BABALAR GÜNÜNDE KİMLER MUTLU?
Haziranın üçüncü Pazar günü kutlanan "Babalar Günü" baban varsa güzeldir. “Baba” diyebileceğin, elini öpebileceğin bir baban varsa, ya da “Baba” diye elini öpen varsa o gün hem güzel hem de özeldir. Evlatları yanında olan babalar tabii ki çok mutludur.
Seni hatırlayıp, ziyaretine gelecek, hatırını soracak ve senin de kalkıp boynuna sarılacağın bir evladın varsa mutlu bir gündür babalar günü.
Ama o evlat sizden önce öbür âleme göçtüyse ve siz baba olarak her hafta onun mezarını ziyarete gidiyorsanız zor geçer o babalar günü.
Bu nedenle o gün babalar ve evlatların sevincini paylaşması çok güzeldir. Bu güzellikleri yaşayanlara ne mutlu. Mutluluğunuzu paylaşın, çoğalın, çoğaltın. Bunun için anne ve babalar imkânınızı zorlayın, mutlaka tek evlatla kalmayın en az iki veya üç çocuk edinin, evlatlar birbirinin sigortasıdır. Sizin içinde yaşama sevincinizdir.
Her babalar gününde mutluluklar olduğu kadar hüzünlerde vardır. Her evde ayrı bir dram ayrı bir hikâye vardır. Buralarda yaşanan mutlulukların ötesinde acıların, hüzünlerin, buruklukların ne demek olduğunu ancak yaşayanlar anlar.
O gün evlat sahibi olamayan baba adaylarının, babası olmayan çocukların ya da evladı olmayan, evladını kaybeden babaların halini anlayabilir misiniz?
Daha kokusuna doymadan, "Babam" diye mezar taşına sarılan küçücük bedenler için Babalar Günü mutlu bir gün mü? Yoksa yürek burkan bir gün müdür?
Eceliyle birbirinden ayrılan evlat ve baba ilişkilerindeki pişmanlıkları, özlemleri, sevinçleri, ertelenen hayatların bir daha yaşanamayacak olmasını,
Çocuk yuvalarına terk edilmiş ve babam diye koşabilecek birisi olmayan çocukların halini anlayabilir misiniz?
Evli olmasına rağmen ömür boyu evlat sahibi olamayacak olan ve evlat hasreti çeken babaların durumunu,
Daha yeni baba olmuşken veya babalık duygusuna hazırlanırken terör belasıyla hayata elveda diyen şehit babaların çocuklarının durumunu,
Akşama babam gelecek diye yolunu gözlediği, daha düne kadar omuzundan inmediği babasının mezar taşına sarılmak zorunda bırakılan küçük çocukların neler hissettiğini anlayabilir misiniz?
Bir gün evine gelen bir yetkilinin “Başınız sağ olsun, evladınız şehit oldu” diye haber verdiği babanın o anda başında çakan şimşeklerin ve içinden kopan feryatların ne olduğunu,
Annesini kaybeden çocuğa öksüz, babasını kaybeden çocuğa yetim, eşini kaybedene dul denir. Peki ya çocuğunu kaybeden babalara ve annelere ne denir? Tarifi yok bunun.
Haziran ayının üçüncü Pazar günü içinizi bir sıkıntı basar ve pazar günü geldiğinde herkes babasını ziyarete giderken siz evladınızın mezarına gidersiniz. Taşına sarılır dertleşirsiniz.
O mezarlıkta sizin gibi yüzlercesinin olduğunu görünce teselli olmaya çalışırsınız ama ne mümkün. Tek teselliniz yüce Rabbimizin şu ayetlerinde saklı:
"Küllü nefsin zaikatul mevti summe ileyna turceun." Her nefis ölümü tadacak sonunda bize döndürüleceksiniz. (Ankebut,57).
Rabbim ömründe, ölümünde hayırlısını versin, inşallah. Annenizin, babanızın ve evladınızın kıymetini bilin, bir gün değil her günü birlikte yaşayın, anı biriktirin. Ne mutlu Babalar gününü kutlayanlara. Kalın sağlıcakla.