Konya
Açık
27°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
46,6431 %0.03
53,3214 %0.38
6.030,55 % -1,62

DEPREM ÖLDÜRMEZ… İHMAL ÖLDÜRÜR!

YAYINLAMA:

Venezuela…

39 saniye arayla 7,2 ve 7,5 büyüklüğünde iki deprem.

Resmî rakamlara göre 1.430 can kaybı…
DİLERİM ARTMAZ.
3 binden fazla yaralı…
Yüzlerce artçı…
Binlerce yıkılan yuva…

Peki gerçekten öldüren deprem mi?

Yoksa çimentodan çalanlar mı?

Demiri eksik koyanlar mı?

İmar affını alkışlayanlar mı?

Denetim yapmayıp imza atanlar mı?

Kanunu yazıp uygulamayanlar mı?

Asıl soru budur.

Çünkü aynı büyüklükte depremler Japonya’da da oluyor.

Orada insanlar depremi konuşuyor…

Biz ise ölü sayısını.

Demek ki mesele fay hattı değil…

Mesele devlet aklı, bilim ve vicdan.

Japonya depremi durduramadı.

Ama depremde ölmemeyi öğrendi.

Biz ise hâlâ deprem olduktan sonra kaderi konuşuyoruz.

Oysa kader, tedbir aldıktan sonra Allah’a teslim olmaktır.

Tedbir almamayı kader diye pazarlamak değildir.

Jeofizik Mühendisi Prof. Dr. Ahmet Ercan yıllardır aynı gerçeği dile getiriyor:

“Deprem değil, dayanıksız yapı öldürür.”

Bir başka uyarısı ise daha da çarpıcı:

“Yoksulluğu yenmeyen ülkelerde depremin adı afettir.”

Çünkü yoksulluk sadece cebi boşaltmıyor…

Kalitesiz beton üretiyor.

Eksik demir kullanıyor.

Müteahhidi ucuza kaçırıyor.

Denetimi kâğıt üzerinde bırakıyor.

Sonra enkazın başında ağıt yakıyoruz.

Türkiye de bir deprem ülkesi.

Bunu bilmeyen yok.

Kuzey Anadolu Fayı yerinde duruyor.

Doğu Anadolu Fayı yerinde duruyor.

Ege’de hareketlilik devam ediyor.

Bilim insanları yıllardır uyarıyor.

Deprem Bilimci Prof. Dr. Ahmet Ercan, özellikle Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın birçok bölümünde büyük deprem potansiyelinin sürdüğünü ve riskli bölgelerde yapı güvenliğinin hayati önem taşıdığını sık sık dile getiriyor.

Öyleyse soru şu:

Deprem gelmeden ne yaptık?

Binaları gerçekten denetledik mi?

Deprem yönetmeliklerini eksiksiz uyguladık mı?

Kolon kesenlere göz mü yumduk?

İmar aflarıyla riskli yapıları ödüllendirdik mi?

Yoksa yine depremden sonra kameraların karşısına geçip “kader” demeyi mi bekliyoruz?

Her büyük depremden sonra aynı cümle kuruluyor:

“Bu deprem bize ders olsun.”

Ama nedense sınıfı hiç geçemiyoruz.

Bilim konuşuyor.

Mühendis konuşuyor.

Jeolog konuşuyor.

Deprem bilimciler konuşuyor.

Konuşmayan tek şey…

Betonun altında kalan insanlar.

Onlar artık konuşamıyor.

Dilerim Türkiye, deprem gerçeğini sadece afet çantalarıyla değil; Japonya’nın yaptığı gibi bilimle, mühendislikle, sıkı denetimle ve tavizsiz hukukla yönetiyordur.

Çünkü depremi engelleyemeyiz.

Ama ihmali engelleyebiliriz.

Ve unutmayalım:

Deprem doğanın olayıdır.

Felaket ise insanın eseridir.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız