CENAZEDE BİLE RAHAT YOK…
Bazı toplumlar ölüsünü sessizlikle uğurlar.
Biz ise kameralar eşliğinde…
Bir insanın hayata gözlerini yummasının üzerinden saatler geçmeden yayın araçları hazırlanıyor.
Mikrofonlar uzatılıyor.
Objektifler en acılı yüzü arıyor.
Sanki cenaze değil…
Canlı yayın stüdyosu.
Soruyorum…
Bir insanın son yolculuğu gerçekten haber midir?
Yoksa haber diye pazarlanan bir vicdan kaybı mı?
Cenazeye gelen sanatçıya, dostuna, yakınlarına daha toprağın başında “Ne hissediyorsunuz?” diye sormanın kime ne faydası var?
İnsan, en büyük acısını yaşarken konuşmak zorunda mıdır?
Acının röportajı olur mu?
Gözyaşının manşeti olur mu?
Yasın reytingi olur mu?
Eskiden cenazeler helalleşme yeriydi.
Şimdi görüntü kapma yarışına döndü.
Eskiden insanlar Fatiha okumaya giderdi.
Şimdi cep telefonunu çıkarıp canlı yayın yapmaya…
Bir insanın en mahrem anı…
Hayatla vedası…
Bile sosyal medya içeriğine dönüştürüldü.
Daha acısı ne biliyor musunuz?
Kamerayı görünce rol yapanlar kadar…
O kamerayı oraya gönderenler de var.
Çünkü biliyorlar…
Acı satıyor.
Gözyaşı izleniyor.
Magazin tıklanıyor.
Sonra dönüp “Toplum neden bu kadar duyarsız oldu?” diye soruyoruz.
Toplum kendiliğinden duyarsız olmadı.
Duyarsızlık yıllardır normalleştirildi.
Mahremiyet reyting uğruna feda edildi.
Saygı, hızla tüketilen bir içerik hâline getirildi.
Oysa cenaze…
Hayatın en sessiz dersidir.
Orada konuşması gereken mikrofon değil, vicdandır.
Ben olsam çok net bir kural koyarım.
Cenaze alanı haber merkezi değildir.
Cenaze alanı stüdyo değildir.
Cenaze alanı soru-cevap programı değildir.
Belirli bir mesafeden görüntü alınabilir.
Ama mezarın başına kamera girmez.
Mikrofon uzatılmaz.
Cep telefonuyla yayın yapılmaz.
Çünkü bazı anlar vardır…
Onları yasa değil, insanlık korur.
Bugün toprağa verdiğimiz büyük usta, değerli hemşerim Kadir İnanır, yalnızca bir sinema oyuncusu değildi.
O, bir dönemin hafızasıydı.
Milyonlarca insanın çocukluğuna, gençliğine ve hatıralarına dokunan güçlü bir isimdi.
Böylesine büyük bir sanatçının ardından yapılacak en anlamlı şey; acıyı büyütmek değil, saygıyı büyütmektir.
Merhuma Allah’tan rahmet diliyorum.
Mekânı cennet, ruhu şad olsun.
Başta ailesi olmak üzere, yakınlarına, dostlarına ve onu gönülden seven milyonlarca insanımıza sabır ve başsağlığı diliyorum.
Çünkü gerçek vefa…
En yüksek sesle konuşmakta değil…
En derin sessizlikte saklıdır.