Dijital Mecrada Sizi 24 saat İzleyen Bir Göz Var
Tek bir tıkla yemek kapımıza geliyor. Navigasyon haritası en kısa yolu buluyor, internet arama motorları ve bunlara entegre yapay zeka modelleri aradığımız bilgileri saniyeler içinde önümüze döküyor.
Kimi müzik uygulamaları tam ruh halimize uygun şarkıyı çalıyor. Her şey harika ve pratik görünüyor. Ama bu işleyen sistemin arkasında, dünyadaki en büyük ticaret çarklarından biri dönüyor.
Sistem bize konfor sunarken, karşılığında attığımız her adımı kaydediyor.
Tıkladığımız bir fotoğraf, durakladığımız bir video, gece yarısı yaptığımız bir arama... Hepsi birer veri. Bu veriler sadece bir yerlerde depolanmıyor; işleniyor, analiz ediliyor ve üzerimizde doğrudan kullanılıyor.
Elbette işin bir ticaret kısmı var. Bir ayakkabı sitesini gezdikten sonra girdiğiniz her sayfada veya sosyal medya akışında o ayakkabının veya benzerlerinin karşınıza çıkması tesadüf değil.
Ama olay artık "reklam göstermekten" çok daha ileri noktada. Algoritmalar sizin ne zaman moralinizin bozuk olduğunu, ne zaman kendinizi yalnız hissettiğinizi veya ne zaman alışveriş yapmaya daha yatkın olduğunuzu biliyor. Bütün bunlar sizin para harcayacağınız şeyleri belirlemek için kullanılıyor.
Peki günümüzde yeni trendler ve akımlar nasıl doğuyor? Eskiden trendleri sanatçılar, modacılar ya da popüler isimler başlatırdı. Bugün ise algoritmalar devreye giriyor.
Örneğin TikTok veya Instagram, milyonlarca insana aynı anda benzer sesleri ve video formatlarını öne çıkarmaya başladığında, birkaç gün içinde küresel bir "trend" oluşuyor. Siz kendi özgür iradenizle yeni bir akıma kapıldığınızı sanıyorsunuz, oysa sistem, kitlelerin ilgisini nereye yönlendireceğine çoktan karar vermiş oluyor.
İşin en tehlikeli boyutu ise zihinlerin ve davranışların yönlendirmesi.
Sosyal medya platformları, sizi ekranda daha uzun süre tutmak için tasarlanır. İnsan zihni en çok neye odaklanır? Öfkeye, korkuya ve tartışmaya.
Algoritmalar önünüze sürekli sizi kızdıracak, endişelendirecek ya da görüşlerinizle çelişecek içerikler düşürür. İnsanların kutuplaşarak ekrana kilitlenmesi sağlanır.
Farkında olmadan, önümüze sürülen dijital içeriklerle tercihlerimizden günlük ruh halimize kadar pek çok şey biçimlendirilebilir. Herhangi bir konu ve olay hakkında ne düşüneceğimiz bile algoritmaların ellerinde.
Bu geniş ve muazzam organizasyon büyük küresel güçler eliyle kullanıldığında neler neler olabilir düşünün.
Görünmez bir dijital ağ sürekli çalışıyor. Veri toplama işi sadece sosyal medyada ile sınırlı değil.
Gezindiğiniz sitelerden e-ticaret sayfalarına kadar hemen her yerde küçük kod parçaları var. Hangi ürüne kaç saniye baktığınız bile kaydediliyor.
Akıllı cep telefonları gizli bir gözün sizi 24 saat izlemesi için uygun bir araç. Örneğin indirdiğiniz ücretsiz bir fener uygulaması, hava durumu ya da basit bir oyun... Bu uygulamaların arka planına yerleştirilen kodlar, cihazınızın konumunu, Wi-Fi bağlantılarınızı ve günlük rutinlerinizi toplayabiliyor.
Sevdiğiniz mağazaların, markaların kartları, kullandığınız ücretsiz Wi-Fi hatları ve yapay zeka destekli akıllı ev aletleri de dijital verilerinizi derlemenin araçları..
Toplanan bu veriler sadece bir ayakkabı satmak için kullanılmıyor.
Daha da ötesi, trendler ve fikirler manipüle ediliyor. Sosyal medya platformları sizi ekranda tutmak için öfke, korku ve tartışma içeren içerikleri öne çıkarıyor.
Bugün "benim gizleyecek bir şeyim yok, verilerimi alsalar ne olur?" deyip geçenler bilginin gücünün farkında değiller. Ama asıl mesele gizlilik de değil, özgürlük.. Kararlarınızı, zevklerinizi ve düşüncelerinizi gerçekten siz mi seçiyorsunuz, yoksa milyonlarca veriyle beslenen algoritmalar mı yön veriyor?
Ya da algoritmalar sizin yerinize seçti de siz sadece uyguluyor musunuz?