SINAVDA HAKKANİYET VE ADALET
Bundan bir ay önce İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü, direksiyon uygulama sınavlarında görev alan öğretmenler için bir eğitim semineri düzenlemiş ve bu seminerde konuşma yapmak üzere beni davet etmişti.
Konuşmama başlarken de ifade etmiştim. Katılımcıların yaklaşık yüzde yetmişi eski öğrencimdi. Onlar iyi bilirler. Eğitim benim vazgeçilmezimdir. Nerede eğitim adına bir faaliyet varsa, orada bulunmak, bildiklerimi paylaşmak ve tecrübelerimi aktarmak benim için tarif edilmez bir zevk, büyük bir mutluluktur. Bu, ister Anadolu'nun ücra bir köyü olsun ister dünyanın öbür ucu…
Salon tıklım tıklım… Aslında böyle bir seminer için fiziki şartlar pek uygun değildi. Yaklaşık yüz seksen katılımcının yanında, dinlemekten çok sertifika yenileme zorunluluğuyla gelmiş on-on beş kişilik bir şamata grubu da vardı. Arkada konuşlanmış bu grubu ön sıralara davet ettim; fakat davetim karşılık bulmadı.
Bir an salonu terk etmeyi düşündüm. Fakat o küçük grubun dışında kalan katılımcı sükunetle konuşmamı bekliyordu. Büyük çoğunluğun hakkını küçük bir azınlığa çiğnetemezdim. Tantana grubunun dikkatimi dağıtma çabalarına rağmen konuşmama başladım.
Konuya şu tespitle girdim:
Dünyada icrası en zor meslekler; hekimlik, hakemlik ve hâkimliktir. Çünkü bu üç mesleğin ortak noktası, insan hakkında karar vermeleridir. Sizler de direksiyon uygulama sınavlarında adaylar için hakem konumundasınız.
Bu sebeple sınavlarda sizlerden beklenen gözetmenlik değil, işleyişin hakkaniyetle yürütülmesi için hüküm vermektir. Elinizde bulunan Ek-4 Değerlendirme Formu, sizin için bir terazidir. O form; ölçüdür, ölçüttür; eski tabirle kıstas, mikyal ve mikyastır. Onu doğru kullanmak ise bilgi, tecrübe, dikkat, hakkaniyet ve adalet ister. Mesele terazinin bir kefesine dokunmak değil; teraziyi doğru tutup iki kefesini de dengeleyebilmektir. Yani bu terazi, her şeyden önce hakkaniyet ve adalet ister.
Bilgili, yetenekli ve araç kullanma becerisi gelişmiş kursiyerlerin başarılı olmalarında elbette hiçbir problem yoktur. Ancak trafik kültürü oluşmamış, araç hâkimiyeti ve refleksi yeterince gelişmemiş adayların başarılı sayılmasını, bir sürücü kursu işleticisi olarak doğru bulmam.
Çünkü hak etmeyene hak vermek de bir adaletsizlik, hatta bir zulümdür. Liyakatsiz verilen sürücü belgesi ehliyet hükmünde değildir. O belge, trafikteki herkes için bir kaza riski taşıyan bir kart demektir.
Bu riskin insanı karşı karşıya bırakacağı yıkıcı bedelini yalnızca sınava giren kişi ödemez. Aynı yolu paylaşan sürücüler, yayalar ve nihayet bütün toplum öder. Dolayısıyla sınavda gösterilecek küçük bir haksızlık, zamanla insan hayatını ilgilendiren büyük sonuçlar oluşturabilir.
Konuşmamın devamında, toplumda iç barışın, huzurun, güvenin ve karşılıklı saygının temelinde hakkaniyet ve adaletin bulunduğunu; bu iki değerin sadece bilinmesinin değil, aynı zamanda bir davranış ve hayat alışkanlığı hâline getirilmesinin de zorunlu olduğunu ifade ettim.
Her daim aynı kanaatteyim.
Ey kârî! Hakkaniyet ve adalet üzerine birkaç söz…
Hakkaniyet; en kısa ifadeyle, hak sahibine hakkını eksiksiz vermek; karar ve davranışlarda doğruluktan, vicdandan ve adaletten ayrılmamaktır. Hakkaniyet; en kısa ifadeyle, hak sahibine hakkını eksiksiz vermek; karar ve davranışlarda doğruluktan, vicdandan ve adaletten ayrılmamaktır. Hakkaniyet, sadece hukuka uygun davranmayı değil; vicdanın ve ahlâkın gerektirdiği doğruyu da yerine getirmeyi ifade eder.
Hakkaniyet ile adalet arasında elbette ince bir fark vardır. Adalet, kuralların herkese eşit uygulanmasını esas alır. Hakkaniyet ise o kuralların, olayın bütün şartları dikkate alınarak vicdanı da tatmin edecek şekilde uygulanmasını ister. Başka bir ifadeyle hakkaniyet, adaletin ruhunu korur.
Bu sebeple adalet terazisini elinde tutan herkes gibi direksiyon uygulama sınavı komisyon üyeleri de;
Haklı ile haksızı ayırmalıdır.
Kişiye göre değil, hakka göre karar vermelidir.
Menfaatin değil, doğruluğun yanında durmalıdır.
Yakınına da uzağına da aynı ölçüyü uygulamalıdır.
Güçlünün değil, haklının yanında yer almalıdır.
Sınavda sağlanan adalet, yalnızca bir adayın kaderini değil; trafikte karşılaşacağı binlerce insanın can güvenliğini de belirler.