Konya
Açık
29°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
46,6229 %0.11
53,1371 %0.11
6.122,71 % 1,55

BİLMEDİĞİM BİR ŞEY YOK

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Kimse hiçbir şey bilmiyor. Üstelik bu bile kesin değil. 

PYRRHON 

“Bilmemek” ya da “bilmiyorum” kelimesi, bilmeden yok oldu dünyamızda. Ve ne yazık ki henüz farkında bile değil. Herkes her şeyi biliyor. Herkesin her konu hakkında bildikleri, değerlendirmeleri, anlatacakları var. Hal böyle olunca da inanılmaz bir bilgi kirliliği, kaçınılmaz bir son teşkil ediyor. Bilmek ve bilmemek varsayımları hakkında size, çok güzide şu örneği verebilirim. Türkiye’de bir araştırmaya göre, okuyucudan çok yazar var. Bir başka araştırmaya göre de, en popüler meslekler sıralamasında yazarlık ikinci sırada yer alıyor. Birincisi ise uçak mühendisliği… 

 

Okumayan birisinden ne beklenir? Ne kadar verimli olur yazdıkları? Anlatacakları ne kadar doğru olabilir? Ya da olur mu?

Günümüzde yapay zekâ saçmalığının ayyuka çıkmasıyla birlikte, artık yazmak daha da kolaylaştı. Kolaycılığın bu denli arttığı bir yer kürede, bu sonucun oluşması kaçınılmaz bir sondu ve oldu. Lakin unuttukları çok mühim bir mesele var. Yazma eyleminin sadece yüzde otuzu teknik bilgiden oluşur. Geriye kalan yüzde yetmişlik kısımsa bilgi birikim, varoluşundan gelen yetenek ve donanımla oluşur. Okumayan, araştırmayan, meraklı olmayan, gözlem yeteneğini geliştirmeyen, diline hâkim olmayan bir birey, en iyi yapay zekâyı kullansa bile, bir yerde mutlaka hata yapacaktır. Tabi burada gizli bir güç devreye giriyor. Onun adı da ekonomik güçtür. Baktın olmuyor, iyi bir editör bulursun verirsin ona yazmaya çalıştıklarını, o da cansiperane bir şekilde, olması gerektiği gibi yapmaya çalışır yazdıklarını. Hayal ettiğin gibi olur mu, onu bilemem. Zaten amaç bu değil. Amaç; her konuda bilgili olduğunu ve her şeyi yapabileceğini kanıtlamak. Örneğin küçücük bir tekstil fabrikasında, iş başvurularında yüksek lisans eğitimi şartı aranıyorsa, “daha fazlası” geleneğinin son evresine gelmiş durumda olduğumuzu gösterir. Çünkü işçi çok, iş az olunca istekler de artıyor. Neyse konumuz bu değil.

 

Bilmeyen kimsenin olmaması beraberinde kibirli, dediğim dedik, katı ve inatçı insanları türemesine neden olur. Bu durum kutuplaşmayı, yanlış bile olsa fikirlerin içselleştirilmesini doğurur. İçselleşen düşünceler ve fikirler, münazara ve tartışma geleneğini ortadan kaldırır. Örneğin son yirmi yıldır hiçbir siyasetçi, karşıt bir görüşle tartışmıyor. Çünkü artık birbirlerini ikna etme şansları yok. Amaçsız bir tartışmanın içinde zaman kaybı olacak söyleyecekleri. Herkes bunun farkında ama bir şey yapma derdinde değil.  Peki bu durum nereye kadar gider ve sonunda ne olur? Olacak olan ne yazık ki şudur. Fikirler içselleşince, kavga geleneği giderek sertleşir. Hatta bir yerden sonra düşmanlık hâkim olur. Düşmanlığın sonu ise uçurumdur. Uçurumun sonuysa en iyi haliyle sonsuz bir boşluktur. 

 

 

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız