İNANDIĞIN KADARSIN
İnsan, çoğu zaman yaşadığı olaylardan değil; o olaylara yüklediği anlamlardan oluşur. Kim olduğunu belirleyen şey yalnızca geçmişi değil, kendisi hakkında taşıdığı inançlardır. Belki de hayatımızdaki en büyük görünmez güç, her gün farkında olmadan tekrar ettiğimiz “ben buyum” cümlesidir.
Bedenimizde her gün milyonlarca hücre ölür, yerlerine yenileri gelir. Bu olağanüstü döngü yaşam boyu devam eder. Buna rağmen bizi “biz” yapan yalnızca bedenimiz değildir. Düşüncelerimiz, duygularımız, alışkanlıklarımız ve kendimizle ilgili oluşturduğumuz inançlar da yaşamımızın yönünü belirleyen görünmez bir yazılım gibidir.
Toplumların kültürü kuşaktan kuşağa aktardığı gibi, biz de kendi iç dünyamızda oluşturduğumuz düşünce ve duygu kalıplarını sürekli yeniden üretiriz. Bu nedenle kendimiz hakkında neye inandığımız, hayata nasıl baktığımızı da büyük ölçüde belirler.
Bugün tıp alanındaki bazı çalışmalar, zihinsel süreçlerin ve yaşam tarzının genlerin çalışma biçimini etkileyebileceğini gösteriyor. İnançlarımız değiştikçe düşüncelerimiz değişiyor; düşüncelerimiz değiştikçe duygularımız, davranışlarımız ve yaşamımız da farklı bir yöne evrilebiliyor. Kendini iyileştirme gücü, yaşamdan alınan tatmin ve mutluluk hissi de büyük ölçüde kişinin kendisiyle kurduğu bu içsel ilişkiyle bağlantılı.
Peki hiç durup düşündük mü?
Kendimiz hakkında gerçekten neye inanıyoruz?
“Ben başarabilirim.”
“Ben yeterliyim.”
“Ben seviliyorum.”
“Ben değersizim.”
“Ben hep geç kalırım.”
Hangileri gerçekten bize ait, hangileri ise çocukluğumuzdan, ailemizden, toplumdan ya da geçmiş deneyimlerimizden bize miras kaldı?
İnsan uzun süre aynı düşünceyi tekrar ettiğinde, o düşünce zamanla bir inanca dönüşür. İnançlar ise bakış açımızı, seçimlerimizi ve fark ettiğimiz fırsatları şekillendirir. Bir anlamda, yaşamımızın rotasını sessizce belirleyen pusulaya dönüşürler.
Bu yüzden bugün sana küçük ama güçlü bir önerim var. Bir kâğıt ve kalem al. Kendin hakkında inandığın her şeyi yaz. Hiç filtrelemeden…
Çünkü çoğu zaman fark edeceksin ki, kendinle ilgili taşıdığın birçok inanç aslında sana ait değil; sorgulanmadan kabul edilmiş ezberler.
İşte o anda gerçek değişim başlar. Çünkü önce görürsün, sonra seçersin. Ve seçtiğin her yeni inanç, yaşamına yeni bir yön verme potansiyeli taşır.
Belki de bugün kendine sorabileceğin en önemli soru şudur:
Ben kim olduğuma gerçekten ne kadar inanıyorum?
Ve bu inançlar beni hayalini kurduğum yaşama taşıyor mu; yoksa artık geride bırakmam gereken eski kalıplar mı?
Bu yazıyı iki soruyla taçlandıralım:
* İşime yaramayan duygu ve düşüncelerin, beni güçlendiren yeni inanç kalıplarına dönüşmesi bana nasıl hissettirirdi?
* En hakiki, en öz hâlime yaklaşabilmek için hangi yeni inançları geliştirmem gerekiyor?
Kendimizle ilgili net, gerçekçi ve daha işe yarar inaçlar geliştirme temennisiyle…