Hayatın her zaman getirdiği tüm hediyeleri almak ve tadını çıkarmak için yapılacak en akıllıca şey doğa ile bütünleşmek
Doğanın kendine has çok özel bir ruhu olduğunu anlamak için tabiat bilimci olmaya gerek yok.
Gerçeğin yazabildiği en güzel alandır doğa. Sadece güzel manzaralar sunmuyor aynı zamanda büyüleyici haliyle şehrin karmaşık ve gürültülü halinden sakin, kendimizi bulduğumuz, rahatladığımız muhteşem bir kıymettir o.
Doğada olmayı, onu anlamayı kim istemez ya da sevmez ki. Burada huzurlu, mutlu ve özgür hissederken tüm yanılsamalar kaybolur ve geriye huzur ve neşe kalır. Kendimizi hiç olmadığı kadar güçlü hisseder ve dahası her şey hem çok güzel ve zahmetsiz hem de hayattan zevk almayı kolaylaştırır, üstelik hiçbir şey yapmana gerek kalmadan, çaba harcamadan…
Çaba harcayan doğanın kendisidir. Bitkiler ki havayı temizleyen, aydınlık ve neşe getiren ve hatta stresi azaltan onlar. Akla gelebilecek her renkte, boyutta ve şekilde bulunuyorlar ve en olmayacak (ekstrem) ortamlarda dahi gelişebiliyorlar. Bazıları evlerimizi minyatür ormanlara dönüştürürken belki bir kısmı kötü kokabiliyor ancak büyük çoğunluğu da mis gibi kokular salmaktalar.
Bir başka güzellikte doğanın sürekli değişiyor olması. Yaprakların mevsimlerle birlikte renk değiştirmesi zaten gerçek bir mucize, sanat harikası. Kıştan ilkbahara, yazdan sonbahara geçiş, dünyanın dört bir yanında yaşanırken en sevdiğiniz mevsim ne olursa olsun, her birinde sevilecek bir şey bulunur. Duyularımızla deneyimlediğimiz doğanın tadını çıkarırken neler neler görüyor, duyuyor, kokluyor, hissediyor, hatta tadıyoruz. Yere düşen bir yaprağın çıtırtısını sevebiliyor, ya da kurak bir dönemin ardından yaklaşan yağmurun kokusunu fark edebiliyoruz.
Büsbütün varoluşun mucizesidir doğa.
Peki, doğayı sevmek doğa ile bağlantı kurmak mıdır? Evet tam da öyle.
Mesela yağmur! Yağmur çiselerken yürürken veya koşarken sadece ıslanmaya izin vermeyiz bu, özgürleştirici, arındırıcı, temizleyici etkisiyle arındığımızı ve yenilendiğimizi de hisseder doğayla bağlantı kurarız işte bu doğayla bağlantı kurmak, kendimiz ve etrafımızdaki dünyayla bağlantı kurma şeklidir;
İlla da çadır kurmamız ya da ağaca tırmanmamız gerekmiyor. Evlerimizin balkonunda gürültüler içinde olsak da çiçek yetiştirebilir, kuş seslerini dinleyebiliriz. Ağaçların altında oturmayı, yaprakların yansıttığı ışığı izlemeyi, yemyeşil ve göz alıcı gölgeliği seyretmeyi kim sevmez ki.
Hoş dokular ve desenler gözümüzü cezbederken gezegenimizle samimi bir bağ kurmamızı sağlar. İster yüce bir güce inanın ister evrenin kaosuna razı olun, hepimiz Dünya'nın güzelliğini güçlü bir şekilde hissederiz. Birçoğumuz bu doğal güzelliği sanat yoluyla taklit etmenin yollarını buluruz.
Doğa aşığı kimdir?
Doğa aşığı doğayı seven, koruyan, kollayan ve takdir eden kişidir. İşte bu kadar, hepsi bu.
Gün doğumu veya gün batımındaki renklerin güzelliğine, yağmur damlalarının yapraklara çarpmasına, bir derenin kayaların üzerinden akmasına, soğuk bir gecenin ardından güneşin sıcaklığına veya bir tarlayı kaplayan yeni karın sessiz parıltısına aşık olabiliriz. Kısacası Doğa Duyularımızı Doldurur.
Doğayı sanat müzemiz yapmak hiçte zor değil.
Doğayı fotoğraflamak; doğayı nasıl deneyimlediğimizi, hangi duyguları hissettiğimizi ve doğal dünyamızdaki belirli desenlere, renklere ve şekillere neden bu kadar çekildiğimizi düşünmemizi sağlar.
Bu duygular bize doğadan ayrı olmadığımızı, aksine onun ayrılmaz bir parçası olduğumuzu hatırlatır. Sadece sevmek yetmez korumak da gerekir. Bu arada doğanın azmini, gücünü ve dayanıklılığını hafife almamalı! Güçlü bir fırtına veya insan faaliyetiyle bozulmuş bir yerde tek bir tohumun neler yapabileceğine zaman zaman şahit oluruz.
Doğa Ana'ya iyileşme şansı verdiğimizde veya aktif olarak onu eski haline döndürmeye yardımcı olduğumuzda, ne kadar çabuk eski haline dönebileceğini görebiliriz.
Doğayı eski haline getirebileceğimiz birçok yol, yöntem var. Okul yıllarında edinilen çevre bilinci ile mesela ihtiyaç duyulan yerlere ağaç dikebiliriz. Mercan resiflerinin üremesine ve güçlü resifler haline gelmesine yardımcı olabiliriz. Ve yerli ekosistemleri ve biyoçeşitliliği bozan istilacı türleri ortadan kaldırmaya yardımcı olabiliriz.
Ezcümle; "Sahip olduğumuz doğa gibi nimetlere saygı duymayı öğrendiğimizde, hayatın her zaman getirdiği tüm hediyeleri alır, tadını çıkarır ve mutlu oluruz.."
Saygılarımla