SESSİZLİK VE ÖLÜM (DEPREM)
Belki birileri geçer diye
Sessizlikten ölüyordu
Yaşlanmıştı ve herkes gitmişti
Kimisi cennete, kimisi de kendi hayatına

Yapayalnız kalmıştı,
Kâinat için küçücük, onun içinse kocaman yer kürede.
“Aslında ölüm bu” diye geçirdim içinden,
“Farkında olmaktır gerçekten ölmek”

“Farkında olmadığın şeye, ne diye ölüm diyelim ki?”
“Olsa olsa başka bir pencereden bakmaktır sonsuzluğa” diye ekledi
Uzaklarda sessizce kaybolan güneşe baktı.
Nasıl da ona benziyordu…
Parlaklığı, aydınlığı değil
Kayboluşu…
Aynı yerde bekledi sessizce
Belki birileri geçer diye.
Geçmiş bir nehir gibi akıp gidiyordu önünden.
“Keşke izlemek yerine suya girseydim” diye geçirdi içinden.
Birlikte aksaydık her şeye rağmen,
Artık çok geçti “keşke” için…
Uzakta, iri yarı birkaç adamın ona doğru yürüdüğünü fark etti.
Koşmak istedi ancak bacakları kalbi izin vermiyordu buna.
Yaklaştılar… Yaklaştılar…
Sevecen bir yüzle, kadına baktı adamlardan biri
Ve konuştu. Sessizlik bozulmuştu.
“Teyzeciğim yeter artık. İşimiz gücümüz kalmamış gibi sürekli seni arıyoruz. Allahtan başka yere gitmiyorsun. Ya bulamasak seni. O zaman başhekime ne diyeceğiz? Lütfen üzme bizi. Hadi odana dönelim.”
Usulca yürüdüler karanlığa doğru.
Ve kayboldular şehrin sokaklarında…
NOT: Ayşe teyze depremde her şeyini, bütün ailesini yitirmişti. Tek kurtulabilen o olmuştu. Bu acıyı bir türlü atlatamadı. Sonunda psikiyatri servisinde tedavi altına alındı. Bir şekilde oradan kaçmayı başarıyor, yıkılan evinin önüne geliyordu. Öylece yıkılan evin boşluğuna bakıyor, ailesinden birileri gelir, onu görür diye hayaller kuruyordu.