Yapay Zeka Devrinin Yeni Meslekleri ve Eğitim Olanakları
Geçtiğimiz günlerde eski bir dostumla kahve içerken laf döndü dolaştı, oğlunun üniversite tercihine geldi. Dostum endişeliydi: "Bizim oğlan bilgisayar mühendisliği istiyor ama yapay zeka çıktı, kod yazmayı bile insandan iyi biliyor. Çocuk mezun olana kadar meslek falan kalmayacak diye korkuyorum" dedi. Gülümsedim.
İnsanoğlunun her ani teknolojik gelişmeler karşısındaki refleksidir bu. Korku ve "işsiz kalacağız, yandık, bittik" senaryoları. Oysa tarih, hiçbir büyük teknolojik devrimin istihdamı yok etmediğini, aksine yeni imkanlar ve fırsatlar doğurduğunu göstermiştir.
Sanayi Devrimi’yle dokuma tezgahları kullanılmaya başlandığında işçiler makineleri baltalıyordu. O tezgahlar sonra bir sürüm yeni iş sahası açtı. Bugün de yapay zeka bazı bilindik meslekleri insanların tekelinden çıkarıyor olabilir, ancak öte yandan kimsenin hayal etmediği yeni iş alanlarını oluşturuyor.
Gitgide daha fazla duymaya başlayacağımız yeni ve popüler mesleklerin başında Prompt Mühendisliği geliyor. Yapay zekaya doğru soruyu sormak, ondan en kusursuz veriyi almak bir sanat haline geldi. Kod yazmayı bilmenize gerek yok; dil hakimiyeti, mantık ve felsefe bu işin en önemli unsuru.
Bir diğer kritik meslek ise yapay zeka etik uzmanlığı. Düşünün, sürücüsüz bir araç kaza anında feda edeceği kişiyi neye göre seçecek? Ya da bir yapay zeka algoritması iş başvurularını değerlendirirken ırk veya cinsiyet ayrımcılığı yapmadığından nasıl emin olacağız? İşte bu uzmanlar, felsefe ve hukuku kodlarla harmanlayarak makinelerin "vicdanı" oluyorlar.
Ve tabii ki veri küratörleri. İnternet kocaman bir çöplük. Yapay zekayı besleyeceğimiz verinin hangisinin doğru, hangisinin taraflı veya kirli olduğunu ayıklayacak, makineye adeta temiz bir veri tabanı hazırlayacak entelektüel filtrelere ihtiyacımız var.
Peki bu işin okulu yok mu? Dünya bu rüzgarı erken fark etti. ABD’de Carnegie Mellon, MIT ve Stanford gibi önemli eğitim kurumları ile İngiltere’de Oxford ve Cambridge sadece mühendislik çatısı altında değil, "Yapay Zeka ve Etik", "Veri Bilimi ve Toplum" gibi disiplinler arası lisans ve yüksek lisans programlarını yıllar önce devreye soktu. Almanya ve Singapur da bu alanda küresel eğitim üsleri haline geldi.
Uzun yıllar eğitim sistemindeki hantallıkları eleştirdiğimiz ülkemiz de yapay zeka konusunda hamleler yapıyor. Yükseköğretim Kurulu (YÖK) son yıllarda ciddi bir vizyon değişikliğine gitti. İTÜ, ODTÜ ve Hacettepe gibi köklü üniversitelerimizde açılan "Yapay Zeka Mühendisliği" lisans bölümlerinin ardından, son dönemde birçok üniversitede yapay zeka, dijitalleşme ve veri odaklı ön lisans ve lisans programı müfredata dahil edildi. Artık sadece teknik üniversitelerde değil, sağlıkta yapay zekadan finansta yapay zekaya kadar farklı disiplinlerde akademik kürsüler kuruluyor.
Eğer ununu elemiş duvara asmış bir kuşaktan değilseniz ya da çocuğunuza yön çiziyorsanız, sadece diploma peşinde koşma devrinin kapandığını bilmeniz gerek. Bu alanda "alaylı olmak", mektepli olmaktan bazen daha kıymetlidir.
Pek çok yabancı eğitim kurumu, online özel eğitim ve kurslarla yapay zeka alanında sertifika programları düzenliyor.
İnternette açık kaynaklardan faydalanarak bu konuda kendini geliştirmek de mümkün.
Yapay zeka uzun zamandır konuşulan tartışılan bağıra çağıra gelen bir teknolojik yenilik. Bu yeniliğe kulağını tıkayanlar ve geleneksel iş modellerine takılıp kalanlar geleceğin kaybedenleri olacak.
Gelecek, yapay zekanın insanların işini elinden aldığı bir distopyaya dönüşmeyecek. Gelecek, yapay zekayı kullanan insanların, kullanmayanların işini elinden aldığı bir gerçeklik olacak. Koltuğunuzu korumanın tek yolu, bu yeni teknolojinin bir parçası olmayı öğrenmekten geçiyor.
Yarın yapay zeka dünyasında bizi bekleyen riskler ve tehditlere değineceğim.