Konya
Açık
22°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
48,2537 %0.19
56,2667 %0.08
7.115,51 %-0.11

SU TASARRUFUNDA KOSKİ’NİN UYARILARI DEĞİL DSİ’NİN RAKAMLARI AÇIKLAMASI GEREKİR

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Şu günlerde sıcaklardan yine iyice bunaldık değil mi?

Olacak.

Bu küresel ısınma ve insanoğlunun azgınlığı ile bu günler daha iyi günler.

Ha o kötü günleri kâbusu biz görmeyiz.

Ama torunlarımız ve gelecek nesilleri nasıl bir hayat bekliyor onu bilemeyiz.

Bu konuda yerli yabancı ne varsa okumaya çalışıyorum.

Ancak biz millet olarak kısa vadeli günü kurtarma şeklinde bir hayat yaşadığımız için kimse bu konuda elini ciddi anlamda taşın altına koymuyor.

Mesela 2023 de okuduğum ve arşivimde sakladığım 

“ANADOLU’NUN KURAKLIK TARİHİ: 

“Kaht-ü galâ, kahtzedegân, kıllet-i bârân, istiskâ ”

Yazısı…

Anadolu’da açlıktan kıtlıktan yokluktan insanların mezarları açıp yediklerini yazıyordu(!)          ………………

Yazı şöyle başlıyordu                      

“Türkiye’yi neredeyse karış karış dolaşan ABD Cornell Üniversitesi’nde arkeolog ve endrokronolojist Peter Ian Kuniholm Anadolu’daki ağaçlarımızın yaş halkalarına bakarak ve arşiv bilgilerimizi kullanarak 1564-1612 yılları arasında 19 kıtlık, açlık dönemi saptamıştı. 

Yine arşiv belgelerinden öğrendiğimize göre 1676, 1679, 1696, 1715, 1725, 1746, 1757, 1797, 1815, 1887 yıllarında Akdeniz Bölgesi’nde yedi kez, 

Karadeniz Bölgesi’nde beş kez, en az iki yıl süren kuraklıklar yaşanmış. 

Orta Anadolu ile Osmanlı Kürdistanı’ndaki 1844-1846, 1879-1881 kuraklıkları ile Trablusgarp Vilayeti’ndeki 1887, 1892-1893, 1905-906 ve 1907-1910’daki kuraklık dalgaları Osmanlı devletini ve halklarını büyük sıkıntılara sokarken Cumhuriyet Türkiye’si de bu durumdan azade kalmamıştı. İklimbilimciler kuraklıktan esas olarak Kuzey Atlantik Salınımı (NAO), El Niño-La Niña Güney Salınımı (ENSO), Arktik Salınımı (AO), Kuzey Denizi–Hazar Denizi (NCP) ve Asya Musonları gibi küresel sistemleri sorumlu tutuyorlar, ama elbette başka nedenleri de var kuraklığın.

………………

Anadolu’nun kuraklıkla imtihanı bitmedi elbette. 

1935, 1939, 1942 ve 1945, 1947-1950, 1955-1962, 1970-1973, 1977 de kuraklıkla geçti. 

1982-1984, 1994 yıllarının kuraklıkları ise hala akıllardadır sanırım.

Günümüzde iklimbilimciler 

Türkiye’nin 2021’de yeniden “etkin kuraklık” dönemine girdiğini söylüyorlar. 

Nitekim İstanbul’da barajların doluluk oranı %30’lara düştü, 

Türkiye’nin en fazla yağış alan bölgesi olan Doğu Karadeniz’de yağışlar yarı yarıya azaldı, 

KONYA OVASINDA GÜNDELİK KULLANIM İÇİN YERALTI SULARININ KULLANILMASI YÜZÜNDEN DEVASA OBRUKLAR OLUŞUYOR, 

Türkiye’nin en uzun nehri Kızılırmak havzasında su çekilmesi nedeniyle adacıklar ortaya çıktı, 

Keban barajında “Suya girmek yasaktır” levhası ile su arasında yaklaşık 2 km mesafe oluştu, 

Uludağ ve Munzur Dağları’nda her zamankinden ince bir kar tabakası var, 

Suyu çekilen Seyhan taş ve çamur yığınına dönüştü, 

Diyarbakır’da onlarca gölet kurudu, 

Manisa’da tamamen kuruyan Marmara Gölü’nde kayıkların yerini traktörler aldı, 

Antalya’nın ikliminin 2100 yılında Kahire gibi olacağı tahminleri yapılıyor…

Devletin aldığı önlemler ise Cuma hutbelerinde “yağmur duası” çağrısı ile gündelik tüketime dair bazı kamu spotları ile sınırlı. 

Halbuki durum çok ciddi! Hatta depremden bile ciddi….”

…………

Dünyanın iklimbilimcilerinden kendi köyümüze(!) dönüyoruz.

Eğer bu sene kış ve bahar ayları beklenenin üzerinde bol yağışlı olmasaydı bu yaz evlerimizde iş yerlerimizde belirli saatlerde su kesintilerinin hazırlıkları vardı.

Yani bu sene Allah’tan direkten döndük.
Seneye ne olacağını da Allah bilir.

AMA TEHLİKE KONYA’NIN EŞİĞİNDE DEĞİL İÇİNDE.

Bu konuda bazı resmi birimlerimiz ciddi çalışmalar yapıyor.

KOSKİ nin hakkını vermek lazım.

Konya Büyükşehir Belediyesi ve KOSKİ kuraklık riski ve küresel ısınmaya karşı altyapı iyileştirmeleri, bilinçlendirme kampanyaları ve dijital su yönetimi projeleri yürütüyor

Kayıp-Kaçak Oranının Düşürülmesi için, 

Altyapı yenileme ve iyileştirme çalışmaları sayesinde şebekelerdeki su kayıp-kaçak oranı yüzde 32,5 seviyesinden yüzde 19,8'e düşürmüş durumda.

Tasarruflu Musluk Uygulaması adı altında bizlere uyarılarda bulunuyorlar.

Mesela Belediye binalarında, KOMEK tesislerinde ve sosyal tesislerde toplam bin musluk tasarruflu modellerle değiştirildi.

Dijital Su Yönetimi adı altında, akıllı şebeke ve sayaç sistemleriyle su tüketimi anlık olarak izleniyor havza ölçekli su yönetimi ve verimlilik politikaları uygulanıyor.

Yine bizlerin bu konuda bilinçlendirilmesi tehlikenin dikkate alınması için de basın yayın organlarında billboard ve resmi internet kanalları suyun tasarrufu spotları yapılıyor.

Başkan Altay, “Merkez ve 28 ilçe merkezinde kayıp kaçakları en aza indirerek 2020 yılında 13 milyon metreküp suyun boşa akmasını engelledik” diyor.

Pekiiiii

Şimdi bizim musluklarda yapacağımız tasarrufla dikkatli kullanım ile tehlikeyi önlemiş oluyor muyuz?

Bu şehrin bir tane yetkilisi çıkıp da

“KONYA BÖLGESİNDE OVADA TARIMDA TOPRAKTA KULLANILAN SU MİKTARI ŞU KADAR

EVLERDE İŞ YERLERİNDE MERKEZDE KULMLANILAN SU MİKTARI BU KADAR” demiyor.

Diyemez de.

Çünkü Konya’nın suyu toprağa tarıma gidiyor.

Hem de nasıl? 

Kaçak su kuyuları ile

Bunu kim açıklayacak tabi ki

DSİ.

Nasıl açıklasın gariban bürokrat.

Çiftçi demek.

Toprak demek.

Tarım demek….

NE DEMEK?

Tabii ki OY demek

Tabii ki SANDIK SEÇİMİ KAZANMAK demek…

………..

Var mı bu kesime dokunabilecek baba yiğit.

Vallahi dokunan yanar

Dokunan yok olur.

Konya’da milyonun üzerinde insan oy vermez. 

O zaman ne olur?

Konya kaybedilir.

………….

Onun için Büyükşehir’in su tasarrufu ile ilgili yaptığı çalışmaları hatta yollardaki ışıklı yazılı sistemdeki çalışmaları takdir ile karşılıyorum.

Dahası karşılıyordum.

Ama artık bunlarında birer masal olduğunu görüyorum.

Konya’da SU TASARRUFU kent içinde değil ovada yapılır ovada.

Beyşehir’den Çumra’ya bu topraklara ciddi akıllı ve kimseyi ürkütmeden bir el atılması gerekir.

………….

Mesela bu konuda yerel bilim adamlarımızı da takip ederim.

Eski rektörlerimizden hatta eski AK parti vekillerimizden Prof. Dr. Mehmet Babaoğlu hoca iki üç gün önce hava bilimi kuraklık tehlikesine karşı önlem konularında yeni bilgi paylaşımları yaptı.

Mehmet hoca bu konuda özellikle ulusal basını ve yabancı yayınları çok yakından takip eder   

İşte son olarak Mehmet hocanın paylaştıklarında o bizim anlamayacağımız azot oranlarını filan geçiyorum ama şu bilgileri paylaşıyordu

“Alaska’nın nemlilik şartları ile örneğin İç Anadolu’nun çok farklı olması sistemin burada aynı etkinlikte çalışmasını engelleyecektir 

Ama mesela kış aylarında çalışabilir. 

Aslında bizim güçlü teknolojik dron üreticilerine yeni bir ürge alanı da açılmış oluyor.

Uçaklardan kimyasal atma veya spekülatif komplo teorilerinden farklı; 

Kimyasalsız, yüksek voltajlı iyonizasyon fiziğine dayanan, Alaska’da bilimsel verilerle doğrulanmış yeni bir bulut aşılama ile yağış teknolojisi. 

Konu yeni bir yöne evriliyor.”

…………….. 

Elin gavurunun yaptıklarını dünya görüyor izliyor ve bizim gibi konuşuyor

Peki biz ne yapıyoruz?

Hala kaçak kuyu açıp suyu çıkartıp ekip biçip para kazanmaya çalışıyoruz

Kaçak kuyu işi bizde böylede Doğu Anadolu’da Güney Doğu Anadolu’da bizden geri değil.

Bizden çok ama çok daha fazla.

Adamlar Jandarma ile bile çatışıyorlar.

Allah sonumuzu hayır etsin inşallah diyorum.

İMAŞ MAKİNADA

GURUR VEREN

BİLGİLER ALDIM

Havalar sıcak da olsa yeni bilgiler belgelere ulaşmak bu sütunlarda gazetemizde siz değerli okurlarımızla farklı bilgileri paylaşabilmek adına durmaksızın koşturuyoruz.

Bu hafta organizede turlarken çoktandır içerisine girmediğim İMAŞ’a girdim.  

Yönetim Kurulu Başkan vekili ve Genel Müdür abimiz Sayın Mustafa Özdemir ile sohbet edelim dedim.

Mustafa abi ile son olarak bir iki ay önce İstanbul’da ulusalararası bir fuarda ayak üstü sohbet etmiştik.

İMAŞ, tahıl işleme ve metal kesmede saat gibi çalışan etkin makineler, prefabrik çelik yapıda dayanıklı yapılar ve müşterilerine hayallerinin ötesinde çözümler üreterek, sürdürülebilir rekabet avantajına katkı sağlarken, çevremize ekonomik ve sosyal değerler katmaya da devam ediyor.

Ürettiği bilgi ve teknoloji ile gelecek yüzyıla yön ve çevresine güven veren evrensel Anadolu yıldızı olma yolunda da çok hızlı büyüyor ve gelişiyor.

Mustafa Özdemir abi ve A takımından, İmaş Makine Genel Müdürleri Murat Apakhan, Gökhan Mantı ile uzun uzadıya konuştuk.

Yakında buradan aldığımız Türkiye adına gurur duyacağımız bilgileri de sizlerle paylaşacağız inşallah

Bu tür kurumlarımız ve şehrin yürekli temiz düzgün zeki ve çalışkan insanları ile Konya Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ekonomiden üretime atar damarı olmaya devam ediyor. 

GÜNÜN OKKALI SÖZÜ

Su biterse hayat biter; kuraklık, geleceğin sessiz katilidir.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Özellikle orta yaşın üzerindeki kadın sürücülerimiz direksiyon başında iken yanlarında oturan hanımefendiler ile sürekli konuşup trafik akışını tehlikeye sokmadıkları zaman daha iyi ADAM oluruz. 

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız