FASILALI ÇALIŞMADA YILLIK İZİN NASIL HESAPLANIR?
Kıymetli okurlarım Ekim ayının son haftasında yine sizlerden gelen bir soruyla karşınızdayım. İşten ayrılan çalışan yeniden aynı işverenin işyerlerinden birinde çalışmaya başlarsa, yıllık iznini nasıl hesaplayacağız?
Yıllık ücretli izin hakkı ve izin süreleri İş Kanunu’nun 53ncü maddesinde düzenlenmektedir. İlgili Kanun maddesinde: ‘’ İşyerinde işe başladığı günden itibaren, deneme süresi de içinde olmak üzere, en az bir yıl çalışmış olan işçilere yıllık ücretli izin verilir. Yıllık ücretli izin hakkından vazgeçilemez.’’ hükmü yer almaktadır.
Maddenin devamında ise hizmet süresine bağlı olarak yıllık ücretli izin sürelerinden bahsedilmektedir. Bu kapsamda işçilere verilecek yıllık ücretli izin süresi, hizmet süresi;
Bir yıldan beş yıla kadar (beş yıl dahil) olanlara 14 günden,
Beş yıldan fazla on beş yıldan az olanlara 20 günden,
On beş yıl (dahil) ve daha fazla olanlara 26 günden az olamaz.
Yer altı işlerinde çalışan işçilerin yıllık ücretli izin süreleri dörder gün arttırılarak uygulanırken, 18 ve daha küçük yaştaki işçilerle 50 ve daha yukarı yaştaki işçilere verilecek olan yıllık ücretli izin süresi 20 günden az olamaz.
İş Kanunu’nun 53ncü maddesinden anlaşılacağı üzere, yıllık ücretli izne hak kazanmak için ilk ve temel koşul işçinin aynı işverene bağlı olarak 1 tam yıl süreyle çalışmış olmasıdır.
Fasılalı çalışma, bir işçinin bir işyerinde ya da aynı işverene ait başka bir işyerinde belli bir süre çalıştıktan sonra herhangi bir sebeple işten ayrılması ve daha sonrasında aynı işveren bünyesinde tekrardan işe başlaması durumunu ifade etmektedir.
4857 sayılı İş Kanununun 54ncü maddesinde ‘’ Yıllık ücretli izine hak kazanmak için gerekli sürenin hesabında işçilerin, aynı işverenin bir veya çeşitli işyerlerinde çalıştıkları süreler birleştirilerek göz önüne alınır.’’ hükmü yer almaktadır. Bu nedenle işçinin yıllık izne hak kazanması için “aynı işverenin bir veya çeşitli işyerlerinde çalıştığı sürelerin birleştirilmesi” esastır.
Bu konuda Yargıtay’ın yerleşik içtihatları bulunmaktadır.Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 29.12.2017 tarihli, 2015/18282 E., 2017/22167 K. ve Yargıtay 22. Hukuk Dairesi’nin 01.11.2017 tarihli, 2017/9112 E., 2017/23766 K. sayılı kararlarında özetle; aralıklı çalışma halinde, yıllık izin bakımından önceki dönem hizmet süresinin “tasfiye olduğu” nun kabul edilemeyeceği, bu nedenle izne esas kıdemin belirlenmesinde çalışmanın iki veya daha fazla döneme yayılsa dahi bu dönemlerin birleştirilmesi gerektiği açıkça belirtilmiştir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 05.11.2020 tarihli, 2016/29801 E., 2020/14939 K. sayılı kararında da işçinin önceki çalışmalarında hak etmiş olduğu yıllık izin sürelerinin kullandırılmış veya kullanılmayan izinlerin karşılığında ücretinin ödenmiş olmasının önemli olmadığı, işçinin sonraki dönemine ilişkin yıllık ücretli izin süresi belirlenirken önceki dönemlere ilişkin kıdem sürelerinin de dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi’nin 09.10.2018 tarihli, 2017/15129 E., 2018/21530 K. sayılı kararında da “yıllık iznin özünde bir dinlenme hakkı olduğu, aralıklı çalışma halinde önceki dönemlerin zamanaşımına uğramayacağı” ifade edilerek, aynı işverene ait işyerlerinde geçen hizmet sürelerinin yıllık izin bakımından bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Özetle; işçinin aynı işverene ait işyerlerinde aralıklı da olsa tekrar çalışmaya başlaması halinde, önceki dönemlerde hak ettiği yıllık izinlerin kullandırılmış veya kullandırılmayan izinlerin ücret olarak ödenmesi, o hizmet süresinin yıllık izne esas kıdem bakımından yok sayılması sonucunu doğurmamaktadır.
Dolayısıyla, yıllık izin hakkının süresinin belirlenmesinde, işçinin aynı işverene ait önceki çalışma dönemleri de dikkate alınmalı ve yıllık izin ücreti hesabında toplam kıdem, aralıklı hizmet süreleri birleştirilerek hesaplanmalıdır. Bu çerçevede, özetle çalışanın yıllık izin hakedişi belirlenirken, ilgili işyerinde fiilen geçen hizmet sürelerinin toplanması gerekir.
Yine Yargıtay kararlarında geçmişteki çalışma dilimlerinin sınırsız şekilde birleştirilemeyeceği, birinci dönem işten çıkış tarihi ile ikinci dönem işe giriş tarihi arasında beş yıl aşılmış ise birinci dönemin zamanaşımına girdiği belirtildiğinden önceki dönemin çalışma süresinin dışlanması gerektiği değerlendirilmektedir.Denetim söz konusu olduğunda ise; zamanaşımı olgusunun göz önüne alınmadığını, hayatın olağan akışı içinde tüm hizmet sürelerinin birleştirilmesi gerektiğini belirtmekte fayda buluyorum...