HADİMİ TÜNELİ’NDEN MENGENE SARAÇOĞLU YOLUNA
İzninizle bugün de önce yerel konulardan, yerel merkezli Türkiye genelinden birkaç farklı konu ile sizlerle olmaya çalışacağız.
Önce şu konuya dikkatinizi çekmek istiyorum.
AK Parti Konya İl Başkanı Avukat Fatih Özgökçen Beyle yaptığımız görüşmenin bazı kısımlarını hem gazetemizde manşet, hem de bu köşede farklı detaylarla sizlerle paylaşmaya çalışmıştık.
Bu yazıya çok farklı ve tahminlerimin üzerinde dönüş oldu.
Herkes kendi dünyasından bu konuyu değerlendiriyordu. Öyle ki Konyaspor döneminde Fatih Başkanın başarısız olduğunu iddia edenler olduğu gibi, bizim yerel basının, spor basınının çilekeş, güzel, fedakâr ismi Fatih Şeker de yazımıza yorum yaparak Fatih Başkandan Büyükşehir Basketbol Takımına sahip çıkarak takımımızı kendi döneminde olduğu gibi Basketbol Süper Ligi’ne çıkarmasını istiyordu.
Yalnız olumlu olumsuz yorumlarda genellikle okurlarımız şöyle bir ortak paydada buluşuyorlardı.
Bunu da hukukçu Özkan Öztürk şöyle özetliyordu:
“Yıllardır çözüm bekleyen meselelerin ancak hac dönüşü hatırlanması biraz manidar.
Bu şehrin sorunlarından haberdar olup sonra konuyu bakanlara iletiyorum çıkışı yapmak daha da manidar.
Konyalı artık ‘sorunları götürdük, sorunları anlattık, görüştük, takipçisiyiz’ cümlelerini ezbere biliyor.
Şehrin beklediği ise yeni fotoğraflar değil, tamamlanmış projeler ve somut sonuçlardır.
Velhasılı ve daha da önemlisi;
Konyalı hacı başkana bizlerin de bir notu var.
Hazır gitmişken ileti verin...
‘Ağır ekonomik şartlar altında vatandaş eziliyor.
Kirası, faturası yakıtı vs. vs...
Millet nefes alamıyor.
Bir zahmet Mehmet Şimşek Maliye Bakanına da uğrasın.’”
.....
Evet, belki ben daha net ya da güzel anlatamadım.
Bu sorunları yıllardır birebir yaşayarak bilen, Konyaspor Başkanı da olsa bir eli siyasetin içinde olan Fatih Başkan artık sorunları bakanlara iletmiyor; direkt, derhal ve süratle çözüm isteyip Konyalı’nın artık sonucu görmek istediğini de gerekirse yüksek perdeden söylüyor.
Bu kadar açık, bu kadar net.
Hukukçu dostumuz Özkan Bey’in yorumunun son bölümünde dikkat çektiği gibi aslında insanlarımız ekonomik sıkıntıdan bunalmış, daralmış, bir çıkmaza girmiş oldukları için Fatih Başkan ya da AK Parti ne yaparsa yapsın hiçbir şey gözlerine gözükmüyor. Çünkü insanlar artık nefesi çok farklı yerlerden almaya başladılar.
Fatih Başkan inanılmaz yüksek tempoda şehir merkezi bir kenara, ilçelerin dağ taş demeden mahallelerine kadar gidip buradaki insanların hepsine dokunmaya, hepsinin kapısından içeri girmeye, onları dinlemeye gayret gösterse de ekonomi, ekonomi, ekonomi başkanın da sahadaki en büyük rakibi olarak gözüküyor.
Hepimiz biliyoruz ki durumu çok iyi olan işverenden fabrika sahiplerine, emekli, işçi, memur, işsiz ve sabit gelirli insanlarımızın sorunlarına kadar maddi olarak Fatih Başkanın yapabileceği hiçbir şey yok.
……
Fatih Başkanla Konya’nın çözüm bekleyen sorunlarını konuşurken bir yerde aklıma geldiği için sordum:
“Hadimi Tüneli için daha kaç yıl bu şehir bekleyecek? 18 kilometrelik tünelin beş kilometresini açamıyoruz. 5 kilometreyi daha ne kadar bekleyeceğiz?”

Malum, Afşar-Bağbaşı Hadimi Tüneli, Konya Ovası Projesi kapsamında yer alan ve Afşar Barajı’nda biriken suları Bağbaşı Barajı’na aktararak bölgeye can suyu sağlayan 18 bin 136 metre uzunluğundaki dev su iletim tüneli.
Kuraklıkla mücadelede ve tarımsal üretimde kritik öneme sahip bu tünelin maalesef yıllardır beş kilometrelik mesafesini açamadık.
Yeri geldi siyasiler, yeri geldi bürokratlar farklı farklı bahaneler buldular.
Teknik gerekçeler sundular.
Bahanelere ve mazeretlere artık bizim çiftçinin, tüketicinin değil, Fatih Başkanın ve vekillerin dahi dayanacak gücü kalmamış durumda.
Son Ankara ziyaretinde de bu konu Devlet Su İşleri Genel Müdürüne en yüksek seviyeden birebir iletilmiş.
Yalnız bu noktada size can sıkıcı, üzücü bir şey söyleyeyim mi?
Fatih Başkan 2028 dedi.
Bana gelen bilgi ise 2030 diyor.
Bundan sonraki yorum sizlere ait.
……
Bağbaşı Tüneli deyince aklıma geldi.
Bu hafta içerisinde bölgeyi gezdim.

Dedemli’yi en son hâliyle hüzünlü bir şekilde seyrettim.

Bol, bereketli, beklenenlerin ve tahminlerin üzerinde hem şehir hem bölge hem de ülke olarak yağış aldık.
Ama dünyada ve Avrupa’daki ensemizde olan en büyük tehlike yine ensemizi yakmaya başladı.
Küresel iklim değişikliği nedeniyle hava sıcaklıkları yine hızla artıyor.
Korkuyorum.
Susuzluk...
Obrukların çökmesi...
Bu yüzden tedbirli olmalıyız, akıllı olmalıyız.
Gereken tedbirleri de şimdiden almalıyız diyorum.
………………..
MENGENE SARAÇOĞLU
YOLUNDA UYARI
LEVHALARI EKSİK Mİ?
Önceki gün bir okurumuz aradı.
Önce Karatay Belediyesi’nden, sonra Büyükşehir Belediyesi’nden şikâyetçi oldu.
Konu neydi?
Belli bir yaşın üzerinde olduğunu tahmin ettiğim, belki de yaşça benden daha büyük bir abim öfkeyle şöyle söylüyordu:
“Karatay Belediyesi’nin olduğu eski garajın oradan çıkıp Mengene Saraçoğlu yönüne doğru giderken haklı olarak ve yerinde yeni hız kesiciler yapılmış.

Ama bu kesicilerle ilgili olarak hiçbir trafik levhası yok, uyarı yok.
Kesiciler boyanmamış.
Bu durumu önce Karatay Belediyesini arayarak bildirdim.
Telefona bakan arkadaş konunun sorumlularının kendileri olmadığını, bu durumu Büyükşehir Belediyesine iletmem gerektiğini söyledi.
Büyükşehir Belediyesini aradım.
Buradaki arkadaş da bana caddenin adını, hangi sokakta olduğunu soruyordu.
Ya onu ben nereden bileyim?
Ben sana gittiğim güzergâhı söylüyorum.
Sen not alacaksın, bakacaksın, yetkililere ileteceksen ileteceksin.
Kurulduğu günden beri aile boyu AK Parti’ye oy vermiş birisi olarak bu şekilde bir belediyenin diğer bir belediyeye topu atmasını asla kabul edemiyorum.
Sanki biri CHP’li, biri AK Partili öyle mi?
Hiç değilse vatandaşın sorununu telefonda dinleyip yaparmış gibi yapın da bizleri daha da üzmeyin.”
…………………
HİLMİ BAŞKANIN
MORALİ EN ÜST
DÜZEYDEYDİ
Şehirde olduğumuz müddetçe durmaksızın koşturmaya devam ediyoruz.
Bu telaş içerisinde bir süredir baş başa görüşemediğimiz, şehrin aile boyu görünmeyen mütevazı kahramanlarından, Konya beyefendisi ve Konya hanımefendisi olarak şehrin simge ailelerinden Kulluk ailesinin başkanı Hilmi Başkanı ziyaret ettik.

Konya Belediye Başkanlığı görevini de yapan rahmetli Yılmaz Kulluk abimiz gerçekten muhteşem beyefendi, olgun ve o dönemlerin örnek insanlarından biriydi.
Başkanlık günlerinden sonra kendisini sürekli olarak İhsaniye’deki petrolde ziyaret eder, çayını içer, kısa da olsa dinlerdim.
Bu geleneğimizi sürdürüyoruz ve aile içerisinde en çok da Hilmi Başkanı ziyaret ediyorum.
Hilmi abi bu son görüşmemizde inanılmaz şekilde enerjik, mutlu ve güler yüzlüydü.
Çünkü Hilmi Başkanı her zaman böyle göremezsiniz.
Kendine göre haklı gerekçeleri olabilir ama bu sefer son derece sohbete açık ve neşeliydi.
Epey bir dertleştik, sohbet ettik.
Ekonomiden spora karşılıklı görüş alışverişinde bulunduk.
Spor demişken Hilmi abi sık sık beni uyarıyor ve:
“Ben Ömer Atiker’i çok severim.
Çok zekidir, akıllıdır, iddialıdır.
Konyaspor’da Ömer’in başarılı olması gerekiyor.
Ona destek ol, hep yanında ol.” diyordu.
Biz de buradan Hilmi abimize, Kulluk ailesinin tüm fertlerine sağlıklı, mutlu, huzurlu ve başarı dolu yıllar dileklerimizi iletiyoruz.
………………..
BU LAFI HERKES EDİYOR
AMA KİMSE BÖYLE
YORUM YAPMAMIŞTI
Genç bir okurumuz, güzel yürekli dostum şu yazıyı bizimle paylaşıyordu:
……
“Kriz var ama kafeler tıklım tıklım, herkeste son model telefon var.”
Peki o zaman bu insanlar gerçekten zengin mi, bu kafelerde pahalı içecekler içebiliyor?
Bu aslında bir zenginlik şovu değil, umudu çalınmış bir neslin hayatta kalma refleksi olarak adlandırılıyor.
Buna psikolojide “Kıyamet Harcaması” deniliyor.
Yani bu davranış gerçeğin gizlendiği bir davranış.
Eskiden 5 yıl birikimle ev alınırdı, tasarruf mantıklıydı.
Bugün ömür boyu çalışsan da o güvenliğe ulaşamayacağını biliyorsun.

İnsanlar ev, araba veya kalıcı bir güvenceye asla ulaşamayacaklarını anladıklarında delirmemek için ellerindeki parayı anlık hazlara harcarlar.
Büyük hedefleri elinden alınan beyin, delirmemek için elindeki parayı anında ulaşabileceği 'mikro doz' hazlara; pahalı kahve veya telefon gibi görüntüde elit hissettiren şeylere harcar.
Eskiden tasarrufun bir mantığı vardı çünkü birkaç yıllık emeğin ucunda bir ev anahtarı görünüyordu.
Bugün ömür boyu çalışsan da o evi alamayacağını bildiğin için çaresizliğini pahalı kahveler veya telefonlar gibi “mikro doz” ödüllerle uyuşturuyorsun.
Toplumda 'fakir' görünmek evrimsel olarak dışlanmaktır.
Masaya koyduğun o pahalı telefon bir lüks değil, bankadaki sıfır bakiyeyi gizleyen modern bir kamuflajdır.
Masadaki o son model telefon zenginlik değil; kiralık odalarda, tükenmiş banka hesaplarında yaşanan yokluğu gizleyen bir “statü kamuflajıdır”.
İnsan isyan etmemek için o çaresizliği; taksitli telefonlar ve gösterişli kafelerle yedekliyor.
Bu bir lüks değil, hayatta kalma simülasyonudur.
Gençler lükse alışmadı;
iptal edilmiş bir geleceğin intikamını bugünü tüketerek alıyor.
Sence kafelerin dolu olması rahata alışmak mı, yoksa çalınmış bir geleceğin çaresizliği mi?
Hangi nesil haklı?
…………………
GÜNÜN OKKALI SÖZÜ
Karşınızdaki insan hayatta sizi nereye koyuyorsa siz de onu oraya koyun ne bir eksik ne bir fazla.
NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Adalhan bölgesinde Maliye ve Esnaf Odaları Birliği’nin bulunduğu caddede tek sıra otopark yasak olmasına rağmen ısrar ve inatla ikinci sıra park ederek trafiğin akışını kilitlemediğimiz zaman daha iyi ADAM oluruz.