Konya
Kapalı
5°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,3136 %0.03
51,3963 %0.01
6.645,67 % 0,34
Ara

BURUK ARİFE GÖZÜ YAŞLI BAYRAM…

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Yaşayan, sağlıklı, özgür insanlar için dün arife, bugün ise bayram; bayramın ilk günü.
Bugün yazımıza girerken mümkün olduğunca duygusal olmamaya çalışacağım.

Çevreme bakıyorum, Türkiye’ye bakıyorum, dünyaya bakıyorum; sonra insanların çaresizliğine bakıyorum. Ardından artık gözyaşlarını bile saklı, gizli, hatta içine akıtan insanlarla empati yapıyorum.

Hâlime ve hâlimize şükrediyorum.
Dikkat ederseniz bizim okurlarımız çok dikkatlidir, imla hatalarını bile affetmezler.

Yazımıza girerken sadece sağlıklı ve özgür insanlarımız için dedim.
“Mutlu” demedim, diyemedim.

Dünyanın ne hâlde olduğunu hepimiz izliyoruz.
Ve ne acıdır ki yine Filistin’de olduğu gibi televizyonlarımızın karşısında ayağımızı uzatmış vaziyette, film seyreder gibi seyrediyoruz.

İsrail-Amerika-İran savaşında yüzlerce sivil ölüyor.

Hiç etkilenenimiz var mı?
Ekranın karşısında çayımızı içerken yüzlerce masum sivilin DNA’ları dahi yapılamayacak şekilde parçalandığını duyduğumuz zaman hangimizin çayı boğazına düğüm oluyor?

Sözüm ona vicdanlı, kuldan utanan, Allah’tan korkan bir milletin fertleri olarak biz bu durumdayız; gerisini varın siz düşünün artık.

Evet, dün arifeydi.
Hava kapalıydı, gökyüzü ağlıyordu.

Çünkü bu şehirde bile yüzlerce insan ama hüngür hüngür, ama sessiz sessiz bir köşede ağlıyordu.
Ağlamaktan yorulanlar bitap vaziyette, et yığını gibiydiler.

Çocukların dışında kimse gülemiyordu.
Sadece o masum yürekler bayram heyecanına girmişti.

Tabii bu arada yüzlerine maske takmış sahte gülücükler dağıtanlara özür diliyorum ama kale almıyorum.

Geçen gün çok sevdiğim bir dost yine sohbette şunu diyordu:
“Seni çok iyi anlıyorum, ben de 7-8 yıl … yanında çalışırken her şeyden bilgim oluyordu.
Bilgi, pek çok konudan bilgi sahibi olmak hiç de iyi bir şey değil.
Uykularım kaçıyordu, yanıyordum.
Şu anda senin de yandığını hissediyorum.”

İnsanlarımız ince ince de olsa yağan yağmurda çamur demeden mezarlıklarda kaybettikleri için dualar ediyorlardı.
Onlara “Anne, baba, eşim, evladım… Ben geldim.” diyorlardı.

Hastaneler yine doluydu.
Mümkün olduğunca ağır olmayan hastalar taburcu edilmişlerdi.
Ama yoğun bakımların kapısında bekleyen insanları bir görmeliydiniz.

Çok yorgundular, başları omuzlarının üzerine düşmüştü.

Cezaevleri…
Cenab-ı Allah’ım düşmanıma düşürmesin.

Açık görüş…
Siz hiç cezaevinde, bırakın camın arkasından telefonla konuşmayı, açık görüşe şahitlik yaptınız mı?
Evladın babasının avuçlarını tutmasını gördünüz mü?

Körfez’deki savaştan, artık isimleri bile anılmayan Filistinlilere; Güney Amerika’dan Asya’ya dünyada ne varsa, çok acıdır ki bu özel topraklarda maalesef bunların minyatürlerini yaşıyoruz.

Korkuyorum.
Bu şehirdeki tüm güzelliklere, bu şehrin görünmeyen büyük dua ordusuna rağmen biz de bunların minik minik acılarını yaşıyoruz.
Yaşıyoruz ama kafamızı dahi çevirip bakmıyoruz.

Sosyal medyaya inansan da inanmasan da, doğru bulsan da bulmasan da hepimiz için sosyal medya elimizde değil, içimize girmiş bir felaket.

Mesleğim gereği ben de amatörce sosyal medyayı kullanmaya çalışıyorum.

Önceki gün iftarda, aklım erdi ereli özellikle pazar sabahlarından bu yana 60 yıldır bizim evin en büyük ziyafeti, yağın içerisinde yüzen peynirli börektir.
Hatun bunu yapmıştı, ben de bunu paylaşmıştım.

Artık eskisi kadar iş dünyasında olmasa da bir dönem bu şehrin iş adamlarından, hatta Konyaspor Kulüp Başkanı olan Metin Ortakarpuz abim bu paylaşım üzerine şu anısını benimle paylaşıyordu.

“Uğurcuğum, hayırlı Ramazanlar.
Yağa buladığımız bir börek anımı anlatayım.

1970’li yıllar…
O yıllar her pazar aileler sabahları erkenden evin en küçüğünü fırına gönderirdi.
Yine o yıllarda komşuluklar aileden gibi sıkı fıkıydı.

Karşı komşumuzun üç oğlu vardı, babaları Ömer Amca.
Fırından gelen börekleri aynı senin gibi yağa bandıra bandıra yer, hatta oğlanlarından daha hırslı, iştahlı; bana kalmayacak dercesine çok yerdi.

Bir gün yine böyle çok yağlı böreği fazlaca yedikten sonra hastanelik oldu.
Yıllarca bu olay komşular arasında konuşuldu.

Ömer Amca ve oğulları, hepsi rahmetlik oldular.
Allah rahmet eylesin hepsine.

Senin böreği gördüm ve tam 57 sene geriye gittim.
Canım kardeşim, ailecek bayramınız mübarek olsun.”

Konya’nın yerlisi olup da börek anısı, börek keyfi; hatta içimizde peynirli böreği sevmeyen var mı?

Cenab-ı Allah’ım hepimize sağlıklı, hür ve özgür şekilde sevdiklerimizle peynirli börek yemeyi ve yemeye devam etmeyi nasip etsin inşallah.

Bugün bayram, sizleri fazla üzmek, yormak istemiyorum.
Ben de kendimi kontrol edemeyecek şekilde bir duygu yoğunluğu yaşıyorum.

En kötü arife günlerimiz, en acı bayramlarımız böyle olsun diyerek tüm değerli okurlarımın bayramlarını samimiyetle kutluyor; bugüne kadar yaptığım hatalar için, kendilerini kırdıysam ve üzdüysem özür diliyorum.

………………..

GÜNÜN OKKALI SÖZÜ

Asil duruşlu insan başkasının felaketine üzülür; alçak ruhlu ise buna sevinir.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Arife günlerini arifenin heyecanı, bayramları bayramın mutluluğu ve huzuru içerisinde yaşayabildiğimiz zaman daha iyi ADAM oluruz.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *