Fark Ettiniz mi?
Tümosan Konyaspor, geçtiğimiz sezonun aksine bu sezona kötü başladı. Camia, teknik direktör İlhan Palut ile böyle bir başlangıcı ne hayal etmişti ne de öngörmüştü.
Geçtiğimiz sezon Türkiye Kupası’nda final oynayan İlhan Palutlu Konyaspor’un, ilk üç haftadan puansız çıkacağını herhalde kimse beklemiyordu.
Ne yazık ki Konyaspor, kendi sahasında oynadığı ve 1-0 öne geçtiği maçta Kocaelispor’a 2-1 mağlup oldu.
Maça iyi başlamış gibi görünen, rakibine oranla daha fazla topa sahip olan ve daha fazla pas yapan Konyaspor, ilk yarıyı Gonçalves’in golüyle 1-0 önde tamamladı. Gol, daha sonra Kocaelisporlu savunma oyuncusuna yazıldı.
Peki, ilk yarıda iyi gibi görünen Konyaspor’un, daha az pas yapan ve daha az topla oynayan Kocaelispor ile üretkenlik açısından aynı seviyede olduğunu fark ettiniz mi?
Konyaspor çok daha fazla topla oynamasına ve daha fazla pas yapmasına rağmen rakip ceza sahasında topla buluşma sayılarının aynı olduğunu, iki takımın da aynı sayıda şut çektiğini fark ettiniz mi?
Ben ilk yarıda 4-1-4-1 sistemiyle oynayan Konyaspor’da Melih İbrahimoğlu’nun orta sahada yalnız kaldığını, hatta bütün yükün onun üzerinde olduğunu düşündüm.
Sanki Melih’in yanında aynı özelliklere sahip bir oyuncu daha olsa, pas alışverişi ve orta saha üretkenliği artacak; topun üçüncü bölgede daha fazla tutulması mümkün olacaktı.
Açıkçası o dakikalarda aklımdan, “Umarım benim gördüğümü İlhan hoca da görmüştür” diye geçirdim.
Ve sanki düşüncelerime ikinci yarının başında İlhan hoca tarafından cevap geldi.
Bardhi’nin oyuna dahil olması, yukarıda bahsettiğim sorunlara çözüm olabilecek bir hamleydi.
Fakat bütün hayallerim ve düşüncelerim sadece iki dakika sonra suya düştü.
Bardhi’nin iki dakika içerisinde kırmızı kart görmesiyle Konyaspor 10 kişi kaldı.
O dakikadan sonra aklımda farklı düşünceler oluşmaya başladı.
İlhan hoca dizilişi değiştirir, takımın savunma güvenliğini artırır ve 1-0’lık skoru korumaya yönelik bir oyun tercih eder diye düşündüm.
Ama o da olmadı.
Gol bölgesinde etkisiz kalan Muleka, 90 dakika sahada kaldı.
Konyaspor 11 kişi ve 1-0 önde oynarken belki Muleka’nın sahada kalması, hücumdaki etkisizliğinin daha az göze batmasını sağlayabilirdi.
Ancak 10 kişi kaldıktan sonra Muleka’nın hem hücumda hem de savunmada takıma katkısının yetersiz kaldığı daha net ortaya çıktı.
İlhan hocanın Muleka’ya neden bu kadar sabrettiğini bilemem.
Ama bana göre onu oyundan alıp takımın savunma ve mücadele gücünü artıracak bir değişikliğe gitmek, özellikle 10 kişi kaldıktan sonra Konyaspor adına gerekli hale gelmişti.
Bilmem, bunu da fark ettiniz mi?
Takımın geriye yaslanması, 10 kişi kalan ve 1-0 önde bulunan bir ekip için ilk bakışta olağan görünebilir.
Fakat yapılan değişikliklerle Konyaspor’un biraz daha öne çıktığı ve rakibini rahatsız etmeye başladığı bölümleri de gördük.
İşte burada Enis Destan’ın oyuna daha erken girip girmemesi gerektiğini düşünmeden edemiyorum.
İleri uçta yaptığı mücadele, stoperleri rahatsız etmesi ve özellikle hareketliliği, 10 kişi kalan Konyaspor için önemliydi.
Ben Enis Destan’ın 10 kişi kalan Konyaspor’da ileri uçta verdiği mücadeleyi faydalı buldum.
Belki de daha erken oyuna alınması, Konyaspor’un rakip savunmaya daha fazla problem çıkarmasını sağlayabilirdi.
Bilmiyorum, siz fark ettiniz mi?
Futbolda bazen tabelaya bakıp sadece sonucu görmek kolaydır.
Ama asıl mesele, o sonuca nasıl gelindiğini fark edebilmektir.
Konyaspor üç haftayı puansız geçti.
Şimdi yapılması gereken, sadece kaybedilen puanların hesabını yapmak değil; sahada görülen eksikleri doğru tespit edip çözüm üretmek.
Çünkü sezon daha çok uzun.
Ama bazı şeyleri fark etmek için daha fazla puan kaybetmeye gerek yok.
Kalın sağlıcakla…