Konya
27 Şubat, 2024, Salı
logo altı
  • DOLAR
    31.14
  • EURO
    33.79
  • ALTIN
    2037.2
  • BIST
    9190.41
  • BTC
    57022.5$

BENİM DERDİM, BEN DEĞİLİM!

06 Nisan 2021, Salı 08:28

Yaklaşık 16-17 senedir aynı gazetemde köşe yazarlığı yaparım.

Eğer misafir kalem olarak da yazdığım hatırlanırsa yaklaşık 20 yıldır yazarım.

Ara sıra ara verdiğim de olmuştur. Ama yeniden dönüş gecikmemiştir.

Yazarken, yazdıklarımdan en çok ben etkilenirim.

Benim derdim, ben değilim!

Benim derdim insanlık!

Benim derdim ülkem, milletim!

Benim derdim vatan sevgim!

Benim derdim adalet!

Benim derdim ücretler için sosyal adalet!

Benim derdim kul hakkı yememe!

Benim derdim haram yememe!

Benim derdim, tüyü bitmemiş yetimin hakkını yedirmeme!

Benim derdim, canlarını verip bu vatanı bizlere bırakanlara layık olma!

Benim derdim, bu ülkede kimse aç olmasın!

Benim derdim sevgi, hoşgörü!

Benim derdim tatlı dil!

Benim derdim saygı, hoş muhabbet!

Benim derdim sağlık, güzellik!

Benim derdim………!

Benim derdim………!

Benim derdim hiç ben olmadı. Benim derdim terk edilmiş köpekler, kediler oldu.

Sıcacık evimizde mışıl mışıl uyurken, karda kışta kıyamette vatanını bekleyen güvenlik güçlerimiz oldu.

İnsan olup, derdi olmayan var mı?

Size bir şey söyleyeyim mi? benim asıl derdimi, yaradanıma layık güzel bir kul olabilmek. Kulum ben senden razıyım belgesi alabilmek, velhasıl bütün mücadelem iyi bir insan olabilmek ve iyi insanlarla karşılaşmak.

Kovid-19 bu işlerin üzerine tuz biber oldu. Bu kalem herkesi göreve çağırdı virüsle mücadelede.

Maske takmamakta ısrar edenleri mi ararsınız, hem de satıcı ben maske takmam diyor, sosyal mesafeyi hiç takmayanları mı arasınız, bu ikisi olmayınca temizliğinde olmayacağı kanaati hasıl oluyor.

Çok canlar yitirdik. Yakın dostlarımızı kaybettik. Onların belki de hiç günahı yoktu. Kurallara riayet etmeyen biri virüsü bulaştırdı.

Demiştim ki; kurallara uymayıp virüsü başkasına bulaştıranlar ve onun ölümüne sebep olanlar “katildir” demiştim.

Dün bir Fransız paylaşımı okudum. Fransa’da biri sosyal medyada paylaşmış, aktarayım gülün.

Fransa’da doktorlarımız halkın yüzde ellisini evde oturmaya ve kurallara uymaya ikna etti, diğer yarısını da veterinerlerimiz ikna etmeye çalışıyor.

İşte işin özeti bu!

Virüs rakamlarını gördünüz! 7 binlerden, 40 bini aşıp, 50 bine yaklaşan vaka sayımız. Vefat sayımız, hasta sayımız, artık SOS veriyor.

Açıldık güya, öyle bir açıldık ki Konya tabiriyle “Kabak çiçeği gibi” açıldık.

Kalabalık toplantılar, toplu ulaşımlar, açılan okullar, hiç kapanmayan kıpkırmızı yerdeki köy okulları…

Velhasıl “Can” tercihimizi güncelleyemedik. Virüsün seyahatine, yer değiştirmesine göz yumduk.

Aşı imdadımıza yetişti diyeceğim oda çare değil. Ne kadar antikor oluşturduğu belli değil. Ne kadar süre etkili oda belli değil.

İki aşısını da olup, virüs bulaşması sonucu vefat eden hekim akla gelince veya diğer vefat edenler akla gelince aşı konusunda tereddüt oluşuyor.

Ramazan geliyor. Tedbirlerin, kısıtlamaların arttırılması lazım. Ama inanıyorum yine iftar sofralarında, kardeş, anne- baba, akraba kaçak olarak bulunacak ve aile içi bulaş patlama yapacaktır.

Bir küçük ihmal ve dikkatsizlik ölümle sonuçlanıyor. Acaba insanlar neden laftan anlamıyorlar. Genlerine başka canlıların genimi karışmış.

Ramazan’la ilgili de teferruatlı yazılarımız olacak. Onu da önümüzde ki haftaya bırakalım.

ÜLKEMİN GÜNDEMİ!

O kadar çok değişiyor ve değiştiriliyor ki, yetişemiyoruz adeta. Artık bu ülkede herkes konuşuyor, herkes derken kimlerin olduğu belli.

Üzerine vazife olmadığı halde birileri konuşuyor. Bakalım kimler konuşacak daha.

Bir sabah uyanıyorsunuz, 104 emekli amiral bir internet sitesinden, Montrö boğazlar anlaşması ile ilgili bir bildiri yayınlıyorlar.

Öbür sabah uyanıyorsunuz 104 amiral hakkında göz altı kararı çıkıyor. 10’u göz altına alınıyor 4’ü yaş haddinden göz altına alınmıyor.

Bu konuda hiçbir yorum yapmayacağım. Zira lehte ve aleyhte idarecilerden, sorumlu olanlardan olmayanlardan yüzlerce yorum alacaksınız.

Televizyonlar ekranlarını yine her şeyi, her konuyu bilenlere açacak.

Gerileceğiz de gerileceğiz.

Hiç konuşmaması gerekenler konuşacak, olan benim ülkeme ve benim insanıma olacak. Bir iki hafta belki günden bu olacak.

Yazık! Benim bir önceki yazılarımdan birinin başlığı “BİZ BUNLARI HAKETMİYORUZ” idi. Evet bu konuda da aynı şeyi söyleyeceğim.

Söze ve yoruma gerek yok. Tek güvencem her zaman olduğu gibi, her zaman söylediğim gibi “İLAHİ ADALET”!. Rabbim ülkemizi ve milletimiz korusun. Sağlıcakla kalın.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.