ÇOCUKLARINIZDAN UZAKLAŞMAYIN
Anne ve babalar neden çocuklarıyla aralarına mesafe koymayı tercih ediyor?
Aile, anne, baba ve çocukların bir araya gelerek oluşturduğu, hayatı güzelleştiren en önemli yapıdır. Bu yapının kıymetini bildiğimiz sürece, bozulmasına imkân yoktur. Ancak günümüzde giderek artan bir kopukluk söz konusu. Bazı anne babalar, çocuklarıyla aralarına bilinçli ya da bilinçsiz bir mesafe koyuyor. Oysa bu mesafe, çocukların hayatında tamir edilmesi zor boşluklar yaratabiliyor.
Ebeveynler, çocuklarının mutluluğunda aktif rol almalı, onların dünyasına dokunmaktan çekinmemelidir. Gerekirse onlarla arkadaş gibi bir bağ kurmalı, sorunlarını birlikte çözme yoluna gitmelidirler. Uzak durmayı tercih etmek, çocukların yalnızlaşmasına ve karanlık yollara savrulmasına neden olabilir.
Bir televizyon programında izlediğim bir avukat, “Çocuklarınızla arkadaş olmayın, onların zaten arkadaşları var; siz anne baba olun,” diyordu. Bu yaklaşımı fazlasıyla katı buluyorum. Evet, elbette anne baba olmak gerekir, ama bu, çocukla dostane bir bağ kurmanın önünde engel olmamalıdır. Arkadaş gibi olabilmek; çocuğunuzu anlamak, ona güven aşılamak ve sorunlarını birlikte çözebilmek için büyük bir avantajdır.
Kendi hayatımdan bir örnek vermek istiyorum. Babamla aramızdaki en büyük problem, asla iki arkadaş gibi olamayışımızdı. Asabi bir yapım var; zaman zaman bana “Neden böylesin? Ne istedin de yapmadım?” diye sorar. Ama bu sorgulamalar çoğu zaman yargılayıcı bir tavırla gelir. Ona cevaben “Seninle nasıl arkadaş olacağız? Karşılıklı kadeh mi kaldırmamız gerek?” dediğimde, arkadaşlığı sadece meyhaneye indirgemesi beni derinden yaralıyor. Babam alkol kullanmaz, fakat düşünce daralığı, bu örneği vermeme neden oluyor. Oysa arkadaşlık; anlayış, empati ve samimiyetle kurulur.
Bir görme engelli olarak yıllardır yazılarımda ve sohbetlerimde aileleri çocuklarıyla daha sağlıklı ilişkiler kurmaları konusunda uyarmaya çalıştım. “Baba oğul” ya da “anne kız” ilişkisinden öte, bir “arkadaşlık” bağı kurmanın ne kadar kıymetli olduğunu anlatmaya gayret ettim.
Ebeveynler, çocuklarının sorunlarını birlikte ele almalı, onlarla ortak bir çözüm yolu aramalıdır. Uzaklaşmak, ilgisizlik ve soğuk tavırlar çocuğa zarar verir. Hele ki onları döverek terbiye etmeye çalışanlar... Bu büyük bir yanılgıdır. Her zaman söylediğim gibi: Dayak eşeğe atılır. Eğer dayakla bir şey çözülebilseydi, eşek at olurdu.
Çocuklara nazik ve anlayışlı bir şekilde yaklaşmak, çok daha etkili ve kalıcı sonuçlar doğurur. Ne yazık ki hâlâ bazı anne babalar, “Bu çocuk ‘dur’ dedikçe ‘vur’ anlıyor,” gibi akıl dışı sözlere inanıyor. Bu tamamen yanlış bir inançtır. Şiddet, sevgiyi değil korkuyu öğretir. Ve korkuyla yetişen çocuklar sağlıklı bireyler olamaz.
Bir başka acı gerçek de çocukların hedeflerini küçümsemektir. Çocuk “okumak istiyorum” der, ama ebeveyn, “Okuyup da ne olacaksın? Sınıfın en çalışkanını geçebilecek misin?” diye karşılık verir. Bu tür cümleler, çocuğun hevesini kırar, öz güvenini zedeler. Oysa desteklenen bir çocuk, hem daha başarılı olur hem de ailesine daha çok bağlanır.
Ailelerin en sık yaptığı hatalardan biri de kıyaslama ve ayrımcılıktır. “Sen ne işe yararsın?” gibi cümleler, bir çocuğun benlik algısını yerle bir eder. “Beş parmağın hangisini kessen acımaz,” denir ama çoğu zaman sözde kalır. Uygulamada ise biri hep diğerinden üstün tutulur. Diller, kalplerle aynı konuşmaz. Ebeveynin gönlünde bir çocuğa daha fazla yer ayrıldığında, diğer çocuk bunu en derin yerinde hisseder.
Eğer bir evlat, anne babasının istediği gibi davranmıyorsa, bunun nedeni çoğu zaman maruz kaldığı eşitsizliktir. “Siz hepiniz aynısınız” demek kolaydır, ama davranışlarla bunu göstermek zordur. Adil davranmayan ebeveyn, farkında olmadan çocuklarıyla arasındaki mesafeyi daha da açar.
Bu yazıyı neden kaleme aldım? Hem kendi yaşadıklarımdan yola çıkarak hem de Yavuz Bahadıroğlu’nun Hayata Dilekçe adlı eserinden etkilenerek, çocuklarımızın yalnızlığa ve boşluklara savrulmasına engel olmak istedim. Anne ve babaların, çocuklarına sırt çevirmemeleri gerektiğini, aksine her zaman onlarla iç içe bir hayat sürmeleri gerektiğini anlatmak istedim.
Sevgili okurlar, çocuklarınızı gözünüzün önünden ayırmayın. Onları boş işlerin, geçici meşguliyetlerin uğruna ihmal etmeyin. Kendiniz okuyun, öğrenin ve çocuklarınızın da öğrenmesinde yol gösterici olun. Evlatlar arasında kıyaslama yapmayın, adaleti elden bırakmayın. Terazinin dengesini bozarsanız, bir gün o denge size de zarar verir.
Bugün çocuk olanlar, yarın büyüyecek ve sizden gördüklerini kendi çocuklarına aktaracaklar. Eğer siz yanlışları örnek olarak bırakırsanız, onlar da o yanlışları sürdürecektir.
Unutmayın, evlatlarınız bir gemi misali... Rotasını şaşırıp buzdağına çarpmadan önce onlara rehberlik edin. Uzaklaşmayın, sakın vazgeçmeyin. Çünkü sizden uzak düşen bir çocuk, sadece kendini değil, sizi de kaybeder.