Konya
Açık
27°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
46,6431 %0.03
53,3214 %0.38
6.030,55 % -1,62

BU DÜNYADAN BİR KADİR İNANIR GEÇTİ…

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Özlüyorum eski toplumcu gerçekçi Yeşilçam filmlerini. Özlememek elde mi? Bir meselesi olan, bir derdi, anlatmak istediği olan filmlerdi. Hiç izlenmeyecek olma veyahut bir şekilde yasaklanıp yıllarca filmlerine dokunamayacakları ihtimaline karşı bile inatla işlerini yapıyorlardı. Çoğundan büyük paralar kazanmadılar da zaten… Ama dedim ya bir dertleri vardı. Halkına borçları vardı. Öyle olduğunu hissediyor ve sorumluluk alıyorlardı. Yoksa bir insan Kibar Feyzoyu neden çeksin? Ki film on yıl yasaklı kaldı. 1980’lerin ortasından ancak yayınlanabildi. Yoksa Tarık Akan dünyanın parasını kazanırken Arzu filmden ya da başka jön filmlerinden, bir anda Yılmaz Güney ile neden film yapmaya kalkışsın? Bir insan geleceğini, yaşamını tehlikeye atar mı? Onlar attılar. En ufak vicdan azabı da duymadılar. Yine söylüyorum onların bir derdi vardı. Daha güzle bir memleket hayalleri vardı. Aziz Nesin; zırlak bir komedi öyküsü yazıp dünyanın parasını kazanmak varken, neden inadına hicivle uğraştı? Neden ısrarla memleket meselelerine hapse girmek pahasına taraf oldu? Bunu akılla izah edebilir misiniz? Nazım Hikmet muhteşem aşk şiirleri yazıp, hayatının sonuna kadar harikulade bir yaşam sürebilirdi. Hapishanenin yanından bile geçmezdi.

Bunların içinden Karadeniz’in denizi gibi dalgalı bir genç daha çıktı. İlk sinema filmini 1968 yılında çekti. Adı Kadir İnanır idi. Bir insan, bir sinemaya bu kadar yakışır mı? O yakışıyordu. Sinemayı da oyunculuğu da yapa yapa öğrendi. Yıllar geçtikçe ortaya Türk sinemasının yüz akı diyebileceğimiz filmler bıraktı. Zor beğeniyor, her filmde olmak istemiyordu. Hayal ettiği bir memleket vardı. Halkına anlatacak dertleri vardı. Eskici dükkânı, Yılanların Öcü, Tatar Ramazan, Selvi Boylum Al Yazmalım, Kırık Bir Aşk Hikayesi, Baraj, Devlerin Aşkı ve niceleri…

Bizlere öylesine güzel filmler bıraktı ki, ölümsüzlüğü sonuna kadar hak etti. Bedeni bu dünyadan göçüp gitti. Ancak ruhu sonsuza kadar bizimle kalacak. Filmlerde sonsuza kadar yaşamaya devam edecek. 

Hoşça kal Karadeniz’in hırçın ağabeyi. Hoşça kal Tatar Ramazan, Yüreği güzel adam Hoşça kal… 

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız