Konya
Açık
16°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
48,4612 %0.06
56,3078 %-0.05
6.845,41 %-0.21

Uzun yıllar önceydi

YAYINLAMA:

Trabzon Havalimanı VIP bölümünde Ankara uçağını bekliyoruz.

 

Kalkış saatine göre artık uçağa geçmemiz gerekirken hâlâ beklemeye devam edince bir anormallik olduğunu hissettim. Bankoya gidip görevlilere neden uçağa alınmadığımızı sorduğumda,

“Ordu’dan bir yolcu bekliyoruz. O geldikten sonra VIP yolcularını birlikte bindireceğiz.” cevabını aldım.

Hemen itiraz ettim:

“Hayır kardeşim, bizi hemen uçağa alın. Biz de diğer yolcularla birlikte uçakta bekleyelim. Eğer beklenecek biri varsa hep birlikte bekleriz.”

Fazla uzatmadan kapıya doğru yöneldim. Kısa süre sonra servis aracıyla uçağa götürüldük ve yerlerimize oturduk.

 

Daha uçağa adım attığımız anda bakışlardan bir rahatsızlık olduğunu hissettim. Ama talebimde ne kadar haklı olduğumu, aradan çok fazla zaman geçmemesine rağmen yolcuların sabırsızlanmaya başladığını görünce daha iyi anladım.

10 dakika… 20 dakika… 30 dakika… Beklemeye devam ediyoruz.

Karadeniz insanının zaten pek de uzun olmayan sabrı artık iyice zorlanmaya başlamış olmalı ki önce hosteslere, ardından pilot kabininin kapısına gidilerek itirazlar yükselmeye başladı. Gerilim artıyor, sesler yükseliyordu.

Geçen yılların üzerinden zaman geçtiği için tam olarak hatırlamıyorum ama belki de bir saate yakın bir süre geçmişti. Derken servis aracının merdivenlere yanaştığını gördük.

 

Beklenen yolcu, yanında iki kişiyle birlikte uçağın merdivenlerine doğru ilerliyordu.

İçeri girip yanıma oturduğu anda uçakta bir alkış koptu…

Ama öyle böyle bir alkış değil! Evet, bu açıkça bir protestoydu.

 

Fakat hiç beklemediğim bir şey oldu. Alkışların muhatabı, kendisinin gerçekten alkışlandığını düşünmüş olmalı ki ayağa kalkıp geriye döndü ve uçağı selamladı. İşte o anda alkışların yerini bağrış çağrış aldı. Durum artık iyice yakışıksız bir hâl almıştı.

Tam o sırada:

“Mehmet, iniyoruz!” diye bir talimat geldi.

Ben de gayriihtiyari, “Bana mı söylüyor?” diye düşündüm. 

Yanındaki yolculardan birisinin adı Mehmet olmalı ki birlikte ayağa kalkıp kapıya doğru yöneldiklerinde, bütün bu gerginliğin ortasında kendi kendime gülme ihtiyacı hissettim.

 

Uçağa son gelen yolcular indikten sonra kapılar kapandı. Uçak piste doğru hareket etti ve nihayet yolculuğumuz başladı. Şimdi “Kimdi bu yolcu?” diye sorduğunuzu duyar gibiyim.

Sadece şunu söyleyeyim: O günlerde çok üst düzey bir görevde olan birisiydi.

 

Kim olduğunu yazmayacağım.

“Ee, kim olduğunu yazmayacaktın da niye bizimle paylaştın?” derseniz… Ne bileyim!

Son günlerde medyada “TAKLACI” filan gündemi epey meşgul eden bir konu olunca, ben de geçmişten bir anıyı paylaşma ihtiyacı hissettim… Hepsi bu! Gerisini siz anlayın artık…!

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız