Emine BARAN
[email protected]
ANIN İÇİNDEYSEN, HAYATIN İÇİNDESİN
İçinde bulunduğun coğrafyayı, doğduğun aileyi, geliştiğin sosyal çevreyi, kurduğun arkadaşlıkları, aldığın eğitimleri ve bugüne kadar geçtiğin yolları düşün. Sonra kendine şu soruyu sor: Dünyanın bu büyük serüveninde ben bu günün bu çağın hangi parçasını tamamlıyorum? Şu anın hangi parçasında varım?
OLDUĞUN ŞEYİ ÇEKERSİN
Bir önceki yazımda inançların hayatımızı nasıl şekillendirdiğinden bahsetmiştim. Çünkü insan, çoğunlukla istediğini değil; kendisi hakkında inandığını yaşar. Bugün bu düşünceyi bir adım daha ileri taşımak istiyorum. Hayatta gerçekleşen birçok şeyin temelinde yalnızca dilemek değil, olmak vardır.
İNANDIĞIN KADARSIN
İnsan, çoğu zaman yaşadığı olaylardan değil; o olaylara yüklediği anlamlardan oluşur. Kim olduğunu belirleyen şey yalnızca geçmişi değil, kendisi hakkında taşıdığı inançlardır. Belki de hayatımızdaki en büyük görünmez güç, her gün farkında olmadan tekrar ettiğimiz “ben buyum” cümlesidir.
SENİNLE DEĞİL GEÇMİŞİMLE KONUŞUYORUM
İletişimde Zaman Yolculuğu Hiç karşındaki kişiye bir şey anlatırken aslında seni tam olarak dinlemediğini hissettin mi? Ya da tam tersine, biri sana bir şey söylerken senin aklın çoktan geçmiş bir tartışmaya ya da çocukluk anısına gitmiş olabilir mi?
BAŞARININ YOLU: KADINLAR VENÜS’TEN, ERKEKLER MARS’TAN
Bir ağaç düşünün; güçlü ve sağlam kökleri toprağın altında, heybetli dalları ise gökyüzüne uzanıyor. İçeride, sükunetle filizlenen tohum, başını topraktan çıkardığı anda artık dış dünyanın yasalarına tabi olur. Güneşi, suyu ve rüzgarı bekler, mevsimlere uyum sağlar ve şekil değiştirir.