Konya
Açık
13°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
48,4992 %0.03
56,5799 %0.23
6.859,06 %-0.04

İnsanı Tanıdıkça

YAYINLAMA:

İnsanları tanıdıkça, onlara dair kurduğumuz düşünceler de sessizce değişmeye başlıyor. Çocukken insanlara inanmak kolaydır. Söylenen bir söz, taşıdığı anlamdan şüphe etmeden kabul edilir; bir gülümseme samimiyet, verilen bir söz güven anlamına gelir. Dünyayı henüz bütün yönleriyle tanımadığımız için insanları da oldukları hâlleriyle görürüz. Fakat büyüdükçe, insanın yalnızca söylediklerinden ibaret olmadığını öğreniyoruz. Asıl kişiliğin, kimsenin görmediği anlarda yapılan seçimlerde saklandığını fark ediyoruz.

 

Belki de insanı tanımanın en yorucu tarafı, gördüklerimizin çoğu zaman duyduklarımızla aynı olmamasıdır. Bir insan anlayıştan söz ederken başkasının acısını küçümseyebilir. Güvenden bahsederken ilk fırsatta verdiği sözü unutabilir. İyilikten söz eden biri, kendi çıkarı söz konusu olduğunda bütün söylediklerini bir kenara bırakabilir. İnsan, kendisini nasıl göstermek istediğiyle gerçekte nasıl davrandığı arasında büyük bir mesafe taşıyabilir. İşte bu çelişki, insanlara duyduğumuz güveni yavaş yavaş aşındırır. En büyük hayal kırıklıkları ise genellikle hiç beklemediğimiz insanlardan gelir. Çünkü bir yabancının davranışı bizi şaşırtmaz; fakat güvendiğimiz birinin değişmesi, insanın yalnızca karşısındakini değil, kendi yargılarını da sorgulamasına neden olur. Ben onu gerçekten tanımış mıydım?” düşüncesi zihinde uzun süre kalır. Geçmişte söylenen her söz, yapılan her davranış yeniden hatırlanır. Bir zamanlar anlamlı gelen ayrıntılar, sonradan başka bir yüz kazanır. İnsan, geçmişi değiştiremese de ona yüklediği anlamı değiştirmeye başlar. Beni en çok düşündüren şeylerden biri de insanın şartlara göre değişebilmesidir. Aynı kişi, bir gün hayatımızın en güvenilir insanı gibi davranırken başka bir gün hiçbir şey olmamış gibi uzaklaşabilir. İhtiyacı olduğunda yakınlaşan, işi bittiğinde yabancılaşan insanlar vardır. Rahat zamanlarda gösterilen anlayış, zor bir anda aniden yok olabilir. Bu yüzden insanın gerçek karakterini tanımak için güzel günlerine değil, zorlandığı anlardaki tavırlarına bakmak gerekir. Çünkü karakter, rahatlık içinde değil; çıkarların, öfkenin ve korkuların ortaya çıktığı zamanlarda kendisini belli eder. Bir insanın zeki olması, vicdanlı olduğu anlamına gelmez. Duygularını iyi ifade edebilmesi, başkasının duygularını gerçekten anlayabildiğini göstermez. Güzel konuşmak kolaydır; asıl mesele, söylenen sözlerin sorumluluğunu taşıyabilmektir. İnsan kendisini istediği kadar iyi anlatabilir, fakat davranışları onun hakkında çok daha dürüst konuşur. Bazen tek bir davranış, uzun uzun kurulmuş onlarca cümleden daha gerçek olabilir. Bütün bunları gördükçe insanlardan uzaklaşmak, kimseye güvenmemek ve kendimizi tamamen kapatmak isteyebiliriz. Fakat bu da başka bir kayıp olur. Çünkü birkaç kişinin bıraktığı hayal kırıklığı, herkesin aynı olduğunu kanıtlamaz. Güven belki eskisi kadar kolay verilmemelidir; fakat tamamen yok edilmesi de gerekmez. İnsanları tanımak, herkese inanmak değil; kime, ne kadar ve hangi davranışları gördükten sonra güvenebileceğini öğrenmektir. Belki büyümek, insanları kusursuz sanmaktan vazgeçmektir. Onların çelişkilerini, eksiklerini ve değişken taraflarını fark etmektir. Fakat bu farkındalık bizi acımasızlaştırmamalıdır. Başkasının samimiyetsizliği, bizim samimi olmaktan; başkasının vefasızlığı, bizim değer vermekten vazgeçmemiz için bir sebep değildir. İnsanların bize bıraktığı yaraların, karakterimizi belirlemesine izin vermemeliyiz. Çünkü insanı tanıdıkça öğrendiğimiz en önemli şeylerden biri şudur: Herkes güvenilmeye değer olmayabilir, fakat kimseye güvenemeyecek hâle gelmek de bir çözüm değildir. Kendimizi korurken kalbimizi tamamen kapatmamak gerekir. Dünyanın çelişkilerini gördükçe daha dikkatli olabiliriz, fakat gördüğümüz kötülüklerin bizi de değiştirmesine izin vermemeliyiz.

 

Belki asıl mesele, herkesi iyi sanmayı bırakırken iyi kalabilmektir. Çünkü insanı tanıdıkça dünya daha kusursuz görünmez; fakat biz, kusurların arasında nasıl yaşayacağımızı daha iyi öğreniriz. İnsanların değişkenliği karşısında kendi değerlerimizi koruyabilmek, güvenimizi kaybetmeden sınırlarımızı çizebilmek ve yaşadığımız hayal kırıklıklarına rağmen içimizdeki iyiliği susturmamak… Belki de insanı gerçekten tanımanın en zor, fakat en değerli sonucu budur.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız