Konya
Açık
31°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
47,7590 %0.06
55,1696 %0.05
6.788,85 %1.26

KANAATTEN YOKSUN KALMAYIN

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Kanaat: Elindekinin değerini bilip onunla yetinmektir.

Bilinmelidir ki kanaat, yani kıymet bilirlik, insan yaşamında hiçbir zaman geri plana atılmaması gereken önemli değerlerden biridir. Gösteriş budalalığı ile aynı kefeye konulması ise insanı yanlış bakış açılarına sürükleyen en büyük hatalardan biridir. Bu yanlış anlayış, insanoğlunun uğradığı kayıpların başlıca sebepleri arasında yer almaktadır.

Ne var ki bizler, bu lüzumsuz ve mantıksız tavırlardan vazgeçmek istemiyoruz. Yanlış olduğunun farkında olsak bile olaylara hatalı açılardan bakmayı sürdürüyoruz.

Gösterişi ve ukalalığı elimizden bırakmamakla bir şeyler kazanacağımızı zannediyoruz. Oysa bu anlayış bizi ileriye taşımak yerine geriye götürüyor, hatta fırtınalı denizlere yelken açtırarak boğulmamızı kolaylaştırıyor.

Cehalete giden yollara girmemizin en büyük sebeplerinden biri de kıymet bilmezliğimiz, yani kanaatten uzak yaşamamızdır. Bu yanlış tercih, hayatımızın rotasını hatalı çizmemize neden olan geri dönüşü zor adımlardan biridir.

Siz değerli okurlarımla paylaştığım düşünceler boş lakırdılardan ibaret değildir. Tam aksine, insanların yaşamı üzerine yaptığım gözlemlerin bir yansımasıdır.

Kanaat konusunda gördüklerim de anlatmaya çalıştığım gerçeklerin önemli bir parçasıdır. Çünkü yaşadığımız hayat, sırt çevrilmemesi gereken nice hakikati gözler önüne sermektedir.

Her daim söylemekten çekinmediğim düşüncelerim olmuştur. Bu yüzden doğrularım birçok kişi tarafından sorgulanmış, hatta çevremde bulunan bazı insanlar beni boşluğa konuşan biri olarak görmüştür.

Fakat şu gerçeği haykırmaktan hiçbir zaman vazgeçmedim: Etrafınıza boş bakan gözlerle bakmayın. Kıymet bilmezliğiniz yüzünden uğradığınız kayıpları ince eleyip sık dokuyun ki bugüne kadar ancak arpa boyu yol alabildiğinizi fark edebilesiniz.

Elinizdekileri kaybettikten sonra onların değerini anlamanız size hiçbir kazanç sağlamayacaktır. Çünkü o güzellikleri yeniden elde etme fırsatını her zaman bulamayabilirsiniz. İş işten geçtikten sonra duyulan pişmanlığın ise kimseye faydası olmaz.

Aslında hayat bize en büyük derslerden birini burada vermektedir. Bir şeyi kaybetmeden önce ona nasıl sahip çıkılması gerektiğini öğretmektedir.

Gözle görülen gerçeklerden biri de şudur: İnsanoğlunun kanaatsizliğe açtığı kapı hâlâ ardına kadar açıktır. O kapıyı kapatmak için atılması gereken adımlar ise ne yazık ki hâlâ atılmamaktadır.

Kanaatsizliğin en belirgin örneklerinden biri de içinde yaşadığımız toplumdur. Bu gerçeği görmezden gelmek mümkün değildir.

Toplumumuzun geçmişte yaşadığı binbir türlü zorluğa rağmen, "Dün dünde kaldı." anlayışıyla hareket etmesi, telafisi güç kırılmaların yaşanmasına neden olmaktadır.

Neden toplumumuzu bu konunun merkezine koyduğumu mutlaka merak ediyorsunuzdur. Bunun sebebini açıklamadan geçmek istemiyorum.

Yukarıdaki tanımda da ifade edildiği gibi kanaat, elindekinin değerini bilip onunla yetinmektir. Fakat ne yazık ki açgözlülük ve kıymet bilmezlik, bu değerli tanımın hayatımızda karşılığını bulmasına engel olmaktadır.

"Her şeyin en iyisi benim olsun.", "Lüks yaşamak dururken neden ikinci sınıf bir hayat yaşayacağım?" düşüncesiyle hareket eden birçok insanın çevresinde yaşananları görmezden gelmesi son derece rahatsız edicidir. İşte kanaat konusunu ele almamın sebebi de budur. Elimden geldiğince, dilimin döndüğünce bu konuda sizlere faydalı olabilecek düşüncelerimi paylaşmayı görev biliyorum.

Başımıza gelen üzücü olaylardan gerektiği gibi ders çıkarmadığımız açıkça ortadadır. Buna rağmen insanların hayatlarında olumlu izler bırakabilmenin önemli olduğuna inanıyorum. İşte bu yüzden kanaatsizliğin hayatlarımızdan çıkarılması gerektiğini bir kez daha hatırlatmak istiyorum.

Çünkü elimizdekilerin kıymetini bilmez, sürekli daha fazlasını istemeye devam edersek gün gelir bir dilim ekmeğe bile ulaşamayacak duruma düşebiliriz. Bunun bilincinde olmak, bizim için en doğru yol olacaktır.

İlk önce çevremizde yaşananları dikkatle gözden geçirelim ki bugün ulaşamadığımız isteklerimize yarın ulaşabileceğimizin farkına varalım. Sahip olduklarımız için şükretmenin nasıl büyük bir erdem olduğunu da hiçbir zaman unutmayalım.

Şu anda bizim sahip olduğumuz güzelliklere ulaşamayan o kadar çok insan var ki onların yaşadığı zorlukları düşünmek bile elimizdekilerin kıymetini anlamamız için yeterlidir. Bu yüzden dilimizden şükrü, gönlümüzden de kanaati eksik etmememiz gerekmektedir.

Fakat bizler çoğu zaman bunun tam tersini yapıyoruz. Elimize geçen her nimetin daha iyisini istemekten vazgeçmiyor, çevremizde bir dilim ekmeğe, bir yudum suya muhtaç yaşayan insanları görmezden gelerek onlara en büyük haksızlığı yapıyoruz.

Kısacası açgözlü yaşamayı marifet sayıyor, yarını hiç hesaba katmadan uğrayabileceğimiz kayıpların bizi nerelere sürükleyeceğini düşünmeden yolumuza devam ediyoruz.

Oysa elimizdekilerin değerini bilmez, gözümüzü sürekli daha fazlasına dikersek gerçek anlamda hiçbir kazanç elde edemeyeceğimizi aklımızdan çıkarmamalıyız.

Hayatı yalnızca büyüklerden ibaret görmek doğru değildir. Büyüklerin yanında çocuklara da dokunulması gerektiğine inandığım için sizleri bu konuda ayrıca uyarmayı gerekli görüyorum.

Biz büyüklerin yaptığı en önemli yanlışlardan biri de çocuklarımızı kanaatten yoksun yetiştirmemizdir. Bir ebeveyn olarak onlara elindekilerin kıymetini bilmeyi öğretme konusunda yeterince gayret göstermiyoruz.

Bunu neden söylüyorum? Çünkü çocuklar üzerinde yaptığım gözlemler bana bunu açıkça göstermektedir. Gördüklerime dayanarak çocuklarımızın önemli bir bölümünün kanaat duygusundan uzak yetiştiğini rahatlıkla söyleyebilirim.

Aslında onları farkında olmadan kendi ellerimizle kanaatsizliğin içine itiyoruz. Bu gerçeğin görülmesi gerektiğine inandığım için bunları dile getirmekten geri durmuyorum.

Çocuklarımızın doyumsuz yetişmesindeki payımızı görmezden gelmek, yapılan birçok yanlışı da önemsemediğimiz anlamına gelmektedir.

Çocuklara yapılan en büyük kötülüklerden biri, ebeveynlerin onları sahip olduklarının kıymetini bilmeden büyütmeleridir. Bu gerçeğin hiçbir zaman unutulmaması gerekir.

Bizler yanlışlarımıza göz ucuyla bakmaya devam ettiğimiz sürece çocuklarımız da ellerindekilerin değerini öğrenemeyecek, sürekli daha fazlasını istemeyi alışkanlık hâline getireceklerdir.

Onların yanlışlarına göz yummayı sürdürdüğümüz müddetçe bu davranışları normal görmeye devam edecek, sonunda geleceğimizi emanet etmeyi düşündüğümüz çocuklarımıza farkında olmadan en büyük kötülüğü yapmış olacağız.

Bu yüzden ebeveynlere seslenmek istiyorum: Çocuklarınızı elindekilerin kıymetini bilen bireyler olarak yetiştirmeye gayret edin. Böylece günü geldiğinde telafisi mümkün olmayan hatalara düşmelerinin de önüne geçmiş olursunuz.

Kanaati yalnızca maddi imkânlarla sınırlı görmüyorum. İnsan, sevginin, dostluğun ve kendisine sunulan samimiyetin de kıymetini bilmelidir. Ne yazık ki çoğu zaman bunları görmezden geliyor, burnunun dikine gitmeyi tercih ediyor.

Oysa sevgi ve dostluk gibi değerleri elimizde tutamadığımız sürece maddi kazanımların tek başına hiçbir anlamı kalmayacaktır.

Elbette maddiyatın insan hayatında yeri vardır. Ancak onu her zaman ikinci planda tutabilmek, bizi boş yere kürek çekmekten kurtaracaktır.

Bize dostluğunu esirgemeyen, aralarına almak isteyen insanlara sırt çevirdiğimiz gün, sırtımızı yaslayacak bir duvarı bırakın, sağlam bir kaya bile bulamayacağımızı unutmamalıyız.

Hayatımızı aydınlatan güneşin huzur veren doğuşuna hasret kalmamak için bize bahşedilen her nimetin değerini bilmeyi öğrenmek zorundayız.

Sahte güçlerin peşinden koşarak ellerindeki değerleri hiçe sayan insanların, zamanla toplum içindeki yerlerini ve önemlerini kaybedecekleri göz ardı edilmemesi gereken bir gerçektir.

Daha önce de ifade ettiğim gibi, sahte mutluluklar uğruna bize kim olduğumuzu hatırlatan değerlerin yok olmasına en küçük ölçüde bile ortak olmamız, dünyamızın çorak bir tarlaya dönüşmesine zemin hazırlayan en önemli sebeplerden biridir.

Kısacası elimizdekilerin kıymetini bilmek hayatımız açısından büyük önem taşımaktadır. Geçici güçler uğruna sevgi, dostluk ve mutluluk gibi değerleri feda etmek yerine onlara sımsıkı sarılmak, yürüyeceğimiz en doğru yol olacaktır.

Onun için diyorum ki geçici hevesleri bir kenara bırakalım. Çevremizde yaşanan güçlükleri görmezden gelmek yerine, zor hayatları kolaylaştırmak adına biz de bir adım atalım. Böylece hem kendimize hem de başkalarına faydalı olmanın huzurunu yaşayabiliriz.

Eğer bu adımları atmaktan kaçınırsak, gün gelir aynı zorluklarla biz de karşı karşıya kalabiliriz. Bunu özellikle söylüyorum; çünkü geçmişimiz bunun sayısız örnekleriyle doludur.

Sizlerle paylaşmak istediğim önemli bir gerçeği de dile getirmeden geçmek istemiyorum. Dostunu yarı yolda bırakan bir insan, günü geldiğinde başına istenmeyen olaylar geldiğinde yanında gerçek bir dost bulamayacaktır.

Bir kez daha söylüyorum: Elimizdekilerin kıymetini bilerek yaşayalım. Savurganlığı bir meziyet gibi görmek yerine tutumluluk bilincini vazgeçilmez bir hayat anlayışı hâline getirelim.

Bugün kanaatten uzak yaşamaya devam edersek yarın bir dilim ekmeğin bile hasretini çekebiliriz. Böyle bir duruma düşmemek için elimizdeki her nimetin değerini bilelim, bunu da çevremizdeki insanlara uygun bir dille anlatmaya çalışalım.

Çevremizde yaşanan olumsuzlukları görmezden gelmeyi hiçbir zaman marifet saymayalım. Aksine yarının ne getireceğini düşünerek hayatımıza umutla tutunmasını bilelim.

Eğer günü sadece günü yaşamak anlayışıyla geçirirsek ne geçmişimizden ne de bugün yaşananlardan ders çıkarabiliriz. Böyle yaptığımızda ise yarın karşılaşacağımız sıkıntıların temelini kendi ellerimizle hazırlamış oluruz.

Son olarak şunu ifade etmek istiyorum: Kanaatkâr bir yaşam sürmeye gayret edelim ki başkaları hayatımız üzerinde söz sahibi olma cesaretini kendilerinde bulamasın.

Biz bu cesareti vermeye devam eder, elimize geçen güzelliklerin kıymetini bilmemekte ısrarcı davranırsak birileri hayatımız hakkında hüküm vermeye ve bizi yönlendirmeye devam edecektir.

Onun için diyorum ki hiçbir zaman kendimiz olmaktan vazgeçmeyelim. Bizi kendi güdümüne almak isteyenlere bekledikleri fırsatı vermeyelim.

Kanaatsiz bir yaşam sürdürmekte ısrar edersek, sadece avını bekleyenler için kolay lokma hâline gelmeyiz; aynı zamanda bizden umut bekleyen insanların da hayal kırıklığına uğramasına sebep oluruz.

İnsanoğlu hayatı boyunca dimdik ayakta kalmak istiyorsa, sahip olduğu değerlerin sahipsiz olmadığını göstermelidir. Çünkü sahip çıkılmayan her güzellik, er ya da geç insanın ardından bakmak zorunda kalacağı bir kayba dönüşecektir.

Akıllardan çıkarılmaması gereken en önemli gerçeklerden biri de kanaatsizliğin insan hayatında telafisi güç kayıplara yol açmasıdır. İnsan, yeniden elde edemeyeceği birçok değeri kaybettikten sonra arkasından yalnızca gözyaşı dökmekle yetinebilir.

İşte bu yüzden elimizdeki güzelliklerin uçup gitmesine seyirci kalmamalı, onları korumak için üzerimize düşen gayreti göstermeliyiz. Bu, hepimizin yerine getirmesi gereken en önemli sorumluluklardan biridir.

Aksi hâlde cehaletin kucağında savrulup gitme tehlikesiyle karşı karşıya kalacağımızı aklımızın bir köşesinde daima tutmalıyız.

Elimizdekilerin kıymetini bilmediğimiz, düşüncelerimizi değiştirmemekte ısrar ettiğimiz sürece hayatımızı kendi bilinçsizliğimizle sonu görünmeyen karanlıklara sürükleyeceğimizi unutmamalıyız.

Bilinmesi gereken son bir gerçek daha vardır: İnsanoğlu en büyük cezayı çoğu zaman yine kendisine verir. Bu cezanın ardından kurtulmak ise bazen neredeyse imkânsız hâle gelir.

Onun için diyorum ki etrafınıza görmek istediğiniz gibi değil, olduğu gibi bakın. Hayatınızda telafisi olmayan kayıpların yaşanmaması için bugünden mücadele etmeyi ihmal etmeyin.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız