Konya
Açık
31°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
47,7590 %0.06
55,1696 %0.05
6.788,85 %1.26

KENDİNDEN EKSİLME

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

İnsan, çoğu zaman başkalarına iyi gelmeye çalışırken kendisinden ne kadar uzaklaştığını fark etmez. Birinin kalbi kırılmasın diye kendi cümlelerini yutar, bir başkası üzülmesin diye kendi üzüntüsünü içine gömer, sevdiği insanların hatalarını anlayışla karşılayabilmek için kendi kırgınlıklarına bile bahaneler bulur. Çünkü iyi niyet, insanın kalbinde öyle güçlü bir yere sahiptir ki kimi zaman kendine yapılan haksızlığı bile görmezden gelmesine neden olur. Karşındaki insanın neden öyle davrandığını düşünürsün, yaşadıklarını anlamaya çalışırsın, belki zor bir dönemden geçtiğini söylersin kendine. Bir kez daha affedersin, bir kez daha beklersin, bir kez daha susarsın. Fakat her susuşun ardından içinde biraz daha eksildiğini, her affedişin ardından kendinden bir parçayı geride bıraktığını fark etmezsin. Ta ki bir gün, herkesi anlamaya çalışırken kendini anlamadığını fark edene kadar. Çünkü insanın kendisine yaptığı en büyük haksızlıklardan biri, başkalarının kusurlarına gösterdiği merhameti kendi yaralarından esirgemesidir.

Her şey, insanın kendisini sürekli ikinci plana atmasıyla başlar. Herkesin derdini dinlersin, herkesin yanında olursun, herkesin kırgınlığını anlamaya çalışırsın. Fakat sıra sana geldiğinde söyleyeceklerini içinde tutarsın. Geçer,” dersin. Büyütmeye gerek yok,” dersin. O da bilerek yapmamıştır,” dersin. Böylece başkalarının yaptığı her yanlışa bir açıklama bulurken kendi acılarına bir isim bile veremez hâle gelirsin. Bir süre sonra insanlar senin anlayışını alışılması gereken bir şey sanmaya başlar. Sen sustukça daha fazlasını söyler, sen affettikçe daha fazlasını yapar, sen gitmediğin sürece seni kaybetmeyeceklerine inanırlar. Oysa insanın sabrı, sonsuz bir bekleme odası değildir. Bir kalbin sürekli kırılmasına rağmen aynı yerde durması, o kalbin güçlü olduğunu değil, kendisini ne kadar uzun süre ihmal ettiğini gösterir. İyilik, insanın kendisini yok sayması değildir. Bir başkasını anlamak, onun yaptığı her şeyi doğru kabul etmek anlamına gelmez. Affetmek, aynı acının içine yeniden yürümek değildir. Sevmek, kendi sınırlarını ortadan kaldırmak hiç değildir. İnsan, karşısındakine merhamet gösterirken kendisine de aynı merhameti gösterebilmelidir. Çünkü başkalarının yaralarını sararken kendi yaralarını görmezden gelmek, zamanla insanın içindeki sesi susturur. Herkese yetişmeye çalışırken kendine geç kalırsın. Herkesin huzurunu düşünürken kendi huzurunu kaybedersin. Bir başkasının üzülmemesi için verdiğin tavizler çoğaldıkça, kendi hayatındaki yerin küçülür. Sonra bir gün aynaya baktığında yüzün tanıdık gelir ama içindeki insan sana yabancılaşmıştır. Çünkü uzun zamandır kendi isteklerini, kendi kırgınlıklarını ve kendi sınırlarını başkalarının beklentilerinin arkasına saklamışsındır. Belki de en zor olan, iyi niyetinin yanlış anlaşıldığını kabul etmektir. Çünkü insan, verdiği değerin karşılığını görmek ister. Birine içtenlikle yaklaştığında aynı içtenliği beklemek doğal gelir. Fakat hayat her zaman böyle işlemez. Kimi insanlar senin sevgini korumaz, kimileri emeğini fark etmez, kimileri de sessizliğini kabulleniş sanır. İşte o noktada insanın kendisine sorması gereken soru şudur: Ben bu insanı kaybetmemek için kendimden ne kadar vazgeçiyorum?” Eğer birini hayatında tutabilmek için sürekli kendini susturuyor, küçültüyor, üzülmeni yok sayıyor ve kendi sınırlarını çiğniyorsan, orada koruduğun şey artık sevgi değil, kaybetme korkusudur. Oysa hiçbir insan, başka bir insanın sevgisini kazanabilmek için kendi huzurunu feda etmek zorunda değildir. Kendini seçmek bencillik değildir. Hayır diyebilmek kalpsizlik değildir. Uzaklaşmak nankörlük değildir. Bazen insanın hayatından çıkması gereken kişiler vardır ve onları bırakmak, geçmişte yaşanan güzel şeyleri inkâr etmek anlamına gelmez. Sadece bazı insanların hayatımızdaki yerinin sonsuza kadar sürmeyeceğini kabul etmektir. Çünkü her karşılaşmanın bir ömrü, her yakınlığın bir sınırı, her bekleyişin bir sonu vardır. İnsan, kendisini inciten bir yerde sırf geçmişte güzel anıları oldu diye kalmak zorunda değildir. Geçmişte güzel olan bir şey, bugün canını yakıyorsa artık aynı yerde durmanın anlamı kalmaz. Bazı vedalar sevgisizlikten değil, insanın kendisine yeniden sahip çıkmasından doğar. Bir gün dönüp geçmişine baktığında, kimler için sustuğunu, kimler için beklediğini, kimlerin hatalarını kendine açıklamaya çalıştığını hatırlayacaksın. Belki Neden daha önce fark etmedim?” diyeceksin. Fakat kendine kızma. O zamanki sen, elinden geleni yaptı. İnsanlara iyi tarafından baktı, kırmaktan korktu, kaybetmek istemedi, elinden geldiğince anlayış gösterdi. Bunların hiçbiri seni güçsüz yapmaz. Sadece kalbinin güzel bir yerinden hareket ettiğini gösterir. Fakat büyümek, kalbinin güzelliğini kaybetmeden kendini korumayı öğrenmektir. Artık herkesin yükünü sırtlanmamak, herkesin yarasını kendine görev edinmemek ve herkesi hayatında tutmaya çalışmamak gerekir. Çünkü insanın kendisine de bir borcu vardır. Kendine vereceği sözler, başkalarına verdiği sözler kadar değerlidir. Kendi huzurunu korumak, kendi sınırlarını bilmek, gerektiğinde bir adım geri çekilmek ve Buraya kadar,” diyebilmek de bir tür sevgidir. Belki ilk başta zor gelir. Belki alıştığın için kendini suçlu hissedersin. Fakat zamanla anlarsın ki bazı insanları memnun edememek, kendini kaybetmekten çok daha hafif bir bedeldir. Herkesin seni sevmesi mümkün değildir. Herkesin seni anlaması da mümkün değildir. Fakat senin kendine sırtını dönmemen mümkündür.

Sonunda insan, hayatındaki en önemli kişiyi başkalarının arasında aramayı bırakıp kendine döner. O zaman anlar ki yıllarca herkese vermeye çalıştığı anlayışın, şefkatin ve sabrın birazını kendisine ayırması gerekiyormuş. Kalbini sertleştirmeden sınır koyabileceğini, insanları sevmeye devam ederken kendisini de sevebileceğini öğrenir. Çünkü gerçek iyilik, insanın kendisini tüketerek başkalarına ışık olması değildir. Gerçek iyilik, kendi ışığını söndürmeden başkasına yol gösterebilmektir. Hayat boyunca pek çok insan gelecek, bazıları kalacak, bazıları sessizce uzaklaşacak. Fakat bütün bu geliş ve gidişlerin arasında kaybetmemen gereken tek kişi kendin olacaksın. Bu yüzden iyi kal, merhametli ol, sev, affet; fakat bütün bunları yaparken kendini geride bırakma. Çünkü insan, başkalarının hayatında güzel bir iz bırakmak isterken kendi ruhunda derin bir yara açmamalıdır.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız