Konya
Kapalı
22°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
46,4507 %-0.02
53,3032 %0.13
6.191,53 % -1,52

EKRANDA SUDAN FUTBOL

YAYINLAMA:

2026 Dünya Kupası tarihin en büyük organizasyonu olarak karşımızda duruyor.

ABD, Kanada ve Meksika’nın ortak ev sahipliğinde düzenlenen bu dev organizasyonda ilk kez 48 milli takım mücadele ediyor. 
104 maç oynanıyor. 
FIFA’nın bu turnuva sonunda yaklaşık 13 milyar dolar gelir elde etmesi bekleniyor. 
Bunun yaklaşık 4 milyar doları televizyon yayın haklarından, 3 milyar doları bilet ve ağırlama gelirlerinden, milyarlarca doları da sponsorluklardan geliyor. Turnuvanın dünya genelinde 6,5 milyon seyirciyi stadyumlara çekmesi ve milyarlarca dijital etkileşim üretmesi bekleniyor.

Rakamlar gerçekten baş döndürücü.

Ancak benim dikkatimi çeken başka bir rakam var.

Su molası başladığı anda kaç saniye içinde reklama girildiği…

Futbolun geldiği noktayı bazen bir istatistik değil, bir ekran kararması anlatır.

Sıcaklığın 30-35 derecelere ulaştığı bir maçta oyuncular kenara geliyor. 
Kimisi nefes almaya çalışıyor. Kimisi takım arkadaşına bir şeyler anlatıyor. 
Teknik direktör son taktik dokunuşlarını yapıyor. 
Bir oyuncunun yüzündeki endişeyi, diğerinin özgüvenini okuyabiliyorsunuz.

İşte futbolun en değerli anlarından biri budur.

Çünkü futbol sadece ayakla oynanmaz.

Kafayla oynanır.

Kalple oynanır.

Psikolojiyle oynanır.

Yıllarca futbolun içinde bulunmuş biri olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim; bazen teknik direktörün o iki dakikalık su molasında kurduğu tek bir cümle, devre arasında yapılan bütün konuşmalardan daha etkili olabilir.

Bazen bir kaptanın takım arkadaşına sarılması, bazen genç bir oyuncunun korkusunu üzerinden atması, bazen de yıldız bir futbolcunun kaybetmeye başladığı özgüvenini yeniden toplaması o birkaç dakikada gerçekleşir.

Ama biz ne görüyoruz?

Diş macunu reklamı…

Araba reklamı…

Bahis sponsoru…

Kredi kartı reklamı…

Sonra tekrar maça dönüyoruz.

Sanki futbol hiç yaşanmamış gibi…

Yayıncı kuruluşlar para kazanacak elbette.

Kimsenin buna itirazı yok.

Ama futbolu tamamen reklama teslim etmek başka bir şeydir.

Madem teknoloji çağındayız, ekranı bölün. 
Alt bant kullanın. Görüntüyü küçültün. 
Reklamınızı verin.

Ama futbolun ruhunu ekranlardan tamamen kaldırmayın.

Bugün birkaç milyon dolar daha fazla kazanabilirsiniz.

Fakat yarın futbola âşık olacak yeni nesli kaybederseniz, o reklamları izleyecek kimseyi bulamazsınız.

Çünkü futbol tarih boyunca para sayesinde büyümedi.

Tutku sayesinde büyüdü.

Bugün Dünya Kupası’nın değeri 13 milyar dolarsa, bunun sebebi sponsorlar değil; dedesinden torununa aktarılan futbol sevgisidir.

Futbol bir endüstri olabilir.

Ama önce oyundur.

Ve oyunun ruhu, reklam arasında kaybolacak kadar değersiz değildir.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız