Konya
Açık
24°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
47,2064 %0.06
53,9470 %0.07
6.188,17 % 1,80

KONYA ÇÖKER Mİ? ÇÖKERSE KİMİN UMURUNDA OLUR?

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Bu sıcak yaz günlerinde bugünkü yazımıza sebebi kaynağı yine suya dayanan bir Konya geleceği ile ilgili olarak konu ile başlamak istiyoruz.

Konya’nın gündemi olmadı

Yöneticilerimizin de pek gündemine girmedi galiba. 

Çünkü çıkıp hiçbir yetkili etkili isim tek kelime etmedi.

Konu şu idi.

Birkaç yerel basında küçük de olsa şöyle bir haber vardı

TEHLİKE KONYA MERKEZE ADIM ADIM YAKLAŞIYOR

Konya ovasının kronikleşen yarası obruklar, bu kez alışılagelmişin dışında, tarım arazilerinde değil akan suyun tam ortasında kendini gösterdi.

Konya ovasının kronikleşen yarası obruklar, bu kez alışılagelmişin dışında, tarım arazilerinde değil akan suyun tam ortasında kendini gösterdi.

Çumra’ya bağlı Dineksaray Mahallesi’nde meydana gelen obruk, yer altı su seviyesindeki kritik çekilmeyi ve ovadaki tehlikenin boyutunu bir kez daha gözler önüne serdi. 

Yıllardır Konya’nın Karapınar ilçesiyle özdeşleşen, ancak son dönemlerde Karatay, Ereğli ve Cihanbeyli gibi çevre ilçelerde de sıklıkla görülmeye başlanan obruk kâbusu, bu defa Çumra’da ezber bozan bir noktada ortaya çıktı. 

Genellikle hasat dönemlerinde tarlalarda, hububat ekili alanlarda ya da boş arazilerde aniden meydana gelen çökmeler, bu kez Dineksaray Mahallesi’ndeki sulama kanalının tabanında oluştu. Edinilen bilgilere göre, 

Bölgedeki tarım arazilerini besleyen ve çevre ekosistem için büyük önem taşıyan kanalın su seviyesi, Çatmapınar Çayı’ndan gelen su akışının azalmasıyla birlikte hızla düşmeye başladı. 

Suların çekilmesiyle birlikte ortaya çıkan manzara ise mahalle sakinlerini dehşete düşürdü. 

Gölet tabanında, yan yana oluşmuş iki adet devasa obruk tespit edildi.

BU KEZ DİNEKSARAY HEDEFTE

Daha önce de aynı bölgede benzer çatlakların ve çökmelerin yaşandığı, belediye ve DSİ ekiplerinin dolgu çalışması yaptığı öğrenildi. 

Ancak alınan önlemlere ve yapılan kapatma çalışmalarına rağmen, suyun gücüyle sadece birkaç metre ötede yeni obrukların tetiklenmesi, bölgedeki yer altı boşluklarının ne denli büyük olduğunu bir kez daha kanıtladı. 

Bunun üzerine vatandaşlar, "Konya'da alışılmışın dışında bir hadisedir bu çünkü genellikle Karapınar ve Karapınar gibi yerlerde böyle durumlar meydana gelir ama bu sefer Dineksaray’da hatta çayın içinde obruk oluştu gerçekten şaşırtıcı bir durum. 

Obruklar bu sefer Dineksaray’ı hedef aldı" diye konuştular.”

…………………

Konya'da ortaya çıkan obruk bir gölü yuttu: May çaresiz kaldı

Konya'nın kaybolan barajlarından birisi olan May Barajı, yeniden su tutması ile ilgili gündeme gelmişti. Barajda oluşan obruk sonrasında göl yeniden kayboldu

Konya'nın Çumra ilçesi Alibeyhüyüğü Mahallesi sınırlarında bulunan May Barajı, bereketli geçen sezonun ardından yeniden su tutmuştu. 

Barajda meydana gelen obruk sonrasında sular yeniden kayboldu. 

Bir dönem su ile kalan May Barajı'nda ortaya çıkan obruk, göldeki suyu yuttu. 

Suların çekilmesi ile birlikte May Barajı yeniden susuz kaldı. 

Su tutan baraj için sevinen bölge halkı obruk sonrasında yeniden hüzne boğuldu. 

Konuya ilişkin video çeken Alibeyhüyüğü Mahallesi Muhtarı Himmet Tabak, 

"Yer Alibeyhüyüğü Mahallesi May Barajı.. 

Meydana gelen obruk, May barajındaki suyu bitirmiş Rabbim beterinden korusun" açıklaması yaptı. 

May Barajı, Çumra’da May Çayı üzerinde, sulama ve taşkın önleme amacı ile 1957-1960 yılları arasında inşa edilmiş bir baraj idi

Toprak dolgu tipi olan barajın gövde hacmi 273.000 m³, akarsu yatağından yüksekliği 19,10 m. Normal su kotunda göl hacmi 40,10 hm³, normal su kotunda göl alanı 7,75 km²'. 1800 hektarlık bir alana sulama hizmeti vermekte idi”

…………..

Sonuç?

Çöküyoruz beyler farkında mısınız?

Susuzluk.

Kuraklık

Yanlış sulama politikası.

Yanlış tarım politikası.

Yağışlar bol…

Derken yeniden obruklar yeniden büyük çökmeler 

Peki nereye kadar?

Neyi bekliyoruz?

Bu büyük göçükler illaki şehrin göbeğinde mi olmalı?

İllaki can ve mal kaybı mı olmalı?

O zaman mı susan ağızlardaki kilitler açılacak.

Yani iş işten geçtikten sonra mı parmağımızı oynatacağız?

TIP FAKÜLTELERİNDE 

KATLARDAKİ VEZNELER 

ÇALIŞMAZ İSE

Geçtiğimiz hafta Cuma günü bir hasta yakınından şöyle bir şikayet gelmişti

“Erbakan Tıp fakültesindeki katlarda bulunan vezneler çalışmıyor

Vezneler çalışmadığı için ister 8. katta olun

İsterseniz 10. Katta 

Hiçbir şey fark etmiyor

Bu katlardaki vezneler çalışmadığı için 8. Kattan giriş katına inmeniz gerekiyor

Önce barkodunuzu alacaksınız sonra tekrar aşağıya ineceksiniz.

Sonra tekrar o katlara çıkacaksınız.

Tabii kan ter içinde kalacaksınız.

Asansörlerin yetersiz olması ise bir başka konu.

Asansörde yer bulamayacağınıza kanaat getirirseniz ölüm merdivenlerine tırmanmak zorunda kalıyorsunuz.

Burada sağlam adam hasta olur.”

Diyordu.

“Belki bir teknik arıza vardır” dedik

Çünkü biz gittiğimiz zaman katlardaki vezneler çalışıyordu

Ama asansör konusundaki yetersizlik bir gerçek

Demek ki buralar yapılırken hastanenin büyüyeceği ve gün gelip bugünkü gibi ihtiyaca cevap vermeyeceği düşünülmemiş.

Bu saatten sonra da yeni asansörlerin yapılması mümkün görünmüyor.

SİZ BİZ TRUMP’A NE 

KADAR KIZARSAK KIZALIM

ADAM YİNE MALI GÖTÜRMÜŞ

Dünya’nın büyük bir kesimi Trump’a ve Amerika Birleşik Devletleri’ne olan öfke kin büyüyor.

Ama Dünya kupasının sona ermesi ile bir gerçeği daha öğrenmiş olduk 

Dünya kupasından toplam 41 milyar dolar gelir elde edilmiş

Ve bu paranın 17 milyar dolarını da Amerika Birleşik Devletleri elde etmiş.

Bu arada Dünya kupasında dahi olmayan olamayan Çin Amerika gibi bu spordaki tüketimden dolayı en çok parayı kazanan ikinci ülke olmuş.

Çin talebi karşılamaya dahi yetişememiş.

TÜRKİYE ZENGİNLEŞEN 

İLK BEŞ ÜLKE ARASINDA İMİŞ

Ülkeyi yöneten büyüklerimiz siyasetçilerimiz bürokratlarımız diyorlar da belki biz inanmak istemiyoruz.

Dün sabah bir yayını izlerken daha yeni öğrendim

Sizler benden önce öğrenmiş olabilirsiniz

“Türkiye, dolar milyoneri sayısının ve ultra zenginlerin servet artış oranının en yüksek olduğu ülkeler arasında dünyada ilk sıralarda yer almaktadır. 

Yapılan araştırmalar, Türkiye'nin bu artışla küresel ölçekte en hızlı "zenginleşen" (servet büyümesi yaşanan) ülkelerden biri olduğunu göstermektedir”

…………..

Hızlı Artış: Son 5 yılda Türkiye'deki ultra zengin (net serveti yüksek olan) birey sayısı iki katına çıkmıştır.

Milyoner Sayısı: Dolar milyoneri sayısındaki artış hızıyla Türkiye, dünyada dolar milyoneri sayısının en hızlı arttığı 2. ülke konumundadır.

Gelir Dağılımı Etkisi: Bu hızlı servet artışı ve zenginleşme, ülkede servet eşitsizliğinin de artmasına ve Türkiye'nin gelir eşitsizliği listelerinde ilk sıralarda yer almasına neden olmaktadır.

Toplam Büyüklük: Bu bireysel ve kurumsal birikimlerle birlikte Türkiye, şu an yaklaşık $1,64 trilyonluk ekonomik büyüklüğüyle dünyanın en büyük 16. ekonomisi konumunda bulunuyor.”

………….

Demek ki zenginleşiyoruz.

Şimdi bazı okurlarımız soracaklar

Kim bu zenginler?

Biz niye zengin olamıyoruz?

Biz fakirleştiğimizi biliyoruz ama ….

…………….

Bu soru ve yorumların muhatabı biz değiliz değil mi?

Demek ki Türkiye ve Türk insanları olarak zenginleşmeye devammmmmmmmm.

TÜRKİYE’NİN İLK

BANKA SOYGUNU 

VE SOYGUNCUSU

VE BİZİM EREĞLİ 

Para ve zenginlik demişken

Dün ilk kez okuduğum bir bilgi notunu bugün sizlerle paylaşarak yazımızı noktalamak istiyorum

Tam 63 yıl önce bugün.

Buğday Bankası'nın İstanbul Çemberlitaş Şubesi'ne hızla dalan eli sten tabancalı genç bir adam vezneye yöneldi, elindeki torbayı memura uzattı ve 

"Ne varsa doldur" diye gürledi.

Kasadaki 2.900 lira çantaya girdikten sonra havaya bir el kurşun sıkıp, takip edeni vuracağını söyledi ve 1959 model kuyruklu Chevrolet arabasına atlayarak oradan uzaklaştı.

Olayı yaşayan herkes donup kalmıştı sanki rüya görüyorlardı.

Bu olay polis kayıtlarına Türkiye'nin ilk banka soygunu olarak geçti.

Soygunu gerçekleştiren gangsterin adı Necdet Elmas idi.

*********

Aynı adam üç gün sonra Çatalca'da aynı yöntemle bir benzin istasyonunu soydu.

İlk banka soygunundan tam 41 gün sonra bu kez İş Bankası Kazlıçeşme Şubesi yine aynı yönteme sahne oldu.

Necdet Elmas bu defa tam 165.850 lira kaldırdı.

Bu parayla ne olur diye merak edenlere hemen belirteyim.

O tarihte İstanbul Boğazı'nda geniş bahçeli, bakımlı, uzunca rıhtımı olan güzel bir yalıyı 100 bin liraya satın alabilirdiniz. 

Geriye kalan parayla da Beşiktaş, Ortaköy, Kadıköy, Aksaray, Bakırköy gibi semtlerde peşin parayla 9-10 tane apartman dairesi sahibi olabilirdiniz.

Hayali bile çarpıcı.

*********

Necdet Elmas'a ün ve prestij sağlayan asıl olay ikinci banka soygunu sırasında kendiliğinden gelişti.

Necdet Elmas veznenin önünde dururken tam yanında gençten birisi elindeki 480 lirayla para yatırmak için beklerken adeta titriyordu.

Cesaretini toplayarak soyguncu Necdet'e 

"Abi benim paramı almazsın değil mi?" diye mırıldandı.

Necdet sert şekilde sordu: "Sen de kimsin oğlum?".

- Abi ben işçiyim.

"Sok oğlum onu cebine, biz işçinin parasını almayız.."

Yüksek sesle konuştuğu için zaten ölüm sessizliğinde olan bankada bu lafları herkes duymuştu.

İşte bu sözleriyle ertesi gün gazetelerin de cilalamasıyla, milletin gözünde banka soyguncusu değil de bir halk kahramanı gibi algılanmaya başlandı.

Adeta zenginden alıp fakire dağıtan, iyilik perisi Arsen Lüpen veya Robin Hood olmuştu.

*******

İlk banka soyguncusu olarak tarihe geçen bu sevimli serseri kimdi?

Emniyet tarihinde Türkiye'de ilk defa 700 polis ekipler halinde Necdet'in peşindeydi.

O dönemde sıkıyönetim olduğu için Jandarma birlikleri de her yerde onu arıyordu.

Emniyetin jipleri 70 km. hız yaparken Necdet'in Amerikan otosu 140 km. hızla arkasında toz bırakıyordu.

Kadıköy Kalamış'ta kıstırıldı ama arabasını ateşe vererek kaçmayı başardı.

Gazetelere "The gangbuster of İstanbul" imzasıyla mektuplar göndererek soygunları nasıl yaptığını, bundan sonra nereleri soyacağını mizahi üslupla anlatırken "Bu polisler boşuna maaş alıyorlar. Hepsini kovmak lazım.." şeklinde mesajlar da gönderiyordu.

Tek başına bir çılgın adam adeta devletle, emniyet güçleriyle dalga geçiyordu.

Ülkedeki herkes hatta Bakanlar Kurulu'nda hükümet üyeleri bile bu adamı konuşuyorlardı.

Daha da ilginci Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel 

"Gerekirse bir ihtilal daha yapar, bu adamı yakalarız.." diyecek kadar ölçüyü iyice kaçırıyordu.

Türkiye sanki gizli bir düşmanıyla savaşa girmişti.

Toplumu bir Necdet Elmas paniği sarmalamıştı.

*********

Sonuçta Necdet Elmas'ın kellesine o günler için astronomik rakam olan 100 bin lira ödül konuldu.

Necdet yardımcısı Necdet Sinkıl ile birlikte yeni planlar kurgulamak için Darıca'da bir tanıdığının evine gitti.

İlk gün çok iyi ağırlandılar ancak ikinci gün rekor ödülü almak isteyen tanıdığı polise ihbar etti ve beklenen son kapıyı çaldı.

Jandarma ve polis evin etrafını sarınca Necdet Elmas kapıyı açıp komutandan hazırlanmak için izin istedi.

Necdet tıraş oldu, tertemiz takım elbisesini giydi ve teslim oldu.

Kadınlara, paraya ve Amerikan otolarına dayanamayan Necdet'in görüntüsü şık bir beyefendi olarak topluma yansıdı.

Necdet fakirlik nedeniyle zor koşullarda liseyi bitirdikten sonra İstanbul Hukuk Fakültesi'ne girmişti.

Amacı ünlü bir kanun adamı olmaktı ama o, kaderin cilvesi sonucunda Türkiye'nin ilk banka soyguncusu oluverdi.

******

Necdet genç yaşta evlenmiş ve 3 erkek çocuk sahibi olmuştu ancak fakirlik yakasını bırakmıyordu.

Oto hırsızlığı yapmaya başladı, birkaç soygundan sonra yakalandı ve içeri tıkıldı.

Bu arada büyük oğlu 7 yaşındayken gıdasızlık ve bakımsızlıktan ölmüştü.

Necdet içerdeyken yemin etti.

Çıktıktan sonra çok zengin olacaktı.

Kültürlü, çok şık giyinen, güzel konuşan, kibar ve yakışıklı, elit bir salon adamıydı aslında.

Polislerin arasında elleri kelepçeliyken kadınlara göz kırpıp öpücük atacak ve 10 yıl sonrasına Boğaz'da yemek randevusu verecek kadar hayat dolu bir sevimli fırlamaydı.

Duruşmada hakimlere yaptığı benzeri görülmemiş savunma aradan 50 yıl geçmesine rağmen kıdemli hukukçular arasında efsane gibi anlatılırdı.

********

Uzun yıllar Sultanahmet Cezaevinde yatarken bütün yönetimin saygısını kazandı. 

Cezaevi Müdürü ve bütün gardiyanlar bile geleneklere ve talimatlara aykırı olarak ona "Ağabey" diye saygıyla hitap ederdi.

Bütün mahkumlar, katiller, gençler ve yaşlılar Necdet Elmas'a saygıda en ufak kusur etmezlerdi.

Cezaevine büyük bir kütüphane kazandırdı.

Zengin bir kitap hazinesi sağladı.

Okuma yazması olmayan mahkumlara öğretmenlik yaptı.

Tutuklu yargılanan zanlılara hukuk dersleri verir, taktik gösterirdi.

Özel sorunları olan, başı sıkışan genç mahkumlar Necdet abilerine danışırlardı.

Cezaevinin bahçesine Türkiye'de bir ilk olarak havuz kazandırarak tarihe geçti.

Dürüstlük ve iyi insan olmak konusunda cezaevinde seri konferanslar verdi.

Bu konferanslara bazı meraklı hakim ve savcıların da dinleyici olarak katıldıkları bilinir.

Necdet Elmas 1974 affıyla salıverildi.

Gelenektir. Hapisten çıkanlar şayet geride güzel dostluklar bırakmışsa diğer mahkumlar tarafından cümle kapısından alkışlarla uğurlanırlar.

Alkışlayanların sayısı, alkışın desibel şiddeti ve elbette alkış süresi tahliye olan kişinin karakteriyle doğru orantılıdır.

Sahnede finalde ayakta yoğun alkış alan virtüözleri anımsatır bu alkışlar.

Alkışların elbette kendine özgü anlamı ve hayata yeni bir adım atan eski mahkuma iyi dilekler demeti taşıdığı kesindir.

Necdet Elmas'ı bütün tutuklular uzun süre alkışlarken, kimi gardiyanların da bu duygu seline kapılıp güçlü şekilde alkışladıkları anımsanır.

Necdet beyefendi bir süre İstanbul'da kaldıktan sonra memleketi olan Konya Ereğli'ye yerleşti. 

Hayatta kimsesi kalmamıştı. 

Tek başına sakin bir yaşam sürdürdü ve Ocak 2017'de 82 yaşındayken hayata veda etti.

******

Ereğlili okurlarımızdan tanıyan eden bilen var mıdır bilmiyorum ama işin ucu eninde sonunda döndü dolaştı ve ucu Konya’da son buldu.

GÜNÜN OKKALI SÖZÜ

Parayla birlikte mutluluk aramak, paranın vereceği mutluluğu asla bulamamak demektir.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Şehirlerarası otobüs terminalinin olduğu bölgede bazı taksicilerimiz daralmış yolda aracın sağından hızla geçmediği zaman daha iyi ADAM oluruz

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız