Konya
Açık
27°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
46,8795 %0.1
53,6828 %0.3
6.183,36 % 0,77

Kalıcı Olan Değişimdir

YAYINLAMA:

İnsan, en çok değişmeyeceğine inandığı şeylerin değişmesiyle büyür. Bir gün hiç dinmeyecek sandığı acının hafiflediğini fark eder; başka bir gün ise sonsuza kadar süreceğine inandığı mutluluğun usulca ellerinin arasından kayıp gittiğini… O an anlar ki yaşam, hiçbir duygunun ebedî yurdu değildir. Çünkü hayat, insanı aynı yerde bırakmayı değil, her geçen gün yeniden şekillendirmeyi seçer. Belki de bu yüzden, zamanın öğrettiği en büyük hakikat şudur: Kalıcı olan değişimdir.

 

Ne gariptir ki insan, en çok geçici olanlara bağlanır. Bir gülüşe, bir sese, bir bakışa, aynı sokakta birlikte atılan adımlara… Oysa zaman, en sevilen anıların bile üzerine ince bir sessizlik serper. Bir zamanlar her gün duyulan sesler uzaklaşır, alışılmış yollar yabancılaşır, tanıdık yüzler hatıraların içinde yaşamaya başlar. Geriye yalnızca hissedilenlerin sıcaklığı kalır. İnsan da işte o sıcaklığı kaybetmemek için geçmişe tutunur. Fakat geçmiş, avuçta taşınabilecek bir yük değil; yalnızca kalpte saklanabilecek bir izdir. Acının en ağır olduğu günlerde insan, bulunduğu yerden başka bir sabahın doğmayacağına inanır. Gözyaşları hiç dinmeyecekmiş, kırılan yanları hiç onarılmayacakmış gibi gelir. Oysa zaman, kimsenin iznini almadan ilerler. Her gün, görünmeyen küçük değişimlerle insanın omuzlarından biraz daha yük alır. İlk başta fark edilmez bu. Çünkü iyileşmek gürültülü değildir. Sessizce gerçekleşir. Bir sabah uyanırsın ve uzun zamandır seni uyutmayan düşüncenin artık aynı ağırlığı taşımadığını hissedersin. İşte o an anlarsın; zaman yalnızca takvim yapraklarını değil, insanın içindeki fırtınaları da değiştirir. Fakat değişim yalnızca acıları alıp götürmez. En güzel anları da yanında götürür. Kahkahalar, uzun sohbetler, aynı masanın etrafında toplanan insanlar, geleceğe dair kurulan masum hayaller… Hiçbiri olduğu yerde kalmaz. İnsan bunu kabullenmekte zorlanır. Çünkü mutlu olduğu anların hiç bitmemesini ister. Oysa bitmeyen hiçbir şey, değerini koruyamazdı. Sürekli açan bir çiçeğin güzelliği bir süre sonra fark edilmezdi. Hiç batmayan bir güneş, sabahın heyecanını unuttururdu. Belki de yaşamın en büyük zarafeti, en güzel anların bile misafir olduğunu bilmektir. İnsan, sahip olduklarının kıymetini çoğu zaman onları kaybetmeye yaklaşınca anlar. Oysa değer vermek için vedaları beklememek gerekir. Bir ses hâlâ yankılanıyorken dinlemek, bir el hâlâ uzanıyorken tutmak, sevgi sözcüklerini yarınlara ertelememek gerekir. Çünkü zamanın hangi sayfada duracağını kimse bilemez. Hayat, hiçbir söze daha sonra” demenin garantisini vermez. Yine de değişim yalnızca eksiltmez; çoğaltır da. İnsanın bakışını olgunlaştırır, düşüncelerini derinleştirir, yüreğini büyütür. Dün aynı olay karşısında kırılan biri, bugün aynı yerde daha güçlü durabilir. Çünkü yaşanmışlık, insanın en sessiz öğretmenidir. Her kayıp yeni bir anlayış bırakır, her hayal kırıklığı yeni bir fark ediş doğurur. Böylece insan, her geçen gün dünden biraz daha başka biri olur. Belki de bu yüzden hayat, düz bir çizgi değil; sürekli yön değiştiren bir nehir gibidir. Aynı suyun içine iki kez giremezsin. Çünkü ne su aynıdır ne de o suya dokunan insan. Zaman yalnızca çevremizi değil, içimizi de dönüştürür. Dün doğru bildiklerimiz değişir, korkularımız küçülür, umutlarımız başka biçimlere bürünür. Farkında olsak da olmasak da her gün yeniden yazılırız. Bu gerçeği kabul etmek kolay değildir. İnsan, alıştığı şeylerden vazgeçmek istemez. Tanıdık olanın güvenine sığınır. Fakat yaşam, konforun değil cesaretin hikâyesidir. Yeni başlangıçlar, eski kapılar kapanmadan gelmez. Toprak, tohumu bağrına almadan önce eski yapraklarını bırakır. Ağaç, yeniden yeşerebilmek için önce çıplak kalmayı göze alır. Doğa bile her mevsim değişirken insanın aynı kalmayı istemesi, hayatın ritmine karşı direnmekten başka bir şey değildir. Belki de gerçek huzur, hiçbir şeyin sonsuza kadar bizimle kalacağını sanmakta değil; her şeyin değişeceğini bilerek sevebilmektedir. Bugünü yaşayabilmek, yarına dair umut taşıyabilmek ve vedaların bile yeni karşılaşmalara yer açtığını görebilmektir. Çünkü yaşamın en derin anlamı, değişime rağmen ayakta kalabilmekte değil; değişim sayesinde yeniden filizlenebilmektedir.

 

Kalıcı Olan Değişimdir. İnsan bunu kabul ettiği gün, kaybettiklerinin ardından yalnızca yas tutmayı değil, kazandıklarına da bakmayı öğrenir. Ne mutluluk sonsuza dek aynı sıcaklıkta kalır ne de hüzün ömür boyu aynı ağırlıkla omuzlarda taşınır. Hayat, durmadan akan bir nehir gibi önüne çıkan her şeyi dönüştürür. Geriye ise tek bir gerçek kalır: Bizi biz yapan, değişime direnmek değil; onun içinden geçerken insanlığımızı, umudumuzu ve sevgimizi kaybetmemeyi başarabilmektir.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız