SPORDA TÜRK-KÜRT AYRIŞMASI YAPILAMAZ
Bugünkü yazımıza izninizle Konyaspor’un İstanbul’daki tarihi Beşiktaş maçının ardından kısa bir futbol değerlendirmesi ile başlamak istiyorum.
Konyaspor, Ömer Atiker yönetiminde ligin sonuna doğru hem puan maratonunda hem de kupada öyle bir şeyler yapıyor ki, inanın tribünde tüm bunlara canlı şahit olmamıza rağmen zaman zaman kendimi çimdikleyerek yaşadıklarımın bir rüya olup olmadığını kontrol ediyorum.
Bir Konyaspor düşünsenize; Türk futbolu dendiği zaman akla gelen ilk dört takım Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş ve Trabzon’un hepsini yeniyor.
Söyler misiniz, bu sene hangi takım bu seriyi yakalamış?
Dün gece İstanbul bizim için adeta yeniden fethediliyordu.
İstatistikler bile adeta tersinden okunuyordu.
Beşiktaş’ın bu yeni stadyumunda Konyaspor ilk galibiyetini alıyordu.
Ve Konyaspor, kazandığı Türkiye Kupası’nın ardından bu kez bir kez daha “olamaz”, “mümkün değil” denilenleri; hem de sadece bizim için değil, Türkiye futbol otoritelerinin ve Türk futbolunu yönetenlerin dahi inanamadıklarını bir bir yapıyor, bu dört büyük takımı da “Hadi sıradaki gelsin” dedikten sonra tek tek deviriyor ve sahada havluyu attırıyordu.


Başkan Atiker’den yönetim kuruluna, teknik direktör İlhan Palut’tan tüm futbolculara; sahada oynayan, oynamayan herkesle; Beşiktaş’ta, yeşil-beyazlı formalı 1000’e yakın taraftarımızla; soğuk, yağmur, kar, güneş demeden takımının peşinde koşan yerel basınıyla; maçı uzaklardan da olsa dualarıyla destekleyen on binlerce insanımızla tek yumruk olarak tarihe not düşen şehrimizle gurur duyuyorduk.
Kimin emeği varsa, kimin teri varsa, kimin yüreği, kimin duası varsa herkesten Allah razı olsun.
………………..
TÜRK FUTBOLUNDA
ENDİŞELENDİREN
DAHASI KORKUTAN
O KARA SENARYO
YAŞANMAMALI
Konyaspor-Beşiktaş maçı başlarken yeşil-beyazlı ve siyah-beyazlı taraftarların, binlerce sporseverin ortak, tek bir ağızdan yapmış oldukları tezahüratta Abdullah Öcalan’ın isminin geçmesi bir anda beni geçtiğimiz hafta sonuna götürdü.
Malum, artık Süper Lig’in yeni takımlarından biri de Diyarbakır temsilcisi AMEDSPOR…
Amedspor’un maçlarını bu yıl fırsat buldukça televizyondan izlemeye çalıştım.
Tabii görevimiz gereği de Amedspor’un özellikle çıktığı bazı deplasmanlardaki yaşadığı durumu kaygı ile izliyordum.
Ama sonuçta Amedspor zoru başardı ve şampiyon olarak ligin yeni takımı oldu.

Erzurumspor nasıl tüm Türkiye tarafından başarısıyla kabul edildiyse, Amedspor da böyle kabul edilmeliydi.
Hatta Amedspor lige çıkar çıkmaz şampiyonluğunu ilan ettikten dakikalar sonra Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından tebrik edildi.
Daha iki gün önce MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli grup toplantısında Amedspor’u kutladı.
Bugün için Türkiye’nin bir ve iki numaralı liderleri Diyarbakır temsilcisi Amedspor’u kutlarken Türk futbol kulüplerinin çetelesi tutuluyor.
Bu nasıl bir çetele?
Amedspor’u kutlayan kulüpler,
Amedspor’u tebrik etmeyen kulüpler…
……
Durun, bu konu ile ilgili aklıma bir şey daha geldi.
Mardinspor-Kahramanmaraş maçını protokolde izleyen isimlere bir bakalım mı?
Halk tarafından seçildikten sonra yaşanan bir dizi hukuki ve polisiye araştırmaların ardından görevden alınan eski belediye başkanı ve maalesef artık insanlar böyle yorumladığı için aynı yorumu yapıyorum, “Kürt siyasetçi Ahmet Türk” ile Ahmet Türk’ün yerine kayyum olarak atanan Mardin Valisi ve belediye başkanı birbirleriyle tokalaşıyor, selamlaşıyorlar ve maçı da yan yana seyrediyorlardı.

Şimdi gelelim yeni sezon için yaşanılan gerginliklere, sosyal medya yorumlarına; sözüm ona kendilerini Türk ya da Kürt olarak ayrıştıran insan ya da kesimlerin nasıl ateşle oynadıklarına.
Yahu Allah aşkına, vakti zamanındaki Diyarbakırspor-Konyaspor olaylı maçını birebir sahada yaşayanlardan biri olarak o günleri yeniden yaşamak, yaşatmak hangi futbolu seviyorum diyen sahada olan, tribünde olan insana bir kazanç sağlayacaktır?
Ülke bu Türk-Kürt kavgasından, Türk-Kürt kardeşliğine dönüşüm sürecine girmişken; futbol gibi evrensel bir oyunda yeni sezonda başımıza istenmedik işleri açmak inanın kimseye hiçbir şey kazandırmaz.
Tekrar söylüyorum ve başa dönüyorum.
Beşiktaş-Konyaspor maçında tribünde ve sahada gerçekten spor adına utanılacak kötü bir şey hiç olmadı.
Beşiktaş acı mağlubiyeti tribünden saha içine olgunlukla karşılarken, Konyaspor tarihi zaferi tribünden sahaya erdemlilik içerisinde yaşadı.
Ama Konyaspor ve Beşiktaş taraftarlarının maç öncesi atmış oldukları siyasi sloganlar ve tezahüratlar aklıma gelince ve Amedspor’un şampiyonluğunun ardından yazılan, çizilen çirkin, bölücü yorum, yazı ve fotoğraflar beni korkuttu.
İnşallah korktuklarımı yaşamayız.
12 Eylül’ün öncesini ve sonrasını hem bir üniversite öğrencisi hem de bir gazeteci olarak tüm acılarıyla, gözyaşıyla, kanıyla, ölümüyle, infazıyla, idamlarıyla yaşadıktan sonra bir daha asla sporda ve her yerde Kürt-Türk ayrışmasını, kavgasını düşünmek dahi istemiyorum.
………………..
YENİ EMNİYET
MÜDÜRÜMÜZ KOÇ’A
HOŞ GELDİNİZ DİYORUM
Maksut Müdürümüzü Ankara’ya gururla uğurladıktan sonra yeni Emniyet Müdürümüz Sayın Necmettin Koç törenle karşılandı ve kendisi de ayağının tozuyla önce Hazreti Mevlânâ Türbesi’ne, ardından Şems-i Tebrizi’yi ziyaret ederek anlamlı bir mesaiye başladı.

Sayın Koç’un şehrimizde göreve başlaması ile birlikte yapmış olduğu yazılı açıklamadaki “Bu şehirde görev yapmak herkese nasip olmaz.” sözü bana Konya’da en uzun süre görev yapan Sayın Valimiz Ahmet Kayhan’ı hatırlattı.
Sayın Valimiz de bu sözü sık sık söylerdi.
İnşallah Sayın Emniyet Müdürümüzle ilk görüşmemizin ardından birebir kanaatlerimizi de yine bu sütunlarda paylaşacağız inşallah.
………………..
“STRES İÇİN
TATİL ŞART
TATİL İÇİN
KDV İNDİRİMİ ŞART”
Sağ olsunlar dostlarımızın sayesinde her gün böyle yerel yazılar yazmaya devam ediyoruz.
İşte Eskişehir’in en başarılı, en tanınan, bilinen, sevilen, sayılan turizmcilerinden Konyalı dostumuz Deniz Demir şu bilgileri bizimle paylaşarak kamuoyunun duymasını istiyordu:

“Konaklama vergisinde yapılan indirimi sevinçle karşıladık. İç pazarı hareketlendirmek ve Türk insanının da tatil yapabilir hâle gelmesi için KDV’nin de düşmesi, %1-%2 seviyelerine inmesi gerekmektedir.
Bir yıl boyunca yoğun tempoda çalışan Türk tüketici, yıllık izninde stresini atmak, ailesi ile zaman geçirmek istemekte ancak hem sektörün istihdam ve gıda enflasyonu maliyetlerinden dolayı yüksek fiyatlar nedeniyle tatil yapamamaktadır.
Bilimsel verilerle konuşmak gerekirse, dünyanın en stresli ülkelerinin başındayız. Tatil anlayışı; toplumu rahatlatan, stresten arındıran, farklı şehir görme, tarih ve doğa ile buluşma gibi istekler çerçevesinde toplumsal yapının şekillenmesinde çok önemli olup, psikolojik olarak insanları rahatlatmaktadır.
Türkiye, son veriler ve küresel araştırmalara göre dünyanın en stresli ülkeleri arasında zirvede yer almaktadır. Araştırmalara göre Türkiye’de her iki kişiden biri ciddi stres altında yaşamakta olup, stres oranı %76 ile %87 arasında değişen oranlarla çok yüksek seviyelerde seyretmekte ve bu durumun temel kaynağı ekonomik sıkıntılardır. Türkiye’nin Stres Karnesi ve öne çıkan bulgular: Yüksek stres seviyesi: WIN International ve Barem tarafından yapılan araştırmaya göre Türkiye’nin %87’si stres altında olup, bu oran 2022’ye kıyasla %36’lık bir artışı göstermektedir. Dünya sıralaması: Gallup’un Global Emotions raporuna göre Türkiye dünyanın en stresli 5. ülkesi konumundadır, diğer bazı çalışmalarda ise bu oran %76 ile en yüksek seviyede gösterilmektedir. Stres kaynakları: Stresin en büyük nedeni ekonomik faktörler (parasızlık) olarak öne çıkmaktadır. Cinsiyet farkı: Kadınlar erkeklerden daha streslidir. QNB Sigorta’nın verilerine göre kadınların %83’ü kendini stresli tanımlarken, erkeklerde bu oran %69’dur. Ruh sağlığı: Ipsos’un küresel araştırmasına göre Türkiye, %38 oranla dünyada ruhsal hastalıkların en çok görüldüğü ikinci ülkedir.
Bu nedenlerle insanımız tatil yapmalıdır. Konaklama vergisinde yapılan indirim sevindirici olup, KDV oranında da aynı şekilde indirim beklemekteyiz.”
…
Dostumuz Deniz Demir’in ağzından ifade ettiklerini tüm tanıdığımız turizmciler adına buradan yetkililere seslenerek biz de üzerimize düşeni yapmaya çalıştık.
Türkiye’nin dört bir yanı alev topu olmuş, cayır cayır yanarken; insanlar ölüp şehirler yok olurken turizm sektörü de bu konuda büyüklerimizden, devlet yetkililerinden böyle bir yardım talebinde bulunuyordu.
Biz de “elçiye zeval olmaz” diyerek onların sesi olmaya çalıştık. Takdir elbette ki büyüklerimizin.
………………..
GÜNÜN OKKALI SÖZÜ
Büyük düşünceler basit kelimelerle ifade edilir.
NE ZAMAN ADAM OLURUZ
Mevlânâ Caddesi’nde ve Türbe önünde moto kuryeler hareket hâlindeki iki aracın arasından geçmeye çalışmadıkları zaman daha iyi ADAM oluruz.