Konya
Kapalı
7°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,3747 %0.05
51,5038 %0.26
6.435,78 % 0,18
Ara

GİDİLECEK BİR YER KADAR İNSAN KALABİLMEK

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

İnsanın içi, bazen sessizliğin bile ağır geldiği bir odaya dönüşür. Dışarıdan bakıldığında her şey yerli yerindedir; duvarlar sağlam, pencere açık, ışık yeterince içeri sızıyordur. Ama içeride bir şeyler eksiktir. Ne olduğu tam tarif edilemez, sadece hissedilir. İşte o anlarda, insanın içinde tarif edemediği bir hareket başlar. Bir arayış… Bir uzaklaşma isteği… Bir yere varma ihtiyacı değil, bir yerden çıkma zorunluluğu.

 

İnsan her zaman kalamaz. Aynı sokakta, aynı düşüncede, aynı hatıraların içinde sürekli duramaz. Çünkü bazı duygular vardır ki yerinde kaldıkça büyür, kök salar, insanın içine yerleşir. Ve o kökler, zamanla insanın kendisini sıkıştırır. Nefes almak zorlaşır. İşte o zaman, gidilecek bir yerin varlığı hayati bir anlam kazanır. Bu yer bir şehir olmak zorunda değildir. Haritada işaretlenmiş bir nokta, bir tren bileti ya da uzak bir ülke… Bunların hiçbiri şart değildir. Bazen bir insanın sesi olur o yer. Bazen bir defterin boş sayfası. Bazen de kimsenin bilmediği, sadece kişinin kendine ait bir düşünce köşesi… İnsan, oraya vardığında değişmez belki ama içindeki ağırlık biraz olsun yer değiştirir. Çünkü gitmek, her zaman kaçmak değildir. Gitmek, bazen kendini korumaktır. Aynı cümleleri tekrar tekrar kurmaktan yorulan zihni dinlendirmektir. Kalbin yükünü hafifletmek, suskunluğun içindeki çığlığı biraz olsun bastırabilmektir. İnsan, her şeyle savaşamaz. Her duygunun üzerine yürüyemez. Bazı anlar vardır ki mücadele etmek değil, uzaklaşmak gerekir. Ama herkesin bir yeri yoktur. İşte asıl kırılma da burada başlar. Gidecek bir yeri olmayan insan, kendi içinde sıkışır. Ne dışarı çıkabilir ne de içeride kalabilir. Bir düşüncenin ortasında asılı kalmış gibi… Ne ilerleyebilir ne de geriye dönebilir. Bu yüzden insan, kendine bir yer inşa etmelidir. Gerçek ya da hayali… Somut ya da soyut… Ama mutlaka bir yer. Bu yer, insanın kendine dürüst olabildiği tek alan olmalıdır. Maskelerin düşürüldüğü, kelimelerin saklanmadığı, hislerin bastırılmadığı bir alan… Çünkü insan en çok kendinden saklandığında yorulur. Ve en çok kendine varabildiğinde iyileşir. Belki bir gün, o yer bir bankın köşesi olur. Belki denizi olmayan bir şehirde, gözleri kapatıp dalga seslerini hayal etmek… Belki eski bir şarkının içinden geçmek… Ya da sadece sessizce oturup hiçbir şey yapmamak. Önemli olan nereye gidildiği değil, gidildiğinde neyin değiştiğidir. İnsan, her zaman güçlü kalamaz. Her zaman dimdik duramaz. Bazen kırılır, bazen susar, bazen de kendine bile yabancılaşır. Ama tüm bunların içinde, sığınabileceği bir yer varsa… İşte o zaman tamamen kaybolmaz. Sadece biraz uzaklaşır. Ve belki de geri döndüğünde, kendine daha yakın olur.

 

Gidilecek Bir Yer Kadar İnsan Kalabilmek

 

İnsan, ancak gidebildiği kadar özgürdür. Ve belki de en çok, kendi içinde bir yer bulabildiğinde insan kalmayı başarır.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *