SELÇUKLU POLİSİN SANAL GÖZÜNDE
Bayram öncesinde Konya Valisi İbrahim Akın, Konya Emniyet Müdürü Maksut Yüksek ve Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı’nın ortak imzaladığı bir protokolü bence atladık

Bu şehirde her gün o kadar çok protokol imzalanıyor, o kadar çok protokol görüşmesi yapılıp haber servisi ediliyor ki bu zamanla sıradanlaşıyor.
Biz gazeteciler için de bir körlük oluşturuyor.
Bu haberin çok daha öncesini bilmeseydim benim için de sıradan bir protokol haberi olur, geçerdim.
Ancak bu protokol, bu anlaşmanın resmiyete dönüşmesi ile Selçuklu Belediyesi sınırları belki de Türkiye’de ilk defa 24 saat polisin kamera gözleri ile denetlenecek, taranacak.
Yanlış bir benzetme olmaz ise uçan kuşun değil, uçan sineğin kanatları bile polisin gözü ile izlenecek.
Sayın Valimizin başkanlığında gerçekleştirilen bu protokol ile polis önce hassas bölgeleri tespit etti.
Selçuklu ilçemiz 700.000 nüfus ile bugün Türkiye’nin pek çok ilinden büyük bir ilçe.
Ve bu ilçenin merkezde Meram’dan, Karatay’dan ayrılan çok farklı yönleri var.
Mesela bu ilçemiz Selçuk Üniversitesi’ni, Necmettin Erbakan Üniversitesi’ni, Teknik Üniversite’yi, Konya Şeker’in Tarım ve Gıda Üniversitesi’ni bünyesinde barındırıyor.
Bu ne demek? Üniversite gençliğinin kalbi bu ilçe sınırları içerisinde atıyor.
Genç, hareketli nüfus burada.
Konya ekonomisinin, Türk ekonomisinin beyni, yüreği olan sanayilerimiz burada.
On binlerce çalışan işçimiz, teknik elemanımız bu ilçe sınırları içerisinde.
Yani lafı uzatmanın bir anlamı yok.
Selçuklu kıpır kıpır; iyi bakarsanız iyi, korkarak bakarsanız çok tehlikeli bir ilçemiz.
“Tehlike” derken, “potansiyel tehlike” derken ne demek istediğimi de devlet, yani polis ve istihbarat bilir.
Konya büyüklerimizin ifade ettiği gibi, dahası gönüllerinden geçtiği gibi gerçek anlamda bir HUZUR ŞEHRİ olmak veya olabilmek için çırpınıyorsak önce hepimizin can ve mal güvenliği en üst seviyede olmalı.
Çok şükür genelde böyle.
Ramazan ayında, yanılmıyorsam saat 01.00 sularıydı.
Adalhan Kavşağı’nda kırmızı ışıkta beklerken bir genç kızımızın tek başına kaldırımda yürümekte olduğu dikkatimi çekti.
Vallahi ben içimdeki korkulardan, kafamdaki karmaşalardan dolayı o saatte böyle rahat yürüyemezdim.
Eğer bir kızımız gecenin bu vaktinde tek başına rahatça yürüyüp evine, yuvasına gidebiliyorsa bu şehrin huzurunun en büyük göstergesidir.
Bu bardağın dolu tarafı.
Biz dolu tarafına bakıp mutlu olurken boş tarafına bakıp hem tedbir almak hem de korktuklarımızı yaşamamak için çalışmalıyız.
Bunu da en iyi polis bilir, istihbarat bilir.
Mesela aklınıza gelebilecek her türlü kötülüğün gözümüzün önünde gerçekleşebileceği açık mekânlar yani parklardır.
İl Emniyet Müdürü Maksut Yüksek, polis teşkilatında istihbaratın tabandan tavana en yüksek birimlerinde görev yapmış tecrübeli bir isimdir.

Maksut Müdür ile yaptığımız her görüşmede ilk geldiği günden bu yana parklara ve parklardaki tehlikeye dikkat çekiyordu.
Ve bu protokol töreni öncesi Selçuklu’da bazı bölgelerde başta parklar olmak üzere polisin sanal gözü devreye girdi.
Şimdi Selçuklu, kısa süre sonra yaklaşık ilk aşamada 900 park ile 24 saat tamamen polisin gözetiminde olacak.
Küçük bir tüyo verelim:
Selçuklu’da bu iş sadece park, bahçe ile kalmayacak. Yakında Selçuklu’da her sokak, her mahalle, her kaldırım polisin gözünün önünde olacak ve bizlerin huzuru, güvenliği için uçan sineğin kanatlarını polis izleyecek.
……………….
SADECE DÜN
DEĞİL TÜM GÜNLER
BU GÜZEL ÇOCUKLARIN
OLMALIDIR
Dün 21 Mart Down Sendromlular Günü idi.
Bu gün Birleşmiş Milletler tarafından Dünya Down Sendromu Günü olarak ilan edilmişti.
Şimdi bir şey diyeceğim; bazı okurlarımız bayram bayram yine bana kızacaklar.
Türkiye’de bu özel çocuklar için böylesine ciddi bir çalışmayı, vakfı ilk kuran yine Selçuklu Belediyesi olmuştu.
Sonra DOSD Meram bu işi bir diğer kanaldan geliştirdi.

Bu özel çocuklar ile ailelerinin verdiği mücadeleyi ancak kendileri bilir, bir de Allah bilir; yani çeken bilir.
Onun için bu güzel çocuklarımızın ve ailelerinin takvimdeki günlerini yürekten kutlarken bir ömür boyu kendilerine sabır, başarı ve mutluluklar diliyorum.
………………..
NEVRUZ İLE
İLGİLİ YENİ BİLGİYİ
ADNAN ÖZKAFA’DAN
ÖĞRENMİŞ OLDUK
Dün yine Nevruz idi.
Nevruz ile ilgili sol yayınlardan sağ yayınlara pek çok yeni bilgi öğrendim, dahası öğrenmeye çalıştım.
Mesela Oda TV’de Kaan Arslanoğlu’ndan “Kimi Nevruz der, kimi Newroz…” başlıklı yazı bir başka pencere açarken, bizim yerelde de Adnan Özkafa abimizin şu paylaşımı benim için yeni bir bilgi idi.

“NEVRUZ
Peygamberimiz Medine'ye hicret edince oranın ahalisinin Nevruz ve Mihrican adı altında yıllık iki bayram kutladığını görmüş, Allah'ın bu iki bayram karşılığı müslümanlara onlardan daha hayırlı Ramazan ve Kurban Bayramlarını verdiğini söylemiştir.
Nevruz gece ile gündüzün eşit olduğu 21 Mart'ta tabiatın canlanıp dirilmeye başladığı Hıdırellez gibi bir bahar bayramı, Mihrican da yine gece ve gündüzün eşit olduğu 23 Eylül'de hasat günleri ve artık tabiatın yeniden dinlenmeye geçeceği günlerin bayramı olarak kutlanmıştır.
İran, İslâm öncesi Türkler, Kürtler ve mecusiler tarafından yaygın olarak kutlanan Nevruz'a bazı İslam alimleri mecusilere benzeme olacağından dolayı karşı çıkmışlar ve bu güne tazim için oruç tutmak mekruh kabul edilmiştir.
Bununla beraber İslâmî dönemde Osmanlı, Selçuklu ve diğer bazı İslam devletleri tarafından da -dini bir hüviyet kazandırmamak şartıyla- zaman zaman kutlandığı vakidir.
Türklerin Ergenekon'dan çıkışı ile bağlantı kurulmuş, şairler "Nevrûziyye" adı altında şiirler yazmışlar ve padişahtan hediye almışlardır.
Sonuçta Nevruz köken olarak İslâmî bir bayram değildir. Bir yönüyle kültür ve gelenek, bir başka yönüyle de "Nevruz ateşi" denilerek ateşle özdeşleşen bir Mecusi/ateşperest bayramıdır.
Bu sene Nevruz ve Ramazan Bayramının aynı günlere tevafuk etmesi ile Peygamber Efendimizin yukarıda zikrettiğimiz hadîs-i şerîfi daha da özel bir önem arz etmektedir.”
………………..
GÜNÜN OKKALI SÖZÜ
At ölür, itlere bayram olur.
NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Güzel günlerin kıymetini bilirken, bugünlerde yürekleri yananlarla da empati yapabildiğimiz zaman daha iyi ADAM oluruz.