BENİM SSK HASTANEM, BUGÜNÜN MERAM DEVLET HASTANESİ AĞLATTI…
Bugün hepimizin, şehrimizin, Konya’nın gurur duyacağı, mutlu olacağı bir hastane yorumu ile yeni haftaya başlamak istiyorum.
Türkiye’de en zor ama en önemli iki ana alan vardır.
Biri eğitim, diğeri sağlıktır.
Üçüncüsü adalettir ama eğitimsiz bir adaletin, sağlıksız bir adaletin de anlamı yoktur.
Konya bazlı baktığımız zaman son dönemlerde okurlarımızdan, çevremizden, insanlarımızdan sağlıktan gelen şikâyetlerde çok ciddi azalmalar var.
Haa, sağlıkta sorun bitti mi?
Hayır.
Çünkü sağlıkta, insanlık olduğu müddetçe sorun bitmez, bitmeyecektir de.
Bunun da karşılıklı iki tarafı vardır.
Bana göre sağlıkta sorun hastada değil, hasta yakınındadır.
Diğer yönde ise iş doktordaki sıkıntıya gelinceye kadar kapıdaki güvenlikçiden tutun sekreterine kadar insan psikolojisi eğitimi almayan kesimdedir.
Konya’ya döndükten sonra her Sağlık İl Müdürünün iyi niyetinden, çabasından, gayretinden, titizliğinden, insanlığından asla şüphe duymadım.
Hepsi ama hepsi, “Her yiğidin bir yoğurt yiyiş şekli vardır” misali kendilerine özgü çalıştılar.
Sonunda da görevlerini alınlarının akı ile teslim ettiler.
Hiçbir şaibeli Sağlık İl Müdürümüz olmadı.
Kiii sağlık sektöründe şaibesiz kalabilmek en büyük hünerdir.
Mevcut Sağlık İl Müdürümüz Doç. Dr. Yusuf Yavuz Bey ile ayağının tozu ile ilk sohbetimizde şuna benzer bir cümle ile makamdaki kendi hedefini koyuyordu;

“Vatan hainliği düşüncesi ile hastaneye giren bir hasta ya da hasta yakını, hastaneden çıkarken vatanını, milletini, devletini seven bir insan olarak çıkacak.
Biz sağlıkta böyle bir hizmet anlayışını ve titizliğini sağlayacağız” demişti.
Bir müdürün hedef olarak kendisine koyduğu bu duruma o gün şapka çıkardım, kendi kendime söz verdim ve her zaman sadece Konya’da değil, Sayın Yavuz nerede ne yapıyorsa ona kendi alanımda destek olmaya söz vermiştim.
***
MERAM DEVLET HASTANESİ
BENİM HASTANEM DEĞİL
Çok açık ve net söyleyeyim, Meram Devlet Hastanesi bizim ailenin hastanesi değildir.
Bugüne kadar ihtiyaç duyulduğu zaman bile başvurduğumuz bir hastane olmadı.
Ama bu hastane SSK Hastanesi iken;
Rahmetli babam ile gittiğimiz hastanemiz idi.
Hastaneye ilk çocukluk yıllarımda da burada doktora göründükten sonra babamla en alt kata iner, eczane önünde kuyruğa girer, babam aldığı ilaçları yine veznenin verdiği şeffaf poşetlere koyar ve çıkardık.
Konya’ya döndükten sonra da birkaç kez gitmiştim.
Hatta en son hasta ziyaretini de şehrimizin spor ve iş adamı Başkan Mehmet Günbaş abimizin geçirdiği ciddi bir operasyon sonrası yapmıştım.
Bir abimiz babasının Meram Devlet Hastanesinin palyatif bakım merkezinde kaldığını ve çok memnun olduklarını söylüyordu.
Allah Allah… Palyatif bakım merkezi de neymiş? Ne demekmiş?
Önce abimizden durumu öğrendim.
Sonra da hastanenin Başhekimi Uzm. Dr. Ömer Adil İlhan Bey’e ulaşarak palyatif servis ile ilgili olarak randevu rica ettim.

Başhekim Bey bir süre sonra randevu verdi ve makama gittim.
Sayın İlhan’ın makamında bu servisten sorumlu Uzman Dr. Havva Serin Yiğit Hanımefendi de vardı.
Önce güler yüzlü, anlayışlı hekimlerimizden palyatifin ne olduğunu öğrenmeye çalıştım.
Onları iyi dinledim ama gazeteye gelip arama motoruna “palyatif tedavi” dediğimiz zaman sizin, benim, bizim anlayacağımız şekilde şöyle diyordu:
“Palyatif tedavi, tam olarak iyileşmesi mümkün olmayan veya ilerleyen ciddi hastalıklarda hastanın yaşam kalitesini artırmayı amaçlayan bütüncül bir tıbbi bakım yaklaşımıdır.
Hastalığı ortadan kaldırmaktan ziyade; ağrı, nefes darlığı ve yorgunluk gibi fiziksel ve psikolojik şikâyetleri hafifletmeyi hedefler.”
……………….
Sonra Başhekim Bey ve Uzman Dr. Havva Serin Yiğit Hanımefendi ile bu katlara çıktık.
Bu katlar, kapasitesi, çalışma metotları ve hastaya hizmet anlayışı ile Türkiye birincisi imiş.
Nasıl Türkiye birincisi imiş, bu kez katlarda bilgi alıyordum.

İnanın doktorlarımızı, kat görevlilerini dinlerken bu konuda ne kadar cahil olduğumu, sağlıktan nasıl bihaber olduğumu anlayıp mahcup oluyordum.
Kendilerinin kontrolünde hastalarımızı ziyaret ettik.

Tekrar Başhekim Uzm. Dr. Ömer Adil İlhan Bey’in odasına indiğimiz zaman şehir adına, insanlarımız adına inanın gurur duyuyordum.
Hastaneden ayrılırken ise herkese tek tek teşekkür edip kendilerinin birer “sessiz, kocaman gönüllü melekler olduklarını” söylüyordum.
Allah bizleri ne buralara düşürsün ne de yokluğunu göstersin.
Hastanemiz ve bu servis ile ilgili gazetemizde ve haber sitelerimizde çok daha detaylı bilgiler var.
Allah hepsinden bir değil, bin kere razı olsun inşallah.
………………..
BAŞKAN KAVUŞ’TAN
BİR RİCADA BULUNABİLİR MİYİZ?
Bir okuyucumuz birkaç defa bize şu tür fotoğraflar gönderip;

“Uğurcum, burası Larende Caddesi.
Bu görüntüler Konya’ya yakışmıyor.
Harabe görüntüsünde binalar.
Her an yıkılacak gibi duruyorlar.
Zaman zaman da insanların ya da arabaların üzerine küçük parçalar düşüyor.
Neden burası, 2. Ordu Karargâh binasının olduğu gibi boyanıp ya da kaplama yapılmaz?

Gerçekten tarihi bölgedeyiz.
Uğur Başkan’ın, Kavuş Başkan’ın Larende ile ilgili projelerini ve hedeflerini sizden, basından hep takip ettik.
Geçici de olsa bu binalar ya da bina böyle toparlanamaz mı?” diyordu.
Biz de okuyucumuzun hassasiyetini başkanlarımıza ve ekiplerine iletmiş oluyoruz.
………………..
ALMANYA’DA BİR FİNCAN
KAHVE FİYATINA OTOPARK
ÜCRETİ VARMIŞ (!)
Bizim dünyanın dört bir yanından bilgi sahibi olmamızın tek nedeni, dünyanın her yerindeki samimi gönül dostlarımızın olmasından kaynaklanmaktadır.
Almanya’daki 40 yıllık üniversite arkadaşım Bayram Aybastı bizimle şu fotoğrafları ve bilgi notunu paylaşıyordu:
“Uğurcum, Almanya’da sadece 30 bin kişinin üzerinde insanın çalıştığı Mercedes-Benz fabrikasının yanı sıra Bosch, Bertrandt, EDAG Group, HARMAN International, IBM Deutschland ve HP Deutschland gibi dünya çapında şirketlerin de faaliyet gösterdiği bu şehirde bir gün boyunca park ücreti olarak sadece 1,50 avro ödedim.


Almanya’nın sanayi ve teknoloji merkezlerinden en önemli birindeyiz.
Ve bir kahve fiyatına bile ulaşmayan bu park ücretini ödedik.
Türkiye’yi ve fiyatları Türk basınından takip ediyoruz.
Bu sence de ilgi ve dikkat çekici değil mi?”
……………
Aman Bayram abicim, beni bu işlere sokma.
Gözünü seveyim, bizde pahalı Almanya’da ucuz filan deyip benim ağrımayan başımı niye ağrıtacaksın?
Siz oralardan yalan yanlış yazan (!) Türk basınını filan takip etmeyin.
Türkiye’de hayat sudan ucuz (!)
Ben sizi çok seviyorum.
………………..
GÜNÜN OKKALI SÖZÜ
İki şey elden gitmeden anlamını ve önemini takdir etmek mümkün değildir; biri gençlik, biri sağlıktır.
NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Eski Hava Hastanesinin ya da Orduevinin bulunduğu kavşakta sağa dönecekler sağ şeritte, direkt ilerleyecek olanlar ise sol şeritte durmayı öğrendikleri zaman daha iyi ADAM oluruz.