Konya
19 Nisan, 2024, Cuma
  • DOLAR
    32.64
  • EURO
    34.87
  • ALTIN
    2495.3
  • BIST
    9524.59
  • BTC
    63685.04$

ÂN’I YAŞA

01 Mart 2024, Cuma 00:01
Âdem (as)’ın yeryüzüne indirilmesiyle başladı insanoğlunun imtihanı. Yeri geldi kaçtı o imtihandan, yeri geldi kazandı veya kaybetti. Ama bazı anlar oldu ki ne yapacağını, ne yöne gideceğini şaşırır oldu insan. İşte o zamanlarda da yalnız bırakmadı Yaradan. Muhakkak bir ipucu koydu bulunduğumuz halin çıkışını işaret eden.
Kabil, yeryüzünün ilk kanını döktü kardeşi Habil’in nefesini kestiğinde. Ne yapacağını şaşırmıştı sonrasında. Görmemişti ki hiç daha önce ölen bir insan. Ne yapılırdı ki? Çaresizlik ve korku içerisinde bakınmaya başladığında Allah gösterdi işareti bir karga ile. Bu durum ayeti kerimede şöyle anlatılır; “Allah, kardeşinin ölüsünü nasıl gömeceğini göstermek üzere, ona yeri eşeleyen bir karga gönderdi. "Bana yazıklar olsun! Kardeşimin ölüsünü örtmek için bu karga kadar olmaktan aciz kaldım" dedi de ettiğine yananlardan oldu.” (Maide 31)
Bir çıkış yolu aradı ve buldu. Buradaki sır aramakta. Bekleyerek sabır olmaz. Bekleyerek çıkış yolu aranmaz.
Sabır bir muma benzer. Işık tutar yol gösterir. Mumu ele almakla yola çıkılmış olmaz. Ama o ele alınmadan da yola düşülmez. Sabrın ışığında yola düşüp gitmeye başladın mı, işte o zaman bu aramaktır.
Peki, bu arayış içerisinde aradığımızı bulma yolunda ne yapacağız? Mesele basit. O an ne yapmamız gerekiyorsa onu. O an sorumluluğumuz neyse onu yapacağız. Ne diyordu dilsiz kulların, tekraren bize öğretici olduğu kıssada?
Hamile bir ceylanın doğum sancısı başlar ve rahat doğum yapmak için, ormanın uzak bir köşesine gider. Nehrin kenarında, doğum yapacağı esnada, bir anda gök gürler, şimşek çakar ve ormana yıldırımın düşmesiyle ormanda büyük bir yangın çıkar. Ceylan, yangından uzaklaşmak için sağına döner, bir bakar ki, ona ok atmak için bekleyen bir avcı var. Bu sefer soluna döner, ancak o tarafta da aç bir aslanın kendisini yemek için pusuda beklediğini görür. Ceylan bir kıskacın içinde kalmıştır. Ya avcının okuna teslim olacak, ya aç olan aslana yem olacak, ya da yanan ormanda kül olup gidecektir. Dört bir yanı tehlikeyle doludur ceylanın.  Tehlikenin ortasında, hiçbir yere kaçışı ve yapacak bir şeyi olmayan ceylan, hem hamile hem de zayıf olmasına rağmen, Rabbine sığınır ve gücünün yettiğini yapmaya yani doğumunu gerçekleştirmeye karar verir. Ceylan gözlerini kapatmış doğumunun gerçekleşmesini beklerken, okunu atmaya hazırlanan avcının yakınlarına bir anda yıldırım düşer. Düşen yıldırımdan etkilenen avcının yayından çıkan ok, yön değiştirerek aslana isabet eder. Aslan oracıkta ölür. Yağan yağmur ise kısa sürede yanan ormanı söndürür. Ve ceylan sağ salim doğumunu yaparak kurtulur.
Hayatımızda çok sıkıntılarımız olabilir. Gücümüzü zorlayan imtihanlar, beynimizi düşünce cümbüşüne çeviren dertlerimiz olabilir. Buna karşılık önümüzde iki seçenek var. Ya mücadeleyi bırakıp, teslim olup pes edeceğiz. Ya da neyi yapmaya gücümüz yetiyorsa layıkıyla onu yapıp gerisini işin sahibine bırakacağız.
Düşünme yarını! Yaşadığın ana odaklan ki onu da heba etme. Gelecek hakkında çok düşünmek, Yaratana olan tevekkülün azlığına işarettir.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.