Konya
Kapalı
11°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
49,8665 %0.05
55,7767 %0.16
6.429,14 %0.05

MİLYONLARCA FERYAT YÜKSELİYOR, KAPIYI KİLİTLEYEN BEŞ SOĞUK EL DUYMUYOR

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

İkinci Dünya Savaşı geride milyonlarca ölü, yerle bir olmuş şehirler ve devasa bir acı bırakmıştı. İnsanlık tarihinin gördüğü bu en büyük yıkımın ardından, 1945 yılında dünya liderleri ABD'nin San Francisco kentinde bir araya geldi. Tek bir ortak amaçları vardı: "Bir daha asla böyle bir felaket yaşanmasın." İşte Birleşmiş Milletler (BM), bu büyük umutla ve küresel barışı koruma vaadiyle kuruldu.

Temel kuruluş amacı çok basitti: Ülkeler arasındaki anlaşmazlıkları silahla değil, masada diyalogla çözmek; insan haklarını korumak ve dünyadaki yoksulluğu azaltmak. Sıradan bir vatandaşın gözünde BM, adaletin ve barışın küresel güvencesi olacaktı. Ancak sistem kurulurken, kurucu ortaklar arasına bugünün tıkanıklıklarına yol açacak büyük bir adaletsizlik tohumu daha en başından ekilmişti.

BM, kurulduğundan beri tamamen başarısız bir örgüt mü oldu? 

Hayır.

Hakkaniyetli davranmak gerekirse, örgütün insanlığa büyük hizmetleri dokundu. Öncelikle, korkulan Üçüncü Dünya Savaşı (özellikle ABD ve Sovyetler Birliği arasında bir nükleer savaş) hiçbir zaman patlak vermedi. BM masası, en gergin krizlerde bile liderlerin birbirleriyle konuşabildiği bir supap görevi gördü.

Bunun ötesinde, BM'ye bağlı UNICEF ve Dünya Sağlık Örgütü gibi kurumlar milyonlarca çocuğun hayatını kurtardı. Küresel aşı kampanyaları sayesinde çocuk felci gibi ölümcül hastalıklar yeryüzünden silinme noktasına geldi. Afrika ve Asya'da sömürge altında yaşayan onlarca halk, BM'nin bağımsızlık süreçlerini yönetmesi sayesinde kendi devletlerini kurabildi. Milyonlarca mülteciye gıda, çadır ve tıbbi yardım ulaştırıldı. Bu sessiz zaferler, örgütün insanlık adına attığı en değerli adımlardır.

Madalyonun diğer yüzü ise ne yazık ki utanç tablolarıyla dolu. 

BM, gücünün yetmediği ya da büyük devletlerin çıkarlarına dokunduğu anlarda derin bir sessizliğe gömüldü. Yakın tarihin en büyük trajedilerinden biri olan 1995 Bosna Savaşı'nda, Srebrenitsa kentini "Güvenli Bölge" ilan eden BM, gözünün önünde binlerce masum insanın katledilmesini engelleyemedi. Barış güçleri silahsız sivilleri korumak yerine üslerine çekildi.

Benzer şekilde, 1994 yılında Ruanda'da birkaç ay içinde yüz binlerce insan dünyanın gözü önünde palalarla katledilirken BM sadece izlemekle yetindi. Yıllardır çözülemeyen Filistin trajedisi, milyonlarca insanın evinden yurdundan olduğu Suriye İç Savaşı ve Ukrayna'nın işgali gibi krizler, BM'nin mazlumları korumakta nasıl aciz kaldığının ve insanlığın gözünde nasıl meşruiyet kaybettiğinin en somut kanıtlarıdır.

Gelelim asıl can alıcı soruya: Neden karar alınamıyor ve neden dünya kilitlenmiş durumda? 

Bu sorunun cevabı BM Güvenlik Konseyi'nin yapısında gizli. İkinci Dünya Savaşı'nın kazanan beş devleti – ABD, Rusya, Çin, İngiltere ve Fransa – kendilerine "Daimi Üye" statüsü verdiler ve daha da önemlisi, sisteme "Veto Hakkı" denen bir kural yerleştirdiler.

Bu kurala göre, dünyadaki 190'dan fazla ülke bir araya gelip bir zulmü durdurmak için karar alsa bile, bu beş ülkeden tek bir tanesi "Hayır" derse o karar çöpe gidiyor. Yani Rusya bir ülkeyi işgal ettiğinde, konseyden kendisini kınayacak veya durduracak bir karar çıkmasını kendi veto hakkıyla engelliyor. ABD, Filistin konusunda kendi çıkarlarına ters düşen her kararı tek başına veto ediyor. Sonuç olarak, küresel adalet sistemi felç oluyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından küresel literatüre kazandırılan "Dünya 5'ten Büyüktür" isyanı, tam da bu çarpık düzene karşı yükselen bir çığlıktır. 8 milyarlık insanlığın geleceği, bu 5 ülkenin jeopolitik çıkarlarına ve iki dudağının arasına terk edilemez. Kararların alınamaması örgütün beceriksizliğinden değil, bu beş ülkenin kendi güçlerini paylaşmak istememesinden kaynaklanıyor. 

Eğer BM acilen reforme edilmez, veto yetkisi kaldırılmaz veya sınırlandırılmazsa, insanlık kendi kaderini tayin etmekten mahrum kalmaya devam edecektir.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız