
    9334.13
  • BTC
    56206.13$

BİZ ADALETİ İLKOKULDA ÖĞRENDİK

08 Aralık 2020, Salı 09:23

Evet biz adaleti ilk okulda öğrendik. Sadece adaleti mi? sevgiyi, saygıyı, doğayı, güzellikleri hep ilk okulda öğrendik.

Duvara asılı olan “Mevsimler Tablosu” hala gözümün önündedir.

Son günlerde herkes hukuktan, adaletten bahseder oldu. İstedik ki biz de iki kelam edelim.

İlkokul birinci sınıftayız. Sene 1963. Sınıf başkanı seçeceğiz. Tabii okul açıldı bir süre geçti. Arkadaşlarla birbirimizi tanımaya başladık.

Okuma yazmayı öğrenmeden, sınıf başkanı seçtik. Seçtik diyorum, atanmadı. İstese öğretmen, sen başkansın diyebileceği kimseler var. Ama seçim yapıldı.

Ben o gün bu gündür insanların seçimle aldığı kararlara saygılıyım yanlış da olsa…

Öğretmen başkan olmak isteyenlerin ismini tahtaya yazdı. El kaldırarak oy verdik. Açık oylamaydı. En çok oyu alan sınıf başkanı oldu.

Aslında bu seçim demokrasinin temeliydi. Zira bizi yönetecek kişiyi biz seçtik.

Demokrasi deyince birkaç şey söylemeden geçemeyeceğim. Klasik bir tanımı vardır. “Halkın kendi kendini idare etmesi” diye. Eyvallah. Ancak giderek farklı şeyler yapmaya başladık. Demokrasi çok sesliliktir, çok adaylılıktır ve nihayet hazım rejimidir. Ben demokrasilerde göreve gelenlerin sürekli “Atama” ile göreve gelmelerine karşıyım.

Bakın üzüldüğüm bir şey var. Rektör atamaları. Daha önce bir Cumhurbaşkanımız, üniversitesinden iki oy alan rektörü atamıştı. Muhalefette iken benim gibi bu atamaların adaletsiz olduğunu düşünenler, iktidar olunca aynı şeye devam ederler.

Doğrusu nedir? O üniversite özgür bir seçimle Rektörünü seçer. Aynı ilk okulda sınıf başkanımızı seçtiğimiz gibi. Sırayla fazla oy alanlar rektör yardımcısı falan olurlar.

Ben bütün kurumların özerk olmasını ve de her işlerini seçimle görmelerini isterim. Atanan kişi, atayana karşı “Ahde Vefa” duygusuna kapılıyor.

Efendim vekiller seçiliyor, belediye başkanları seçiliyor. Biz seçileni seçiyoruz. Bu seçimler test soruları gibi “Çoktan Seçmeli” olmalıdır. Her parti birden fazla adayı ön seçimle belirlemeli ve bizde onlardan birini seçmeliyiz.

Tek adayla girilen seçimler insanı güldürür sadece. Siz birini seçip önümüze koyacaksınız, bizde tek aday olduğu için “Mecburen” ona oy vereceğiz. Adam bir oy da alsa seçilecek bin oyda…

Tek adayı önümüze koyacaksınız ikinci adayın çıkmasını da engelleyeceksiniz. Yapmayın yahuu… Pek hoş değil. Konuyu nereye getireceğim.

RTÜK KARARLARINDA İSABETLİ Mİ?

Radyo Televizyon Üst Kurulu diye bir kurul var. Yine atamayla oluşturulmuş, iktidar ve muhalefetin atamalarıyla meydana gelen kurum. Tabii sütün kaymağı iktidarda. Bir açıkoturum programında, konuklardan biri orduya hakaret içeren bie söz söyledi, ama HABERTÜRK televizyonuna kapama ve para cezası geldi. Bence kanala değil söylene kanun önünde hesap vermelidir. Olmadı beyler. Demokratik ülkelerde, bu tip olaylara bağımsız yargı bakmalı varsa cezayı o kesmelidir.

Şöyle hafızamı yokluyorum. Yine bir kanala hanımefendi çıkıyor. Kimlere ne yapacaklarını, rakip gördükleri komşularının isimleri, silah, mermi falan filan, tehditler.

Kanala da, kadına da bir şey olmuyor. Yanılmıyorsam hanımefendinin mahkemesi devam ediyor olabilir.

Bu yüzyıl da onu yasakla kapat bunu yasakla para cezası ver…

Onun için her kurumun seçimle oluşmasını isterim.

Keyfiyete dayalı bir hukuk sistemi olamaz. Ben sevmediğim birine ceza verilsin memnun olayım. İster adaletli olsun ister olmasın. Sevdiğim birine ceza verilsin, basayım yaygarayı bu adaletsiz diye.

Doğru tekdir. Adalet bu doğruyu bulmak zorundadır. Terazinin kefesinde vicdan, doğruluk ve yasalar olmalı, öbür kefede de işlenen suç.

Hukuk sistemi bu dengeyi kurmak zorundadır.

Biz doğruyu adaleti mutlaka biliriz. Yeter ki bunları uygulayacak yüreğimiz olsun.

DÜŞÜNÜP, TUTASINIZ DİYE…

Her Cuma günü, hutbede Nahl suresi 90 ncı ayet okunur. Hep bu sureyi düşünürüm. Niye hep aynı sure aynı ayet. Bakınız bu ayet ne diyor. “Haberiniz olsun ki Allah size Adaleti, ihsanı ve yakınlığı olana vermeyi emrediyor. Kötülüklerden, fenalıklardan, azgınlıktan yasaklıyor. Düşünüp tutasınız diye öğüt veriyor.” Daha fazla kelama gerek yok! Adaletli olacaksınız. Yardım edeceksiniz yakınlarınıza. Her türlüğü kötülüğü, fenalığı, azgınlığı yasaklıyor. Evet bize akıl vermiş. En büyük nimetlerden biri. Düşüneceğiz ve doğru karar vereceğiz.

Her meslek her kurum, özellikle her devlet ADALETLİ olacak.

Kul hakkı, haram, iftira içimizi çürüten duyguların başında gelir.

BEKLENTİLERİMİZ…

Zor günlerden geçiyoruz. Virüslü günleri yaşıyoruz. Kayıplarımız oluyor. maddi manevi sıkıntılarımız var. Psikolojimiz bozuldu.

Bizi idare edenlere, idare etmek için aday olanlara, kurumlara, kuruluşlara, derneklere, odalara, borsalara, sendikalara, vakıflara sesleniyoruz. Adını sayamadıklarımıza sesleniyoruz.

Yahu bizleri yani bu halkı hiç düşünmüyor musunuz? Beklentilerimizin başında gelen dilinizi sevgi ve muhabbete alıştırın. Nedir bu kin? Nedir bu öfke? Neyi paylaşamıyorsunuz?

Bütün saydığım kurum ve kuruluşlara sesleniyorum. Adaletten yana, doğrudan yana Haktan yana, haklıdan yana tavır koyun. Bu kadar siyasetin içine girip, görüşünüzü ortaya koymak zorundamısınız?

Çoğumuz canımızla, hastalığımızla, geçimimizle, dertlerimizle boğuşuyoruz. Dedim ya zor günlerden geçiyoruz. Ne olur biraz insaf! Güzel günlere erişmek duasıyla esen kalın.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.