Gitmek de Bir Cesarettir
İnsan, emek verdiği şeylerden kolayca vazgeçemez. Bir hayalin içinde yıllarını geçirmişse, ondan uzaklaşmak yalnızca geleceğini değiştirmek değil, bir zamanlar bütün kalbiyle inandığı ihtimalleri geride bırakmaktır. Bir insana alışmışsa onun yokluğunu düşünmek bile zor gelir. Çünkü insan, yalnızca yaşadıklarına değil, yaşayabileceğine inandığı şeylere de bağlanır. Üstelik aklında hep aynı düşünce vardır: Bunca emek ne olacak? Bunca sabır, bekleyiş, yeniden denemek… Hepsi bir anda anlamsız mı kalacak? İnsan, geçmişte verdiği emeklerin gelecekte güzel bir karşılığı olmasını ister. Fakat kimi zaman ne kadar uğraşırsa uğraşsın, kendisini hâlâ aynı yerde bulur. İşte o an, insan geçmişte verdiği kararları sorgulamaya başlar. Daha fazla çabalasaydı, biraz daha sabretseydi, başka türlü davransaydı belki her şeyin farklı olabileceğine inanır. Kendisine başka ihtimaller yaratır, yaşanmamış hayatların içinde cevaplar arar. Fakat geçmiş, yeniden yaşayabileceğimiz bir yer değildir. Bir zamanlar elimizden geleni yapmış olmamız, bugün de aynı şeyleri yapmak zorunda olduğumuz anlamına gelmez. Bir hayalin gerçekleşmemesi, ona inanırken hissettiklerimizin yanlış olduğunu göstermez. Bir şeyin sonuna gelmek, onun hiç yaşanmamış olması değildir. Bazen insan, yalnızca verdiği emekler boşa gitmesin diye kalır. Bir şeylerin düzelmesini beklerken kendisine ne olduğunu fark etmez. Çünkü kabul etmek, umut etmekten daha zor gelir. Fakat gelecekte yaşayacağı mutluluk için bugünkü hayatını sürekli ertelediğinde, beklediği şeyin içinde kendisine ne kadar yer kaldığını düşünmelidir. Belki de en zor soru şudur: Ya bütün bunlardan sonra hiçbir şey değişmezse? Hayat, bütün çabalarımızın karşılığını aynı şekilde sunmaz. Bazen elimizden gelen her şeyi yaparız ve yine de istediğimiz sonucu elde edemeyiz. Bu, yetersiz olduğumuz anlamına gelmez. Her şeyin bizim kontrolümüzde olmadığını gösterir. İnsan, her mücadeleyi kazanmak zorunda değildir. Bazı mücadeleler bize sınırlarımızı öğretir, bazıları neyin bizim için doğru olmadığını anlamamızı sağlar. Verdiğimiz emek, yalnızca elde ettiğimiz sonuçla ölçülmez. Bize kattıkları ve kendimiz hakkında fark ettirdikleri de o emeğin bir parçasıdır. Belki de insanın kendisine söylemesi gereken en önemli şey şudur: Her şeyi kurtaramadım diye kendimi de kaybetmek zorunda değilim. Çünkü hayat, tek bir ihtimalden ibaret değildir. Bir zamanlar bütün kalbimizle istediğimiz şeyin gerçekleşmemesi, başka güzelliklerin hayatımıza giremeyeceği anlamına gelmez. Belki yeni başlangıçlar kolay olmayacak. Belki geçmişi özleyeceğiz. Fakat belirsizlik, yanlış bir seçim yaptığımızın kanıtı değildir. İnsan, bütün cevapları bilmeden de kendi hayatı hakkında karar verebilir. Bazen bir şeyin eksik kalmasına izin vermek gerekir. Her yarım kalan şeyi tamamlamak, her kaybedileni geri kazanmak, her kırılanı onarmak zorunda değiliz. Geçmişteki kendimize kızmadan, bir zamanlar neden bu kadar inandığımızı sorgulamadan yolumuza devam edebiliriz. Çünkü o günkü düşüncelerimizle bugünkü düşüncelerimiz aynı olmak zorunda değildir. İnsan, kendi hayatını yeniden düşünmeye ihtiyaç duyar. Başkalarının beklentilerinden ve geçmişte verdiği sözlerden bağımsız olarak ne istediğini anlamaya çalışır. Bir şeyin bitmesine üzülürken kendi hayatının devam ettiğini unutmamalıdır. Belki gitmek çözüm değildir. Belki her şeyi düzeltemez. Fakat insan, her şeyin yoluna girmesini beklerken kendi hayatını yaşamayı unutabilir. Bir şeylerin değişmesini beklerken kendisi değişebilir. Bir gün her şeyin güzel olacağına inanırken, o güzelliğin içinde kendisinin bulunup bulunmayacağını düşünmeyebilir. İşte bu yüzden gitmek, bazen en güzel seçenektir. Çünkü insanın kendisini yeniden seçebilmesi, geçmişte verdiği emekleri inkâr etmeden geleceğini düşünmesidir. Her şeyin düzelmesini beklemek yerine, kendi hayatının da düzelmeye değer olduğunu anlamasıdır. Çünkü bazı şeyleri geride bırakmak, onları hiç sevmemiş olmak değildir. Bazen çok sevdiğimiz şeylerden bile uzaklaşmamız gerekir. Bazen bütün kalbimizle istediğimiz şeyin artık bize iyi gelmediğini kabul etmemiz gerekir. Gitmek, her şeyin düzeleceğine inanmak değildir. Her şey düzelmese bile kendine yeniden bir hayat kurma ihtimali tanımaktır. Belki de insanın kendisine verebileceği en güzel söz, ne olursa olsun kendi hayatını yalnızca geçmişte yaşadıklarına teslim etmeyeceğine dair verdiği sözdür. Çünkü bazı yolların sonu istediğimiz yere çıkmaz. Bazı emekler beklediğimiz karşılığı bulmaz. Fakat bunların hiçbiri, hayatımızın geri kalanını aynı yerde geçirmek zorunda olduğumuz anlamına gelmez.Ve insan, bütün bunlara rağmen gitmeyi seçebilir.
Çünkü bazen en zor karar, insanın kendisi için verdiği en güzel karardır. Bütün cevapları bulmak, geçmişi anlamlandırmak, geleceğin nasıl olacağını bilmek zorunda değiliz.Belki de mesele, her şeyi geride bırakmak değildir. Belki yalnızca kendi hayatımızı da yaşamaya değer bulmaktır.