DEPREM ÖLDÜRMEZ… İHMAL ÖLDÜRÜR!
Venezuela…
39 saniye arayla 7,2 ve 7,5 büyüklüğünde iki deprem.
Resmî rakamlara göre 1.430 can kaybı…
DİLERİM ARTMAZ.
3 binden fazla yaralı…
Yüzlerce artçı…
Binlerce yıkılan yuva…
Peki gerçekten öldüren deprem mi?
Yoksa çimentodan çalanlar mı?
Demiri eksik koyanlar mı?
İmar affını alkışlayanlar mı?
Denetim yapmayıp imza atanlar mı?
Kanunu yazıp uygulamayanlar mı?
Asıl soru budur.
Çünkü aynı büyüklükte depremler Japonya’da da oluyor.
Orada insanlar depremi konuşuyor…
Biz ise ölü sayısını.
Demek ki mesele fay hattı değil…
Mesele devlet aklı, bilim ve vicdan.
Japonya depremi durduramadı.
Ama depremde ölmemeyi öğrendi.
Biz ise hâlâ deprem olduktan sonra kaderi konuşuyoruz.
Oysa kader, tedbir aldıktan sonra Allah’a teslim olmaktır.
Tedbir almamayı kader diye pazarlamak değildir.
Jeofizik Mühendisi Prof. Dr. Ahmet Ercan yıllardır aynı gerçeği dile getiriyor:
“Deprem değil, dayanıksız yapı öldürür.”
Bir başka uyarısı ise daha da çarpıcı:
“Yoksulluğu yenmeyen ülkelerde depremin adı afettir.”
Çünkü yoksulluk sadece cebi boşaltmıyor…
Kalitesiz beton üretiyor.
Eksik demir kullanıyor.
Müteahhidi ucuza kaçırıyor.
Denetimi kâğıt üzerinde bırakıyor.
Sonra enkazın başında ağıt yakıyoruz.
Türkiye de bir deprem ülkesi.
Bunu bilmeyen yok.
Kuzey Anadolu Fayı yerinde duruyor.
Doğu Anadolu Fayı yerinde duruyor.
Ege’de hareketlilik devam ediyor.
Bilim insanları yıllardır uyarıyor.
Deprem Bilimci Prof. Dr. Ahmet Ercan, özellikle Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın birçok bölümünde büyük deprem potansiyelinin sürdüğünü ve riskli bölgelerde yapı güvenliğinin hayati önem taşıdığını sık sık dile getiriyor.
Öyleyse soru şu:
Deprem gelmeden ne yaptık?
Binaları gerçekten denetledik mi?
Deprem yönetmeliklerini eksiksiz uyguladık mı?
Kolon kesenlere göz mü yumduk?
İmar aflarıyla riskli yapıları ödüllendirdik mi?
Yoksa yine depremden sonra kameraların karşısına geçip “kader” demeyi mi bekliyoruz?
Her büyük depremden sonra aynı cümle kuruluyor:
“Bu deprem bize ders olsun.”
Ama nedense sınıfı hiç geçemiyoruz.
Bilim konuşuyor.
Mühendis konuşuyor.
Jeolog konuşuyor.
Deprem bilimciler konuşuyor.
Konuşmayan tek şey…
Betonun altında kalan insanlar.
Onlar artık konuşamıyor.
Dilerim Türkiye, deprem gerçeğini sadece afet çantalarıyla değil; Japonya’nın yaptığı gibi bilimle, mühendislikle, sıkı denetimle ve tavizsiz hukukla yönetiyordur.
Çünkü depremi engelleyemeyiz.
Ama ihmali engelleyebiliriz.
Ve unutmayalım:
Deprem doğanın olayıdır.
Felaket ise insanın eseridir.