Konya
Açık
31°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
47,7590 %0.06
55,1696 %0.05
6.788,85 %1.26

NE EKSİK NE FAZLA

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Bir insanın seni hayal kırıklığına uğratması, yalnızca ona dair düşüncelerini değiştirmez; kendinle kurduğun bazı cümleleri de değiştirir. Çünkü hayal kırıklığı, çoğu zaman yapılan şeyden daha fazlasıdır. Zihninde o insanla ilgili kurduğun bütün ihtimallerin bir anda bozulmasıdır. Bir zamanlar Bunu asla yapmaz.” dediğin insanın yaptığını görmek, insanın yalnızca karşısındakine değil, kendi yargılarına da güvenini sarsar. Birini hayatına alırken onun nasıl biri olduğuna dair zihninde bir bütün oluşturursun. Söylediklerini, davranışlarını, sana hissettirdiklerini bir araya getirir ve sonunda kendince bir anlam çıkarırsın. Sonra tek bir davranış gelir ve o anlamın bazı parçalarını yerinden oynatır. Bir süre neye inanacağını bilemezsin. Gerçekten böyle biri miydi, yoksa ben mi onu böyle görmek istedim?” sorusu zihninin içinde dönüp durur. Geçmişteki konuşmaları yeniden hatırlarsın, bir cümlenin tonunu, bir bakışın anlamını, o gün fark etmediğin küçük bir ayrıntıyı düşünürsün. Zihnin, olanı değiştiremeyeceğini bildiği hâlde geçmişi yeniden düzenlemeye çalışır. Sanki doğru ayrıntıyı bulursan yaşananların anlamı değişecekmiş gibi… Oysa bazı şeylerin açıklaması, bıraktığı kırgınlığı ortadan kaldırmaz.

 

Sonra insanın içinde garip bir ikilem başlar. Kızgınsındır ama özlersin. Kırılmışsındır ama hâlâ önemsersin. Uzak durmak istersin ama tamamen kaybetme düşüncesi de içini sıkıştırır. İşte insanı en çok yoran şeylerden biri de budur; aynı kişiye karşı birbirine zıt duyguları aynı anda taşıyabilmek. Çünkü zihnimiz her şeyi bir yere koymak ister. Birini seviyorsak yakın olmak, kırılmışsak uzaklaşmak isteriz. Oysa insan ruhu bu kadar düzenli değildir. Birini severken ondan uzaklaşabilir, birine değer verirken ona güvenmeyebilir, birini affederken hayatındaki eski yerine dönmesine izin vermeyebilirsin. Belki de olgunlaşmak biraz burada başlar; duyguların birbirini yok etmek zorunda olmadığını anlamakta. Seni hayal kırıklığına uğratan birini hâlâ seviyor olman, yaşananları onayladığın anlamına gelmez. Onu özlemen, geri dönmen gerektiğini göstermez. Güzel anıları hatırlaman, kötü olanları unutman gerektiği anlamına hiç gelmez. Kalp, matematik problemi değildir; bir insanın iyi taraflarını hatırladığın için kötü davranışlarını görmezden gelmek zorunda değilsin. Belki de mesele, onu kalbinden çıkarmak değil, kalbindeki yerini değiştirmektir. Eskiden ona ait olan yere artık aynı anlamı yüklememek… Çünkü bazı insanlar hayatımızda kalabilir ama onlara duyduğumuz güven aynı yerde kalmaz. Bir zamanlar düşünmeden anlattığın şeyleri artık içinde tutarsın. Bir zamanlar doğal gelen yakınlık, yerini ölçülü bir mesafeye bırakır. Konuşursun ama her şeyini anlatmazsın; gülümsersin ama eskisi kadar kendini bırakmazsın. Bu soğumak değildir. Bu, zihnin kendini korumayı öğrenmesidir. İnsan bir kez hayal kırıklığı yaşadığında yalnızca karşısındakini değil, kendi sınırlarını da yeniden değerlendirir. Ben neyi kabul edebilirim?”, Bundan sonra neye dikkat etmeliyim?”, Birine güvenmek benim için ne anlama geliyor?” gibi sorular ortaya çıkar. Belki de bazı kırgınlıkların uzun sürmesinin sebebi budur; olay bitmiştir ama zihnin hâlâ ondan bir anlam çıkarmaya çalışıyordur. Ve bir gün anlarsın ki her sorunun cevabını bulmak zorunda değilsin. Bazı insanların neden değiştiğini, neden seni kırdığını, neden verdiği değeri başka bir şeye dönüştürdüğünü hiçbir zaman tam olarak anlayamayabilirsin. Fakat anlamlandıramamak, yoluna devam edemeyeceğin anlamına gelmez. Onu affetmek zorunda değilsin. Unutmak zorunda değilsin. Eskisi gibi olmak hiç zorunda değilsin. Sadece kendini, onun yaptığı şeyin içinde sonsuza kadar tutmaman gerekir. Çünkü birinin seni hayal kırıklığına uğratması, senin değerin hakkında verilmiş bir karar değildir. Onun davranışı, senin ne kadar sevilmeye layık olduğunu belirlemez; yalnızca onun sana nasıl davrandığını gösterir. Belki sonunda onu kalbinin tam ortasından alıp daha sakin bir yere bırakırsın. Ne geçmişin en güzel yerine, ne de öfkenin en ağır köşesine. Sadece olduğu yere. Bir zamanlar sevdiğin, güvendiğin, sana bir şeyler öğreten ve sonra seni hayal kırıklığına uğratan biri olarak… Çünkü bazı insanları hayatımızdan tamamen çıkarmak değil, onlara artık bizi incitemeyecekleri bir mesafe vermek gerekir. Belki de insanın kendine verebileceği en büyük huzur budur: Her şeyi eski hâline getirmeye çalışmadan, olanı olduğu yerde bırakabilmek. Çünkü bazı insanlar kalbimizden silinmez; yalnızca kalbimizdeki yerleri değişir. Ve belki de en sağlıklısı budur: Ne eksik, ne fazla.

 

Belki de bugünlük birbirimize söyleyeceklerimiz bu kadar. Eğer bu yazıda kendinizden bir cümle, içinizde sakladığınız bir kırgınlık ya da adını koyamadığınız bir duyguyu bulduysanız, bilin ki bu satırlar yalnızca size ulaşmak için yazılmadı; biraz da birlikte susabilmek, birlikte düşünebilmek için vardı. Beni okuduğunuz, kelimelerimin arasında kendinize küçük bir yer bulduğunuz için teşekkür ederim. Şimdilik kalemin ucunu burada bırakıyor, sizi kendi düşüncelerinizle baş başa bırakıyorum. Bir sonraki yazıda, başka bir hikâyenin, başka bir duygunun ve belki de hepimizin içinde sessizce büyüttüğü başka bir sorunun etrafında yeniden buluşmak üzere… Kendinize ve kalbinize iyi bakın. Bir dahaki yazıda görüşmek dileğiyle.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız