KÖKTEN DEĞİL TÜYDEN ZENGİNLER (!)
Birileri yine bozulacak hatta “kuduracak” ama beğenseniz de beğenmeseniz de
Türkiye’de her gün yerel yazı yazan tek gazetecisi olarak şehir merkezli dip notları düşmemizin tarihe not bırakmamızın tek bir sebebi, bu şehrin tüm değerlerine tüm insanlarına kulak vermemizden kaynaklanıyor.
Pazartesi günü Kemal Korkmaz abimiz aradı.
Selam sabahtan sonra
“Uğur aferin oğlum.
Konya’mızın sesi olarak seni takip ediyorum.
Bizde vakti zamanında Sanayi odasından Konyaspor’a kadar pek çok sivil toplum kuruluşunda paramızla pulumuzla cebimizden verdiklerimiz ile çalıştık
Bir şeyler yaptık
Ama bugün Konya niye tek yumruk değil.
Konyalı niye hak ettiğini alamıyor” …. Diyerek Konyaspor’a kadar şehir için üzüldüğü konuları anlattı.
Feyzullah Ertaş abimiz ise dün şöyle yazıyordu
“Sen koşmaya devam et abi.
Bizim nesilden bizim yaşlardan ayakta kalan bir tek sen kaldın
Senden olmazsan
Sen de yazmazsan bizim Konya’dan haberimiz olmayacak” diyordu
……….
Bu güzel sözler ve bize moral veren tüm büyüklerimize dostlarımıza minnettarız.
Tüm bu yazıların tek bir kaynağı var
Biz şehrin her insanına değer veriyoruz.
Büyüklerimiz bu şehrin yaşayan efsaneleridir.
Onlara saygımız 50 yıl öncesi ne ise bugünde aynı.
Çok şükür
………………
İşte dün sabaha Konya’nın başarılı mütevazi yerel siyasetten spora pek çok alanda maddi manevi hizmet veren ismi Selçuk Aksoy’un ofisinde yine Konya’nın yaşayan hafızalarından Zeki Sayıcı abi ile birlikte idik.
Zeki abiyi sabahleyin evinden aldım Selçuk abinin yanına gittik.
Üç saati aşan bir sohbette bulunduk.
Dahası Zeki abi anlattı bizler dinledik

Zeki abinin sohbetleri arasında hiç duymadığım ama tarihi cümleler vardı.
Mesela toplumun hızla nasıl zenginleştiğini konuşurken Zeki abi
“Çoğu kökten zenginlik değil tüyden zenginlikler” diyordu…
Anlayan anlamalı.
İyi düşünmeli.
Mesela Zeki abimiz sıradan bir anısını anlatıyordu.
Bir arkadaşı evine yemeğe davet etmiş.
Rahmetli eşini alarak davete gitmişler
Gelin yemekleri sofrayı hazırlamış.
Yemek biterken gelin hanım Zeki abiye sormuş
“Abi nasıl yemekleri beğendiniz mi?”
Zeki abi bir geline bakmış bir sofraya ve geline dönüp
“AŞA BAKMAYACAKSIN KAŞA BAKACAKSIN”
…………..
Zeki abi geline ne demek istediğini durumu anlatmış
Bize de şöyle diyordu
“Gelin kızımız bizi öyle öfkeli kızgın bir suratla karşıladı ki.
Belki kızın yapısı duruşu öyle idi.
Ama yemek boyunca da gelinin kaşları hep çatıktı.
Bana yemeklerin tadını sorunca bende böyle dedim.
Sonra geline ne demek istediğimi açıkladım
Kızcağız bundan sonra bizi her karşılamasında artık güler yüzlü idi.
Çorbayı pilavı ne yapacaksın?
Önemli olan tatlı dil güler yüzdür”
…………..
Teşekkürler Zeki abicim
Allah sizden razı olsun.
EMEKLİLERİN
BANKA MAHKUMİYETİ
Genç ekonomist bir kardeşim bizimle şu bilgiyi paylaşıyordu

Şöyle diyordu
Emeklilik döneminde geçim sıkıntısı yaşayan milyonlarca kişi çözümü bankalarda arıyor.
TÜRKİYE’DE 56 YAŞ VE ÜZERİNDEKİ 17,5 MİLYON KİŞİNİN YAKLAŞIK 3 MİLYONU KREDİ KULLANIYOR. Bu tabloya göre her 6 yaşlıdan 1’inin bankalara borcu bulunuyor.”
……………
Vay anam vaaaaay.
Allah gencimize yaşlımıza ecir sabır güç kuvvet versin inşallah
DEV KASALAR BİLE YETMİYOR
ZENGİNLER KÜLÇE ALTINA HÜCUM ETTİ
Bu haberi muhalif solcu haber yayın organlarında görsem buraya taşımazdım.
Ama bu ekonomi haberini HABER7 den okudum ve haberin bir kısmını sizlerle paylaşmak istedim
“Altın fiyatlarının yeniden rekorlara yaklaşmasıyla milyarderlerin fiziki altın talebi hızlandı.
Fon ve finansal ürünler yerine doğrudan külçe altına varlıklı yatırımcılar yöneldi.
Türkiye'de ise fiziki altın talebi en yüksek seviyeye çıktı.
Altın piyasasında fiyatların yanı sıra yatırımcıların tercihlerinde de dikkat çekici bir değişim yaşanıyor.
Dünyanın en varlıklı yatırımcıları, altın fonları ve benzeri finansal ürünler yerine doğrudan fiziki külçe altın almaya yöneliyor.
TÜRKİYE'DE DE FİZİKİ ALTIN
TALEBİ REKOR SEVİYEDE

Dünyadaki eğilimin benzeri Türkiye'de de görülüyor.
Dünya Altın Konseyi verilerine göre Türkiye'de yatırım amaçlı külçe ve sikke altın talebi, 2026'nın ilk çeyreğinde yıllık bazda yüzde 29 artarak 26,1 tona yükseldi.
Bu rakam, Türkiye'deki fiziki altın talebinin son 7 çeyreğin en yüksek seviyesine çıktığını gösterdi.
Türk yatırımcıların yalnızca yılın ilk üç ayında külçe ve sikke altın için yaptığı harcamanın ise 4,5 milyar dolarla rekor seviyeye ulaştığı hesaplandı.
Altın fiyatlarındaki dalgalanmaya rağmen fiziki metale yönelik talebin güçlü kalması, yatırımcı davranışlarında önemli bir değişime işaret ediyor.
Özellikle büyük servet sahiplerinin finansal ürünler yerine doğrudan külçe altın sahibi olmayı tercih etmesi, küresel altın piyasasında dikkat çeken yeni bir eğilim olarak öne çıkıyor.”
……………….
Allah aşkına biz nasıl bir millet olduk?
Bir yandan emekliler şu kadar bankaya borçlu diyoruz.
Diğer taraftan gençlere iş yok diyoruz.
Üniversiteli işsizler ordusu diyoruz
Asgari ücret açlık sınırının altında diyoruz.
………..
Diyoruz da diyoruz.
Amma buyurun Türkiye’de altına saldırmamızın da rakamlarla durumunu diyoruz…
Ne dersiniz Zeki abinin dediği gibi biz millet olarak TÜYDEN ZENGİNLERDEN Mİ olduk?…
ÇOCUK PARKI MI?
KÖPEK PARKI MI?
Değerli bir okurumuz ise haklı olduğu bir konuya şöyle dikkatimizi çekiyordu
“Uğur abicim s.a.
İyisindir inşallah.
Bugünkü yazınızda park alanlarıyla ilgili serzenişe yüzde yüz katılıyorum.
İnsanların nefes aldığı, spor yaptığı, çocuklarımızın vakit geçirdiği bu alanların elbette güvenli ve huzurlu olması hepimizin istediği bir şey olduğu gibi yine bu ortamı sağlamak da hepimizin ortak görevi.
Bu konuya ilişkin ben de farklı bir boyutta serzenişimi belirtmek istiyorum.
Abicim çocuk parklarında köpek gezdirilmesine karşıyım.

Adı üstünde "çocuk parkı". Bu fotoğrafı birkaç gün önce Paşam Pastanesi'nin karşısındaki çocuk parkında çektim.
Ben çocuğumu oraya götürüyorum neredeyse her gün.
Ve neredeyse her gün bu manzarayla karşılaşıyorum.
Köpeğini alan çocuk parkına getiriyor.
Ben köpek karşıtı veya hayvan sevmeyen biri değilim.
Fakat neredeyse her gün köpeklerin saldırısına uğrayan insanların haberleriyle karşılaşıyoruz.
Bu vatandaşlar köpek beslesin eyvallah ama çocuk parkına da getirmesin.
Burada çocuklar oynuyor, köpekler bazen çocuklar koştururken havlıyor, çocuklar rahatsız ve tedirgin oluyor.
Dahası hayvan bu neticede, saldırma ihtimali de var.
Bu konuyu da gündeme taşırsanız çok memnun olurum.”
…………..
İlginiz alakanız teşhisiniz ve haklı uyarınız için çok teşekkür ederim.
AHLAT İLE İLGİLİ
M. SİNAN ÜMİT
PROF. DR. FARUK SÜMER
DR.MUSTAFA GÜÇLÜ VE
AV. AHMET ÖZER NOTU
Geçtiğimiz hafta Türkiye’nin 1 numaralı gündem maddesi Sayın Cumhurbaşkanımızın da bizzat katıldığı AHLAT idi
Cumhurbaşkanlığı Kabinesi de Ahlat'ta toplandı
Malazgirt Zaferi'nin yıl dönümü dolayısıyla Ahlat'ta düzenlenen toplantıya Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ev sahipliği yaptı.
Gündemin ana başlıkları ise, Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda sahadaki son durum ve bölgesel güvenlik konuları oldu.
O zaman tarihi Ahlat ile ilgili Konyalı bir yerel yazar olarak tarihe şu notu düşüp küçük bir hatırlatma yapalım mı?
………………..

Yıl 1992
Selçuklu Kongresi için şehrimize gelen Prof. Dr. Faruk SÜMER hoca şöyle diyor
“AHLAT bizim kökümüzdür.
Her yıl Ahlat Kaymakamlığına mektuplar yazar ve
“Ot yangınlarına karşı Selçuklu Mezar taşlarının korunmasını isterim.”
……………..
Peki hocanın yanında o gün kimler vardı?
Evet bugün şehrin hafızasında yer alan üç dost isim
Aydınlar Ocağı Başkanı Dr. Mustafa Güçlü.
Hukukçu gazeteci yazar KON-TV ‘nin kurucu Yönetim Kurulu Başkanı Av. Ahmet Özer ve
Sanayici yaşayan kültür insanı dost isim Sinan Ümit
GÜNÜN OKKALI SÖZÜ
Tarih yazanlar, kalemlerini mürekkep yerine boş kağıda batırdıkları için bugün okunamıyor.
NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Meram Yeni Yol’da belirtilen hız limiti ile ilerleyen araçları sıkıştırıp hız yapmadığımız zaman daha iyi ADAM oluruz