Emine BARAN
[email protected]
İLİŞKİLERİN ŞİFRESİ: KALBİN DİLİ, DEĞER DİLİ
Adem’le Havva’dan bu yana belki de insanlığın en çözülemeyen bulmacası ilişkiler. Çok boyutlu, çok katmanlı… Uğruna insanlar fetihler yapıyor, dağları deliyor, şehirler kuruyor, şehirler yıkıyor ve belki de insanın gelişimi biraz da bu büyük mücadele üzerinden devam ediyor.
ÖZGÜRLÜK VE ESARET
Hayatı, varlığı tanımlayabilmek için zıttını da var etmek gerekir. Her şey zıttı ile vardır. Buraya kadar zaten fizik yasaları, evrensel yasalar, doğada okuduğumuz her şey ve kendi bedenimizin işletim sistemi bize tam da bunu göstermekte.
KAPININ PAROLASI SENSİN: KİMSİN VE NEDEN BURADASIN?
İnsanlık, çağlar değişse de aynı soruların peşinden gidiyor: Nasıl daha iyi yaşarım? Nasıl daha çok kazanırım? Nasıl zenginleşirim? İlişkilerimde nasıl değer görür, nasıl vazgeçilmez olurum? Nasıl daha sağlıklı, güçlü ve güzel olurum? Kariyerimde nasıl yükselir, nasıl iz bırakırım?
ANIN İÇİNDEYSEN, HAYATIN İÇİNDESİN
İçinde bulunduğun coğrafyayı, doğduğun aileyi, geliştiğin sosyal çevreyi, kurduğun arkadaşlıkları, aldığın eğitimleri ve bugüne kadar geçtiğin yolları düşün. Sonra kendine şu soruyu sor: Dünyanın bu büyük serüveninde ben bu günün bu çağın hangi parçasını tamamlıyorum? Şu anın hangi parçasında varım?
OLDUĞUN ŞEYİ ÇEKERSİN
Bir önceki yazımda inançların hayatımızı nasıl şekillendirdiğinden bahsetmiştim. Çünkü insan, çoğunlukla istediğini değil; kendisi hakkında inandığını yaşar. Bugün bu düşünceyi bir adım daha ileri taşımak istiyorum. Hayatta gerçekleşen birçok şeyin temelinde yalnızca dilemek değil, olmak vardır.