Senin Hiç Babanı Öldürdüler mi? (Filistin)
Filistin’de doğdum. Acının ateşin, gözyaşının içine. Yıkılmış evlerin, boynu bükük çocukların, gözü yaşlı kadınların arasında büyüdüm. İlk oyuncağım silahtı. Bütün sohbetlerimiz, intikam yemini ile sonuçlanıyordu. O kadar yalnızdık ki; bazen hatta çoğu zaman, inandığımız din mi yanlış, yoksa biz mi yanlış icra ediyoruz diye düşünüp duruyorduk. Hiç kimse yanımızda değildi. Hiç kimse! Birkaç güzel sözden başka herkes susuyordu. Ölüm sessizliği vardı dünyanın ruhunda. Koca koca silahları olan bir orduyu, duayla yenmeye çalışıyorduk. İnancımızdan başka hiçbir şeyimiz yoktu. Ot bitmiyor, çiçek kokmuyordu artık toprağımızda. Çocukların çığlıkları gökyüzünü delip geçiyordu. Çarpışıyordu sonsuzlukta.

Yedi yaşımdaydım. Babamın elini sıkıca tutmuş, yürüyorduk kendi topraklarımızda. Bir kalıp beyaz peynir alıp kahvaltı yapacaktık ailecek. Mutluluk, bizim için bu kadar basitti işte. Babam şarkılar söylüyordu ve ben de çocuk aklımla ona eşlik ediyordum. Elimden kayıp gitti bir anda babam. Önce diz çöktü sonra yığılıp kaldı toprağa. Kadınlar, çocuklar, yaşlılar, gençler, erkekler herkes sağa sola koşturuyordu. Mahşer yeri gibiydi her yer. Orta yaşlı bir adam kucakladı beni. Kurşunlardan kaçarak bir sığınağa getirdi. “Babam, babam orada kaldı” diye haykırdım. Kimsenin elinden bir şey gelmiyordu. Saatlerce orada, küçücük bir mağarada kalmak zorunda kaldık. Gece olmuş, karanlık bütün gerçeklerin üzerini örtmüştü. Küçük adımlarla, saklananlar yerinden çıktı usulca. Dünya hariç…

Babamın yanına geldim. Buz kesilmişti teni. Üşümüştü belli ki. Öptüm babamı son kez. Öptüm gözlerinden, yüreğinden…
Gözümün önünde babamı öldürdüler. Gözümün önünde… Bunun ne demek olduğunu bilir misin? Senin hiç babanı öldürdüler mi? Ben şimdi ne yapacağım? Kime sığınacağım ben şimdi? Benim gölgemi aldılar elimden. Görkemli, büyük, yüce ağacımı çaldılar. Babam, atam, biliyor musun ektiğin zeytin ağacı büyüdü. Boy verdi, yeşerdi. Dimdik ayakta şimdi. Bana hep, bizlerin zeytin ağacı gibi olmamız gerektiğini söylerdin. Her şeye rağmen ayağa kalkmalı ve boy vermeliydik. Henüz insanlar, insanlık bilmese de düşersek, insanlık da ölür derdin. Haklısın baba! Kimse yanımızda olmasa da insanlık adına ayağa kalkmalıyız. Boy vermeliyiz gökyüzüne doğru. İnsanlık yaşamalı, ölmemeli… Bu koca, yeşil, mavi dünya, şeytanın himayesine bırakılmamalı.