Konya
Açık
19°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
47,3475 %0
54,0075 %0.2
6.222,03 % 0,87

KINAMAK, FREKANSLARIN GAZABINA UĞRAMAKTIR

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Ağzımızdan çıkan tek bir kelime, zihnimizden geçen tek bir yargı... Başkalarının hayatını uzaktan izlerken kolayca kurduğumuz o iddialı cümleler, aslında kainata bıraktığımız en güçlü çağrı yankılarıdır. “Ben asla böyle yapmazdım” dediğimiz an, farkında olmadan o eylemin frekansına abonelik başlatmış oluruz. Kınamak, sadece ahlaki bir kusur değil; doğrudan bir enerji ve frekans hizalanmasıdır.

 

Kainat, kelimelerin altındaki duygusal yükü ve titreşimi okur. Çünkü duyguları yöneten ruhtur. Bir başkasını kınadığınızda, şeytanın sistemine düşersiniz ve bu sistem sizin o duruma gösterdiğiniz yoğun duygusal tepkiyi vesvese musibete çevirerek kaydeder.

 

Birini kınarken zihniniz öfke, üstünlük hissi veya küçümseme ile o olaya kilitlenir İster ruhani, ister nefsani enerjiler nereye akarsa, gerçeklik orada şekillenir. Kınadığınız eylemle bir anda aynı duygusal rezonansa girmiş olursunuz.

 

Kainat ya da günümüzde güncel adı evren "gazap" olarak tanımladığımız durumu bir ceza olarak sunmaz. Sadece sizin kendi ellerinizle ayarladığınız frekans yayınlarınızı hayatınıza getirir.

 

Kadim bir gerçek vardır ' imtihanlar davetiye çıkarılmadan katılım sağlamazlar' Asırlardır söylenegelen "Kınadığını yaşamadan ölmezsin" sözü mistik bir kehanet değil, yalın bir rezonans yasasıdır. Ruhani gerçektir. "Birini zayıflığından veya hatasından dolayı kınadığında, evren sana şu soruyu sormak üzere sahneyi hazırlar: 'Aynı şartlar, aynı baskı ve aynı çaresizlik altında sen ne yapardın?' Ve cevabı vermen için seni o frekansın tam ortasına bırakır."

 

Kınamak, bir başkasının imtihan sahnesine gönüllü figüran olmaktır. Üstünlük hissettiğimiz her nokta, en hızlı kırılacağımız fay hattına dönüşür.

 

Peki bu yıkıcı frekansların gazabından nasıl korunabiliriz ?

 

Bu görünmez döngünün yıkıcı etkisinden sıyrılmak niyetleri değiştirmekle başlar. 

 

* Hakimlik savcılık cübbesini çıkarın. Başkalarının hayatı üzerinde ilahi bir mahkeme kurmaktan vazgeçin.

* Arka planı hatırlayın. Yürümediğiniz bir yolun çamurunu, yaşamadığınız bir hayatın ağırlığını tam olarak bilemezsiniz.

* Nötr kalmayı öğrenin: Bir hata gördüğünüzde kınamak yerine, o hatanın sizde de var olabileceğini kabul edip vesvese frekansından (440 Hz), ruhani frekansına (432, 963 Hz) geçin.

* İstemsizce de olsa kınama sözcüğü dilinizden çıktığı an 'tövbe' sözcüğü kullanın. Tövbe, kınama frekansını vesvese musibet rezonansına girmeden yok eder ya da gazabı hafifletir. Bu rezonans geri sayımı başladıktan sonra durdurmak çok zordur. Tövbe her günahın frekansını keser ancak kul hakkı frekansı hariç. Kınamak da şartları ve gerçekliği bilmeden olaya ön yargı ile yaklaşmaktır ki bu da bir kul hakkıdır. Şeytana malzemedir.

 

Unutmayın; başkası için biçtiğiniz her yargı elbisesi, gün gelir kendi üzerinize göre terzilenir. Zihninizi yargının yıkıcı dalgalarından çekip anlayışın dinginliğine bıraktığınızda, frekansların gazabına değil, hayatın dengeli akışı ile Allah'a teslim olursunuz..

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız