Konya
Açık
5°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,7200 %0.2
52,3050 %-0.39
6.777,79 % -0,51
Ara
SA’Y VE GAYRET

SA’Y VE GAYRET

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Son yıllarda dostlara da bir hâl oldu. İki de bir:

“Hocam, hâlâ çalışmaya devam mı? İşleri ne zaman bırakacaksınız?” diye sorarlar.

Oysa ben kamudaki görevimi otuz iki yaşında istifa ederek bıraktım. Elli yaşıma gelmeden de emekli olup yaşlılık aylığına bağlandım.

Demem o ki ben hem işi bırakmışım hem de emekli olmuşum. Daha ne olsun?

Bugün yürüttüğüm çalışmalar, yeni tabirle birer hobi sayılır.

Birkaç yıl önce, aynı zamanda dekan olan bir iktisat profesörü ile sohbet ediyorduk. Beklemediğim, fakat bildiğim yerden bir soru yöneltti:

“Hocam, işletmelerdeki başarınızın sırrı nedir?”

“Estağfurullah, bu sizin hüsn-ü zannınız. Ancak her hâlükârda benim iş hayatımda bir kuralım, bir sloganım vardır:”

İşi üret, parayı yönet…

Profesörün gözleri parladı. Sohbetimiz bu minval üzere devam etti.

Evet, hangi alanda olursa olsun, kamu ya da özel; insan yaptığı işi üretmeli, kazandığı parayı yönetme bilgi, beceri ve yeteneğine sahip olmalıdır.

Bazıları vardır ki ne iş üretebilir ne de parayı yönetebilir. Bazıları ise bu ikisinden yalnız birinde yeterlidir. Böyle insanların yaptıkları işlerden gerçek anlamda verim almaları zordur.

Biz şu ilkeleri okuduk, öğrendik, anlattık; yaşadık ve yaşatmaya gayret ettik:

Çalışmak ibadettir.

Emek olmadan yemek olmaz.

En iyi iş, bildiğin iştir.

Mesul olduğun şeyle meşgul ol.

“Bir tek şeye ihtiyacımız vardır; çalışkan olmak.” M. Kemal Atatürk

“Allah’a dayan, sa’ye sarıl, hikmete ram ol;

Yol varsa budur ancak, bilmiyorum başka çıkar yol.” M. Akif

“Hiç kimse, elinin emeğinden daha hayırlı bir lokma yememiştir.” Hz. Muhammed (sav)

Bakar mısınız? Bizim hayat anlayışımızın sarsılmaz prensipleri ne kadar manidar, ne kadar güçlü ve sağlamdı.

İnsan, yaptığı iş ne olursa olsun, emeğinin karşılığını alırken ölçüyü kaçırmamalı; kazancın bereketinin niyetin doğruluğundan geçtiğini bilmelidir.

Son yıllarda çalışma biçimleri değiştiği gibi, çalışmanın gerekleri ve hedefleri de farklılık göstermektedir. Ancak büyüklerimizden gördüğümüz bir hakikat vardır ki zaman değişse de değeri değişmez:

İnsan boş kalmamalı; mutlaka bir meşguliyet içinde olmalıdır

Hepsinden önemlisi, sürekli okumaya çalıştığım Kutsal Kitabımızda, Mü’minûn Suresi’nin 4. ayetinin Türkçe mealinde bundan on iki, on üç yıl önce farklı bir ifadeyle karşılaştım:

“Onlar, zekât vermek için çalışırlar.”

Bu ifade benim çalışma hayatım ve anlayışım için yıllar sonra müthiş bir teyit idi. Şah damarımızdan daha yakın olan Rabbimiz, çalışma amacımızın ne olması gerektiğini çok açık bir şekilde belirtiyordu.

Artık daha iyi anlamıştım ki her işte, her sözde ve her davranışta olduğu gibi, çalışmanın da bir amacı olmalıdır. Hatta daha doğru bir ifadeyle, çalışma mutlaka bir amaca yönelmelidir ki, bu amaç, zekât vermektir.

Amaçsız çalışma yorgunluk üretir;

amacı olan çalışma ise insana hayat verir.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *