27 Mart Dünya Tiyatro Günü
Böylece sanatın atalarından birisi olan Tiyatro ortaya çıkmış oldu. Dünya var olduğu günden bu yanadır da gelişerek devam ediyor. Dile kolay, binlerce yıl süren bir süreçten, bir değişimden bahsediyoruz.


Tiyatro var olduğu günden bu yana güç odaklarıyla, krallarla, din olgusuyla mücadele edip durdu. Bazen kazandı bazen kaybetti. Ama asla yok olmadı. Bir şekilde küllerinden yeniden dirilmesini bildi. Tiyatro gerçeğin taklidiydi. Gerçek ise, gücü elinde bulunduranların işine gelmiyordu. İnsanların anlaması, gerçeği görmesi, düşünmesi, fikir yürütmesi, güç odaklarını korkutmaya yetiyordu. O nedenledir ki; tiyatro kurumları binlerce yıldır baskıya, kapatılma tehlikesine, tehditlere maruz bırakıldı. Tek desteği halktı. Ve ne olursa olsun, halkın gücü karşısında kimse duramazdı, duramadı da… Tiyatro bir şekilde varlığını sürdürdü.


Günümüze geldiğimizde ise, durumun hiç iç açıcı olmadığını görüyoruz. Tıpkı, “Aydınlanma Dönemi” sonrası oluşan burjuva tiyatrosu gibi, suya sabuna dokunmayan, bir amacı hedefi, önermesi olmayan, etliye sütlüyü karışmayan oyunlarla dolup taştı tiyatrolar. Korku içselleşti, kendi otosansürünü kendisi koymaya başladı kurumlar. Artık kimsenin bir şey demesine gerek yoktu. Çok seyirci, hiç oyun. İşte tiyatro sanatının geldiği son nokta buydu.


Bugün 27 Mart Dünya Tiyatro Günü. Yine ulusal ve yerel bildiriler yazılacak. Bir sürü temenniler sıralanacak. Herkes birbirini tebrik edecek, günlerini kutlayacak. Ertesi gün, her şey kaldığı yerden devam edecek. Tüm bunlara rağmen ve zerre gerçekleşmeyeceğini bildiğim halde, birkaç temenni de ben söylemek istiyorum.
Özgürce oyunların yazıldığı, kimsenin hiçbir güçten çekinmediği, baskıya maruz bırakılmadığı, sansüre gerek duymadığı günlerin gelebilmesi dileğiyle. Günümüz kutlu olsun. Değişen tiyatro değil, insan olsun.
Saygılarımla;
Eyüp TORU