Konya
Kapalı
6°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,3196 %0.06
51,2407 %-0.19
6.505,16 % -1,78
Ara

Körsel Sanatlar

YAYINLAMA:

Pandemiden sona dünyaya bir şey oldu. Çabucak unuttuk yaşadıklarımızı, hatta kendi aramızdaki sohbetlerde; “biz o zaman maskemi takıyorduk” diye gülüştük. Ancak pandeminin boşluğu, başka bir şekilde yerleşti aklımıza, ruhumuza, iliklerimize… Görsel sanatlara, bir arada vakit geçirilen yerlere karşı inanılmaz bir açlık hasıl oldu. Özel, amatör, kurum ya da devlet tiyatrosu fark etmez, kim ne oynuyorsa bir şekilde salonlar hınca hınç dolup taştı. Ne zaman yok olacak acaba diye beklenilen tiyatro küllerinden doğuyor, sinema usulca yok olup gidiyordu. Böyle olunca sinema endüstrisi farklı bir yol seçti. Zira büyük bir pastaydı sinema, güme gitmesine izin veremezlerdi. Dünyaca ünlü oyuncular tiyatro sahnelerinde boy göstermeye başladılar. Böylece oyuncuları sahneden canlı görenler, sinemada da görmek isteyeceklerdi. 

Ne gördüysek hemen taklit eden bizler de boş durmadık tabi. Ne kadar ünlü, sosyal medyada bir milyondan fazla takipçisi olan kim varsa, zorla tiyatro sahnesine ittik. Bütün oyunlar kapalı gişe oynamaya başladı. Buraya kadar ne kadar güzel değil mi? Tiyatro altın çağını yaşıyor, para kazanıyor, oyuncular hem karınlarını hem de ruhlarını doyuruyorlar. Ne yazık ki işin aslı böyle değil. Para kazanan yine dizide bölüm başı milyonlarca para kazananlar. Yapımcılar ve organizatörler. Bunun dışında oyun seçimleri tamamen para kazanmaya, seyirciyi oyalamaya yönelikti. Çünkü tek amaç daha fazla para kazanmaktı. Dikkatli incelerseniz, seyirci röportajlarında genelde oyunları izleyenler şunları söylüyor. “Harika dekor, muhteşem kostümler, süper müzikler, harika danslar, nefis ışıklar, çok yakışıklı erkekler ve muhteşem güzellikte kadınlar” bu son ikisini abartmış olabilirim ama geriye kalanı tastamam doğrudur. Oyun ne anlatıyor? Önermesi nedir? Yazarın mesajı nedir? Bunların hiçbir önemi yok. 

Aydınlanma döneminde burjuva tiyatroya çok meraklıydı. Lakin ağır, söyleyecek sözü olan oyunlar onları rahatsız ediyordu. Buna bir çare bulundu. İyi kurulu oyun düzeni adı verildi bu tekniğe. Şimdinin vodvili böyle doğdu. Yani dolantı komedyası. Suya sabuna dokunmayan, hiçbir şey anlatmayan, sadece komik olan yüzeysel oyunlar. İşte bu çağı yeniden yaşıyoruz. Görkemli dekorların, görkemli ışıkları altında.  

NOT: Eskiden şarkıcıların kasetlerini aldığımızda, kasetin içinde şarkıların sözleri ve müzikleri kime ait, kim hangi enstrümanı çalmış, şarkıları kim düzenlemiş, hatta şarkıları kim kaydetmiş hepsi yazıyordu. Bencillik gittikçe çoğalınca bu gelenek ortadan kalktı. Sadece şarkıyı söyleyenin ismini duyar olduk. Bu durum şimdi tiyatro oyunlarına da sıçramış durumda. Birçok oyun afişinde yazarın ismi bile geçmiyor. Gökten zembille inmiş bir oyun. Son bir şey daha… Zaten en iyi yazar ölü yazardır. 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *